<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kirklareli Gazetesi</title>
    <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr</link>
    <description>Kırklareli Gazetesi Kırklareli yerel gazetes</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Kırklareli @ 2024</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 30 Apr 2026 07:10:02 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ani sıcaklık değişimleri çocukları vuruyor: Uzmandan ailelere "kat kat giydirin" uyarısı]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/ani-sicaklik-degisimleri-cocuklari-vuruyor-uzmandan-ailelere-kat-kat-giydirin-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/ani-sicaklik-degisimleri-cocuklari-vuruyor-uzmandan-ailelere-kat-kat-giydirin-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ani hava değişimlerinin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülsenem Aracı, gün içindeki sıcaklık farklarının özellikle okul çağındaki çocuklarda hastalık riskini artırdığını belirterek ailelere "kat kat giydirin" uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda sıkça yaşanan ani hava değişimleri, özellikle çocukların sağlığını tehdit ediyor. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Gülsenem Aracı, gün içinde yaşanan hızlı ısı farklarının çocukların bağışıklık sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu belirtti. Çocukların vücut ısılarını yetişkinlere göre daha zor dengelediğini vurgulayan Uzm. Dr. Aracı, "Gün içindeki ani sıcaklık değişimleri; soğuk algınlığı, grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının artmasına neden oluyor. Özellikle okul çağındaki çocuklar, kalabalık ortamlarda bulunmaları nedeniyle hastalıklara daha açık hale geliyor" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Sadece fiziksel değil, zihinsel etkiler de görülüyor"<br />
Değişken hava şartlarının yalnızca hastalıklarla sınırlı kalmadığını ifade eden Aracı, bu durumun çocukların günlük hayatını da etkilediğini belirtti. "Ani hava değişimleri çocuklarda halsizlik, iştahsızlık ve odaklanma sorunlarına yol açabiliyor. Aynı zamanda kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirilmesi, hem hareketsizliği artırıyor hem de bulaşıcı hastalık riskini yükseltiyor. Bu durum çocukların fiziksel olduğu kadar zihinsel gelişimini de olumsuz etkileyebiliyor" diye konuştu.<br />
<br />
Ailelere önemli öneriler<br />
Ebeveynlerin bu süreçte dikkatli olması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Aracı, şu önerilerde bulundu:<br />
"Çocuklar hava koşullarına uygun şekilde giydirilmeli ve kat kat giyim tercih edilmelidir. Dengeli beslenme, yeterli uyku ve bol su tüketimi bağışıklık sistemini destekler. Ayrıca çocukların düzenli olarak açık havada zaman geçirmesi ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi de hastalıklardan korunmada önemli rol oynar. Ani hava değişimlerinde belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık uzmanına başvurulmalıdır."<br />
<br />
"Kat kat giyinme yöntemi öne çıkıyor"<br />
Değişken hava şartlarında en etkili yöntemlerden birinin kat kat giyinme olduğunu belirten Uzm. Dr. Aracı, "Tek kalın kıyafet yerine ince ama birden fazla katman tercih edilmelidir. Bu sayede gün içinde değişen hava koşullarına göre kıyafetler kolayca çıkarılıp giyilebilir ve vücut ısısı dengede tutulur. Pamuklu ve nefes alabilen kumaşlar tercih edilmeli, sentetik ürünlerden kaçınılmalıdır. İç katmanda pamuklu tişörtler, dış katmanda ise rüzgârı kesen ama hava alan giysiler daha sağlıklıdır" ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/ani-sicaklik-degisimleri-cocuklari-vuruyor-uzmandan-ailelere-kat-kat-giydirin-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 22:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/a-w693884-01.jpg" type="image/jpeg" length="53356"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli’nde Dünya Aşı Haftası Etkinliği Düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/kirklarelinde-dunya-asi-haftasi-etkinligi-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/kirklarelinde-dunya-asi-haftasi-etkinligi-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli’nde Dünya Aşı Haftası kapsamında açılan stantta, aşı uygulamaları ve sağlıklı yaşam konularında vatandaşlara bilgilendirme yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü, 24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası etkinlikleri kapsamında Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi semt polikliniği önünde bilgilendirme standı açtı. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı tarafından kurulan stantta, çocukluk ve erişkin dönemine yönelik aşı uygulamaları hakkında vatandaşlara bilgi verildi.</p>

<p>Etkinlik kapsamında bulaşıcı hastalıklar, kronik hastalıklar, ruh sağlığı, kanser ve sağlıklı beslenme konularında farkındalık çalışmaları gerçekleştirildi. Sağlık personelleri tarafından vatandaşlara yönelik çeşitli bilgilendirmeler yapılarak toplum sağlığının korunmasına yönelik önemli mesajlar paylaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Stantta ayrıca karbonmonoksit ölçümü yapılarak sigara kullanan vatandaşlar sigara bırakma polikliniklerine yönlendirildi. Yetkililer, bilgilendirme çalışmalarının devam edeceğini belirtti. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/kirklarelinde-dunya-asi-haftasi-etkinligi-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/684665964-1410510364441611-1601035884852213952-n.jpg" type="image/jpeg" length="16075"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Genç yaşta kalp krizi riskine dikkat: "Horlama ve uyku apnesi ilk belirti olabilir"]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/genc-yasta-kalp-krizi-riskine-dikkat-horlama-ve-uyku-apnesi-ilk-belirti-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/genc-yasta-kalp-krizi-riskine-dikkat-horlama-ve-uyku-apnesi-ilk-belirti-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda kalp krizi geçirme yaşının 40’lı yaşlara kadar düştüğüne dikkat çekerek, bu durumun önemli nedenlerinden birinin "horlama" ile kendini gösteren "uyku apnesi" olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uyku sağlığının insan yaşamında kritik bir rol oynadığını ifade eden Özkaya, bireylerin hayatlarının yaklaşık yüzde 25 ila 35’ini uykuda geçirdiğini hatırlattı. Uykunun hem fiziksel hem de zihinsel yenilenme açısından vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Özkaya, "Uyku problemleri tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" dedi.<br />
<br />
"Beynin yeterli oksijen alamamasıyla ilgili"<br />
Uyku apnesinin, kişinin uyku sırasında nefesinin geçici olarak durması anlamına geldiğini belirten Özkaya, bu durumun beyin ve vücutta tekrarlayan oksijen yetersizliğine neden olduğunu söyledi. Horlamanın toplumda çoğu zaman hafife alındığını ifade eden Özkaya, "Yüksek sesli horlama aslında kişinin nefes almakta zorlandığının bir göstergesidir. Bu durum, beynin yeterli oksijen alamamasıyla ilgilidir" diye konuştu.<br />
Obstrüktif uyku apnesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Özkaya, kandaki oksijen seviyesinin düşmesinin (hipoksemi) kalp ritminde hızlanma ve tansiyon yükselmesine neden olabileceğini belirtti. Bu değişimlerin kalp krizi riskini artıran önemli faktörler arasında yer aldığını kaydeden Özkaya, "Uyku apnesi damar yapısını bozarak plak oluşumuna ve ani kalp ölümü riskine zemin hazırlayabilir" ifadelerini kullandı.<br />
Belirtilere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Özkaya, şu uyarılarda bulundu: "Eğer eşiniz uykuda horluyor, nefesi zaman zaman duruyor ve ardından gürültüyle nefes alıyorsa; gündüzleri sık sık uyukluyor, kendini yorgun ve halsiz hissediyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır."<br />
Uzmanlar, erken teşhis ve tedavinin hem yaşam kalitesini artırdığını hem de kalp-damar hastalıkları riskini önemli ölçüde azalttığını belirtiyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/genc-yasta-kalp-krizi-riskine-dikkat-horlama-ve-uyku-apnesi-ilk-belirti-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 22:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/a-w693127-01.jpg" type="image/jpeg" length="62552"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıbbi Laboratuvar Çalışanları Haftası Kutlandı]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/tibbi-laboratuvar-calisanlari-haftasi-kutlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/tibbi-laboratuvar-calisanlari-haftasi-kutlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Babaeski Devlet Hastanesi’nde 20-26 Nisan Tıbbi Laboratuvar Çalışanları Haftası kapsamında laboratuvar personeline yönelik kutlama ziyareti gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Babaeski Devlet Hastanesi, 20-26 Nisan Tıbbi Laboratuvar Çalışanları Haftası kapsamında laboratuvar biriminde görev yapan personeline yönelik anlamlı bir ziyaret gerçekleştirdi. Hastane yönetimi tarafından yapılan ziyarette çalışanların haftası kutlandı.</p>

<p>Ziyaret sırasında laboratuvar çalışanlarının sağlık hizmetlerinin önemli bir parçası olduğuna dikkat çekildi. Büyük bir özveriyle görev yapan personelin emeklerinin takdir edildiği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastane yönetimi, laboratuvar çalışanlarının sağlık sistemindeki kritik rolüne vurgu yaparak tüm ekibe teşekkür etti. Program, iyi dileklerin iletilmesinin ardından sona erdi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/tibbi-laboratuvar-calisanlari-haftasi-kutlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/683567033-18108203327510207-332225218082401489-n.jpg" type="image/jpeg" length="75085"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bolu'daki vahşetin sebebi Lohusa Depresyonu mu]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/boludaki-vahsetin-sebebi-lohusa-depresyonu-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/boludaki-vahsetin-sebebi-lohusa-depresyonu-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bolu'da bir annenin 2 aylık bebeğini katletmesinin ardından uzmanlar, gebelik ve doğum sonrası psikolojik süreçlere dikkat çekti. Uzman Psikolog Çağın Mert Öğüt, lohusalık döneminde annelerin suçluluk ve yetersizlik duyguları yaşayabileceğine dikkat çekerek, "Yeni anne olmuş kişiye destek olurken aşırı işine karışmak ve 'şunu şöyle yap, böyle daha iyi anne olursun' gibi onu yetersiz hissettirecek söylemlerden kesinlikle kaçınılmalıdır" uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Geçtiğimiz günlerde Bolu'nun Gerede ilçesinde bir annenin henüz 2 aylık bebeğini boğazını keserek öldürmesi kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Yaşanan bu vahim olayın ardından gebelik sürecinin ve sonrasının zorluklarına dikkat çeken Uzman Psikolog Çağın Mert Öğüt, lohusalık döneminde istenmeyen psikolojik durumların ortaya çıkabileceğini belirterek uyarılarda bulundu.<br />
<br />
"Kendini yetersiz bir anne gibi görmek gibi etkiler de ortaya çıkabiliyor"<br />
Gebelik sürecinin etkilerine değinen Psikolog Çağın Mert Öğüt, "Gebelik süreci başlı başına zor bir süreç olduğu gibi, doğum sonrası da lohusalık dönemi yine başlı başına zor bir süreç oluyor. Bu durumda tabii istenmeyen durumlar da ortaya çıkabiliyor. Doğum sonrası depresyon dediğimiz, postpartum depresyon, dünya genelinde yüzde 10'la yüzde 20 arası bir oranda görülebiliyor. Burada anne, yeni anne olmuş kişi; suçluluk duyguları, değersizlik duyguları, yetersizlik duyguları, hayata karşı ilgisini kaybetme, kendine karşı ilgisini kaybetme gibi depresif süreçler yaşayabiliyor. Bu dönemde çocuğundan soğumak, çevresinden soğumak, kendini yetersiz bir anne gibi görmek gibi etkiler de ortaya çıkabiliyor" dedi.<br />
<br />
"Sosyal desteği çok önemsiyoruz"<br />
Sosyal desteğin çok önemli olduğunu ifade eden Psikolog Öğüt, "Bu kadar sert olmayan bir de lohusalık hüznü dediğimiz, 'baby blues' dediğimiz bir durum var. Burada da bu da yüzde 50, yüzde 40 civarında görülebiliyor dünya genelinde. Daha hafif ruhsal dalgalanmalarla kendini gösteriyor ve genelde kendi kendine geçen, düzene giren bir durum oluyor. Bu dönemde, lohusalık döneminde eğer böyle bir durum ortaya çıkarsa mutlaka destek alınmasını, profesyonel destek alınmasını öneriyoruz. Ama bu kadar ileri olmasa bile mutlaka sosyal desteği çok önemsiyoruz" ifadelerine yer verdi.<br />
<br />
"Kendini yalnız hissettirmemek çok önemli"<br />
Yeni anne olan kişilere destek olunmasının önemine değinen Öğüt, "Yeni anne olmuş kişinin yanında olmak, ona destek vermek, yardım etmek, onu takdir etmek, kendini yalnız hissettirmemek çok önemli. Ama bunu yaparken bir şeye çok dikkat etmemiz gerekiyor: Ona kendini yetersiz hissettirecek telkinlerden kaçınmamız gerekiyor. Aşırı işine karışmak, 'bunu böyle yap, şunu şöyle yap, böyle yapmalısın, böyle daha iyi anne olursun' gibi söylemlerden kaçınmamız gerekiyor. Zaten zor bir süreçten geçen anne bu durumda kendini yetersiz görebilir, 'acaba ben iyi bir anne değil miyim' diye görebilir. Bu tarz söylemlerden ve yaklaşımlardan kaçınmak en doğrusu olur" diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber, Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/boludaki-vahsetin-sebebi-lohusa-depresyonu-mu</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 20:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/a-w693085-01.jpg" type="image/jpeg" length="14943"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar uyarıyor: "PCOS hastası çocuk sahibi olamaz' gibi bir durum söz konusu değil"]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/uzmanlar-uyariyor-pcos-hastasi-cocuk-sahibi-olamaz-gibi-bir-durum-soz-konusu-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/uzmanlar-uyariyor-pcos-hastasi-cocuk-sahibi-olamaz-gibi-bir-durum-soz-konusu-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Polikistik over sendromunun (PCOS), üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen sorunlardan biri olduğunu söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatma Ketenci Gencer, "Hiçbir zaman ‘PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz' gibi bir durum söz konusu değil. Önemli olan, yumurtlamayı baskılayan insülin direnci ya da her neyse onu yenebilmek. Tüp bebek tedavisinde bu hastaların gebe kalma şansı diğer kişilere göre daha yüksek."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Polikistik over sendromu (PKOS), doğurganlık çağındaki kadınlarda çok yaygın görülen, yumurtalıklarında küçük kistler, adet döneminde düzensizlik, tüylenme, akne ve kısırlığa neden olabilen bir hormon bozukluğu olarak ifade ediliyor. Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Fatma Ketenci Gencer de sendroma ilişkin bilgi verdi, tanı ve tedavi süreçlerine ilişkin konuştu. Doç. Dr. Ketenci Gencer, önemli uyarılarda bulundu.<br />
<br />
"Kesin bir tedavisi yok, şikayete yönelik tedavi planlıyoruz"<br />
‘PCOS dediğimiz, polikistik over sendromu, metabolik bir hastalık' diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Fatma Ketenci Gencer, "Altta yatan insülin direnci, artmış bir androjen yükü yani kıllanma, sivilcelenme yapan hormonların baskınlığı. Farklı yaş grubunda farklı şikayetlerle geliyorlar. Adölesan döneminde daha çok kıllanma, adet düzensizliği ya da kilo artışıyla hastalar başvururken üreme çağındaki hastalar bir tık daha kısırlık problemleriyle gelebiliyor. Tanı için Rotherham Kriterleri'ni kullanıyoruz. 3 kriter var, ultrasonda gördüğümüz küçük küçük tamamiyle olgunlaşamamış çok sayıda yumurtacığın olması, 2'ncisi artmış sivilcelenme, kıllanma, 3'üncü düzensiz adet görme. 3 kriterden 2'si söz konusu olduğunda tanı koyabiliyoruz. Kesin bir tedavisi yok, şikayete yönelik tedavi planlıyoruz, kişiye özel bir tedavi söz konusu. Özellikle altta yatan insülin direnci çok önemli. Bu durum direnç sebebiyle hastalarda ilerleyen dönemlerde şeker hastalığı olma ihtimalinin yüksek olduğunu bize söylüyor ve aynı zamanda gebelik döneminde gebeliğe bağlı şeker, hipertansiyon bu hastalarda daha sık karşılaştığımız durumlar. Hastayı daha komplike gebelikler bekliyor olabilir. Bunlardan kaçınmak için kilo vermek, hayat tarzı değişikliği, beslenme düzeni, Akdeniz diyeti gibi bu tarz tedaviler ya da insülin hassasiyeti için bazı ek tedaviler, medikal tedaviler verebiliyoruz" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz' gibi bir durum söz konusu değil"<br />
‘PCOS'lu hasta tüp bebek tedavisine gittiyse çok yüksek ihtimalle gebe kalıyor' diyen, sendromla ilişkili olabilecek hastalıklara yönelik konuşan Doç. Dr. Ketenci Gencer, "İlerleyen dönemde özellikle insülin direncine bağlı diyabet, diyabetin bütün sebep olduğu hastalıklar, kalp hastalığı, hipertansiyon gibi durumlar. Bu hastalarda östrojen fazlalığı söz konusu olduğu için ilerleyen dönemlerde endometrium yani rahim iç duvarının kanseri, meme kanseri gibi durumlar bir miktar daha fazla. Düzgün takibin çok önemli olduğu hasta grubu. Eğer bir hasta tanı aldıysa üreme ile ilgili problem yaşayabilir ama hiçbir zaman ‘PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz' gibi bir durum söz konusu değil. Önemli olan, yumurtlamayı baskılayan insülin direnci ya da her neyse onu yenebilmek. Yenebilirsek hayat tarzı değişiklikleri olabilir ya da herhangi bir ilaç insülin hassasiyetini arttıran bir ilaç da olabilir. Bu tarz tedavilerden sonra yumurtlamayı sağlayabilirsek kişi spontane yollarla gebe kalabilir. Yumurta çatlatma tedavileri deneyebiliriz ya da bu da olmadıysa tüp bebeğe gidebilir. Tüp bebek tedavisinde bu hastaların gebe kalma şansı diğer hasta grubuna göre daha yüksek" dedi.<br />
<br />
"PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz' gibi bir durum söz konusu değil"<br />
Sendromun sıklığına yönelik konuşan Doç. Dr. Ketenci Gencer, "Türkiye'deki oranlarla yurt dışındaki oranlar hemen hemen benzer. Yaklaşık her 10 kadından biri, yani yüzde 10- 13 gibi bir oran söz konusu, sık karşılaştığımız bir durum. Yılda bir kadın doğum muayenesi yeterli ancak 45-50 yaş bandında anormal, fazla miktarda adet kanaması olduğunda asla bu belirti göz ardı edilmemeli, mutlaka kadın doğum hekimine gidip tanı, takip, tedavi yöntemlerine bir an önce başvurulmalı. Memeyle ilgili durumlar çok önemli, 40 yaşından sonra standart tarama prosedürü söz konusu ama bu hastalarda bir tık erken başlanabilir. Kadınlar kendi meme muayenelerini yapmalı, her muayenede memeyi 4 kadrana bölerek kişi her kadranı eliyle muayene ederek eline gelen herhangi bir kitle söz konusuysa acilen hekime başvurmalı. İnsülin direncini kırmanın en önemli yollarından birisi kilo vermek, kilo verdiği zaman bazı hasta gruplarında hatta birçoğunda kilo vermek bile tek başına yumurtlamayı geri getirebilir, kişinin spontane gebe kalmasını sağlayabilir. Poliklinikte en sık karşılaştığımız hasta grubu, polikistik over sendromu. Önemli olan, var olan durumun farkında olmak, gerekli olan takipleri, kontrolleri yapmak. Eğer bir kişi PCOS ise ailesinde de diyabet hipertansiyon, kalp hastalığı gibi durumlar varsa bununla alakalı daha temkinli davranmak, yıllık rutinlerini yaptırmak, hekim takibinde olmak önemli. Özellikle aile hekimlerimiz çok güzel takip ediyorlar. 'PCOS var diye çocuk olmaz' diye bir durum söz konusu değil. İnfertilite tedavisinde basamak basamak gittiğimizde en son basamak, tüp bebek tedavisidir. Tüp bebek tedavisinde de en faydalanan grup poliskistik over sendromlu hasta grubudur. Çocuk sahibi olamama gibi bir durum çok söz konusu değil" </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/uzmanlar-uyariyor-pcos-hastasi-cocuk-sahibi-olamaz-gibi-bir-durum-soz-konusu-degil</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 22:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/a-w692240-01.jpg" type="image/jpeg" length="82542"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Başak ve Selda Eczaneleri Nöbetçi]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/basak-ve-selda-eczaneleri-nobetci-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/basak-ve-selda-eczaneleri-nobetci-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli’de bugün Başak Eczanesi ve Selda Eczanesi nöbetçi olarak görev alacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırklareli Merkez’de vatandaşların ilaç ve sağlık ürünlerine erişimini sürdürebilmesi amacıyla hizmet veren nöbetçi eczaneler duyuruldu.</p>

<p>Karakaş Mahallesi Eriklice Caddesi üzerinde bulunan Başak Eczanesi, Fen Lisesi karşısında yer alıyor. Merkez ilçede hizmet veren eczaneye 0 (288) 214 32 29 numaralı telefondan ulaşılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir diğer nöbetçi eczane olan Selda Eczanesi ise Akalar Mahallesi Balkan Caddesi üzerinde faaliyet gösteriyor. Eczane, Doğu Mahallesi Muhtarlığı ve Ahmet Mithat Ortaokulu karşısında bulunuyor.</p>

<p>Yetkililer, ihtiyaç halinde vatandaşların belirtilen eczanelere başvurarak ilaç temin edebileceğini bildirdi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/basak-ve-selda-eczaneleri-nobetci-1</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2025/11/00447768-65940-istanbul-nobetci-eczane-l-10.webp" type="image/jpeg" length="20944"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diz ağrısını hafife almayın: Sinsi tehlike menisküs kök yırtıkları]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/diz-agrisini-hafife-almayin-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtiklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/diz-agrisini-hafife-almayin-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtiklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Öztürk, diz ağrısının ardında sinsi bir tehlikenin gizlenebileceğini vurgulayarak, "Menisküs kök yırtıklarına zamanında yapılan doğru müdahale, diz ekleminin doğal yapısını korumanın en etkili yoludur" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Güven Çayyolu Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Alper Öztürk, ortopedi polikliniklerine orta yaşlı hastaların en sık başvuru nedenlerinden birinin dizi sonuna kadar bükememe ve hareket sırasında belirginleşen ağrı olduğunu belirtti. Öztürk, "Çoğu zaman basit bir incinme olarak değerlendirilen bu tablo, aslında dizin geleceğini doğrudan etkileyebilecek sinsi bir tehlikenin habercisi olabilir, yani menisküs kök yırtıklarının" diye konuştu.<br />
Doç. Dr. Öztürk, menisküslerin diz eklemi içinde yükü dağıtan birer amortisör işlevi gördüğünü belirterek kök yırtığının bu yapının kemiğe tutunduğu ana bağlantı noktasının kopması anlamına geldiğini açıkladı. Öztürk, "Bu bağ koptuğunda menisküs yerinden kayar ve işlevini kaybeder. Diz eklemi korumasız kalır, kıkırdaklar artan yük altında hızla aşınmaya başlar" ifadelerini kullandı.<br />
Bu tablonun en sık 40-60 yaş aralığında, dizlerine fazla yük binen ve hafif kilolu bireylerde ortaya çıktığını ifade eden Öztürk, kadın hastalarda daha sık rastlandığını da vurguladı. Öztürk, "Gençlerdeki gibi büyük travmalar gerekmez; çömelmek, merdiven inmek ya da yerden kalkmak gibi günlük hareketler bile yıpranmış menisküs kökünün kopmasına neden olabilir" açıklamasında bulundu.<br />
Hastaların genellikle dizin arka kısmına yayılan ani ve keskin bir ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı tarif ettiğini belirten Öztürk, özellikle dizin tam büküldüğü pozisyonlarda ağrının belirgin şekilde arttığını söyledi. Öztürk, bu yırtıkların en önemli özelliğinin kendiliğinden iyileşmemesi olduğunu vurgulayarak, "Tedavi edilmediğinde dizde hızlı ve geri dönüşü olmayan kıkırdak hasarı gelişir. Süreç ilerledikçe kireçlenme kaçınılmaz hale gelebilir, bu da ilerleyen dönemde diz protezi ameliyatını gündeme getirebilir" şeklinde konuştu.<br />
Güncel tıbbi yaklaşımların özellikle orta yaş grubunda en koruyucu seçeneğin menisküsün tamir edilmesi olduğunu gösterdiğini hatırlatan Öztürk, "Kopan menisküs kökü, özel cerrahi tekniklerle yeniden kemiğe sabitlendiğinde dizin yük dağılımı ve biyomekaniği büyük ölçüde eski haline döner. Başarılı bir tamir, ileride protez ihtiyacını önemli ölçüde azaltabilir, hatta tamamen ortadan kaldırabilir" dedi.<br />
Öztürk, 40-60 yaş aralığında olup merdiven inip çıkarken, çömelirken ya da ani bir hareket sırasında dizden ses geldikten sonra ağrı ve şişlik gelişen kişilerin bu durumu hafife almaması gerektiğini aktararak "Gecikmeden bir ortopedi uzmanına başvurmak, erken teşhis ve doğru tedavi için kritik öneme sahiptir" ifadelerine yer verdi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/diz-agrisini-hafife-almayin-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtiklari</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 21:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/adsiz-2026.png" type="image/jpeg" length="31448"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli’nde Dünya Aşı Haftası’na Eğitimle Başlandı]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/kirklarelinde-dunya-asi-haftasina-egitimle-baslandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/kirklarelinde-dunya-asi-haftasina-egitimle-baslandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli’nde Dünya Aşı Haftası’nın ilk gününde düzenlenen eğitimde 32 sağlık profesyoneline aşıya yönelik iletişim teknikleri anlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırklareli İl Sağlık Müdürü, 24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası’nın ilk gününde düzenlenen “Aşıya Yönelik Motivasyonel Görüşme Teknikleri Kursu”nun başarıyla tamamlandığını açıkladı. İl Sağlık Müdürlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirilen eğitim programı, sağlık çalışanlarının bilgi ve becerilerini geliştirmeyi hedefledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Müdürlük koordinasyonunda düzenlenen kursa 32 sağlık profesyoneli katılım sağladı. Eğitim, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı ile Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinin katkılarıyla gerçekleştirildi.</p>

<p>Eğitimde, aşıya yönelik motivasyonel görüşme teknikleri ele alınarak sağlık çalışanlarının sahadaki iletişim süreçlerini güçlendirmeye yönelik önemli bilgiler paylaşıldı. Programın, aşılama çalışmalarının etkinliğinin artırılmasına katkı sağlaması hedefleniyor. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/kirklarelinde-dunya-asi-haftasina-egitimle-baslandi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/680822094-1406667601492554-4044642739765494647-n.jpg" type="image/jpeg" length="97310"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar yorgunluğuna karşı 10 süper besin]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/bahar-yorgunluguna-karsi-10-super-besin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/bahar-yorgunluguna-karsi-10-super-besin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, ıspanağın magnezyum içeriğiyle kas fonksiyonlarını düzenleyerek yorgunluk ve stresin etkilerini hafiflettiğini söyleyerek, "Bahar aylarında düşen enerjiyi geri toparlamak için düzenli tüketilmesi önemlidir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar yorgunluğuyla baş etmede sağlıklı ve dengeli bir beslenme planı uygulamak önem kazanıyor. Özellikle vitamin, mineral ve antioksidanlar yönünden zengin besinler ile bol su tüketiminin bağışıklık sistemini desteklerken aynı zamanda gün içindeki enerji dalgalanmalarını da dengelediğini söyleyen Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, bu süreci rahat geçirebilmek için beslenme önerilerinde bulundu.<br />
Demir ve magnezyum kaynağı ıspanak<br />
Ispanağın, içerdiği demir sayesinde vücutta oksijen taşınmasını desteklediğini ve halsizlik hissinin azalmasına yardımcı olduğunu belirten Diyetisyen Özbay, "Magnezyum içeriği ise kas fonksiyonlarını düzenleyerek yorgunluk ve stresin etkilerini hafifletir. Bahar aylarında düşen enerjiyi geri toparlamak için düzenli tüketilmesi önemlidir. Yumurta, vücudun ihtiyaç duyduğu tüm temel amino asitleri içerir ve uzun süreli tokluk sağlar. Sabah kahvaltısında tüketildiğinde gün boyu enerjinin dengeli bir şekilde sürdürülmesine katkı sunar. Ayrıca B vitaminleri sayesinde zihinsel performansı da destekler. Muz, doğal şeker içeriğiyle enerji kaynağıdır ve yorgunluk hissini kısa sürede azaltır. Potasyum açısından zengin olması, kasların düzgün çalışmasına ve halsizlik hissinin önlenmesine yardımcı olur. Gün içinde pratik bir ara öğün olarak tercih edilebilir" dedi.<br />
Probiyotik desteği için yoğurt<br />
Özbay, yoğurtun bağırsak sağlığını destekleyen probiyotikler içerdiğini kaydederek, "Sağlıklı bir sindirim sistemi, bağışıklık ve enerji düzeyi üzerinde doğrudan etkilidir. Bahar yorgunluğu döneminde bağışıklığın güçlü tutulması için düzenli şekilde tüketilmelidir. Badem, içerdiği sağlıklı yağlar ve E vitamini sayesinde hücreleri oksidatif strese karşı korur. Aynı zamanda magnezyum içeriğiyle kas yorgunluğunu da azaltır. Gün içinde bir avuç badem tüketmek enerji seviyesini dengede tutmaya yardımcı olur. Yulaf, kompleks karbonhidrat yapısı sayesinde kan şekerini dengeli bir şekilde yükseltir ve uzun süre enerji sağlar. Lif içeriğiyle sindirimi desteklerken ani enerji düşüşlerini de önler. Özellikle kahvaltılarda tercih edilmesi günün daha dinç geçirilmesine katkı sağlar. Portakal, güçlü bir C vitamini kaynağı olarak bağışıklık sistemini destekler. Mevsim geçişlerinde sık görülen halsizlik ve hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır. Aynı zamanda ferahlatıcı yönüyle gün içinde canlılık hissini artırır" diye konuştu.<br />
Omega-3 deposu somon balığı<br />
Diyetisyen Özbay, somon balığının omega-3 yağ asitleri açısından zengin olduğunu ve beyin fonksiyonlarını desteklediğini belirterek şunları kaydetti:<br />
"Ruh halini dengeleyerek bahar yorgunluğuna eşlik eden isteksizlik hissini azaltmaya yardımcı olur. Haftada birkaç kez tüketilmesi genel enerji düzeyine olumlu katkı sunar. Avokado, içerdiği yağlar sayesinde uzun süreli enerji verir ve tokluk hissini artırır. Lifli yapısı ile sindirim sistemini desteklerken, içerdiği vitamin ve minerallerle genel vücut direncini yükseltir. Günlük beslenmeye eklenmesi enerji dalgalanmalarını azaltacaktır. Yeşil çay, güçlü antioksidan özelliği ile vücudu serbest radikallere karşı korur. Aynı zamanda hafif kafein içeriği sayesinde zihinsel uyanıklığı artırır ve yorgunluk hissini de azaltır. Gün içinde 1-2 fincan tüketilmesi zindelik hissini destekler. Ancak hamilelerin tüketmek için doktorlarına danışması önemlidir." </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/bahar-yorgunluguna-karsi-10-super-besin</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 22:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/a-w690557-01.jpg" type="image/jpeg" length="83502"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sosyal medyadaki "paket egzersizlerin" faturası ağır olabilir]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/sosyal-medyadaki-paket-egzersizlerin-faturasi-agir-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/sosyal-medyadaki-paket-egzersizlerin-faturasi-agir-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyadaki şaşırtıcı "öncesi-sonrası" fotoğrafları ve fenomenlerin önerdiği ağır antrenmanlar ciddi sakatlıklara yol açabiliyor. İnternette satılan veya paylaşılan paket egzersiz programlarının herkes için uygun olamayacağını vurgulayan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ulaş Serarslan, "Herkese uyan bir egzersiz yoktur. Mutlaka işi bir bilenden, uzmandan akıl alarak spora başlamak gerekiyor" diyerek sağlıklı yaşam için doğru bilinen yanlışlara dikkati çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sağlıklı yaşam için yapılan sporun, yanlış teknikler ve bilinçsiz yüklenme nedeniyle sakatlığa dönüştüğünü belirten uzmanlar, özellikle ısınmadan başlanan egzersizler ile kişiye uygun olmayan antrenman programlarının kas, bağ ve eklem yaralanmalarını artırdığına dikkat çekiyor.<br />
VM Medical Park Kocaeli Hastanesinden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ulaş Serarslan, günümüzde birçok kişinin sporu bilimsel kurallardan uzak, kulaktan dolma bilgilerle yaptığını söyledi. Serarslan, sporun kişiye özel planlanması gerektiğini, yaş, cinsiyet, kas gücü, eklem sağlığı ve aerobik kapasite dikkate alınmadan yapılan egzersizlerin ciddi sakatlıklara yol açabileceğini belirtti. Özellikle ısınmadan başlanan antrenmanlar, yanlış yüklenme ve yetersiz dinlenmenin sağlıklı olmak için yapılan sporu, tam tersine sağlık sorununa dönüştürebildiğini kaydetti.<br />
<br />
"Sporun ilk ve birinci kuralı ısınma"<br />
Spora başlamadan önce uygun ısınma ve esneme egzersizlerinin mutlaka yapılması gerektiğini belirten Serarslan, "Maalesef sporda yapılan en büyük hatalardan biri, hatta en önemlisi uygun ısınma ve esneme egzersizlerini yapmadan spora başlamak. Eğer bu kurala riayet etmeden egzersize başlarsak zaten gergin olan kaslarımız spor sırasında daha da zorlanıyor ve çok daha fazla hasar görme ihtimaline maruz kalıyor. Bu yüzden sporun ilk ve birinci kuralı, başlamadan önce uygun ısınma egzersizlerini belirli bir süre yapmak, daha sonra sportif faaliyetlere geçmektir. Vücudu spora başlamadan önce birdenbire zorlamamamız lazım. Önce hafif hareketlerle, yavaş egzersizlerle başlayarak, yüksek ağırlıkların altına girmeden, ani zorlayıcı hareketler yapmadan sadece vücudu ısıtmaya yönelik hafif egzersizlerle başlanmalı. Kasların esnekliğini kazandığını hissettikten sonra daha ağır egzersizlere geçmek gerekiyor. Aksi halde kaslar ve eklemler çok daha kolay şekilde sakatlanabiliyor" dedi.<br />
<br />
"Kaslar özellikle dinlenirken ve dinlenme halinde gelişir"<br />
"Yanlış antrenman" kavramının yalnızca hareketlerin hatalı yapılmasından ibaret olmadığını söyleyen Serarslan, "Yanlış antrenman derken sadece teknik yanlıştan söz etmemiz mümkün değil. Sağlıklı spor, birçok faktörün bir araya gelmesiyle yapılan bir şey. Antrenmanın süresi, yoğunluğu, güç egzersizlerinde kaldırılan ağırlıklar, bunların hepsini tedrici olarak artırmak gerekiyor. Düşük yoğunluktan başlayıp haftalar içerisinde yavaş yavaş artırarak güç kazandıkça zorlamayı artırmak gerekir. Bu kurallardan bir tanesini bile atlamak, o egzersizin yanlış yapıldığı anlamına gelebilir. Doğru bilinen yanlışlardan bir tanesi, ne kadar yoğun egzersiz yaparsak kaslarımızın o kadar gelişeceği yönündedir ama bu yanlış. Kaslar özellikle dinlenirken ve dinlenme halinde gelişir. Her egzersiz sırasında kaslarımızda ödem, mikro yırtıklar ve laktik asit birikimi gibi bazı fizyolojik değişiklikler oluyor. Eğer biz vücuda ve kaslara bu dinlenme fırsatını tanımazsak, daha çok hasar oluşur ve tam tersine beklediğimiz faydayı değil zararlı etkileri görmüş oluruz" diye konuştu.<br />
<br />
"Her gün antrenman yapmak genelde çok uygun bir yaklaşım değil"<br />
Özellikle profesyonel olmayan bireylerde her gün spor yapmanın doğru bir yaklaşım olmayabileceğini kaydeden Serarslan, ağır geçen antrenmandan sonra en az 24 saat dinlenilmesi gerektiğine dikkati çekti. Op. Dr. Ulaş Serarslan, "Eğer profesyonel sporcu değilseniz, sporu sadece sağlık ve hobi amaçlı yapıyorsanız her gün antrenman yapmak genelde çok uygun bir yaklaşım değil. Biz haftada iki ya da üç gün antrenmanı öneriyoruz. İnsanlar bazen ne kadar fazla yaparlarsa o kadar iyi sonuç alacaklarını düşünüyor ama vücudun toparlanması için yeterli süre tanınmazsa sakatlık kaçınılmaz hale geliyor" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Sosyal medya sağlıklı spor için bazen tuzak olabiliyor"<br />
İnternet ve sosyal medyada görülen her egzersiz programının doğru kabul edilmemesi gerektiğine de dikkati çeken Serarslan, şöyle devam etti:<br />
"En büyük yanlışlarımızdan biri de sosyal medyada veya internette gördüğümüz şeyleri doğru olarak kabul edip hemen uygulamaya geçmek. Halbuki sosyal medya sağlıklı spor için bazen tuzak olabiliyor. Orada gördüğümüz ağır antrenmanlar, öncesi-sonrası paylaşımları ya da paket programlar bizi yanıltabiliyor. Bir kişi için uygun olan program sizin için uygun olmayabilir. Bu yüzden gördüğümüz her şeyi doğru kabul etmeyip mutlaka işi bir bilenden, uzmandan akıl alarak spor yapmak gerekiyor. Egzersiz tamamen kişiseldir. Her kişinin fizyolojisi, vücut yapısı farklıdır. Sosyal medyada ve internette gördüğünüz paket programlar biri için uygunken sizin için uygun olmayabilir. Vücut yapınız, cinsiyetiniz, yaşınız, o anki aerobik kapasiteniz, kas gücünüz, eklem sağlığınız; bunların hepsi sizin için uygun egzersizi belirlemek adına göz önünde bulundurulması gereken faktörlerdir. Herkese uyan bir egzersiz yoktur. Egzersiz mutlaka kişiye özel planlanmalı ve ona göre uygulanmalıdır."<br />
<br />
En sık görülen yaralanmalar diz ve tendonlarda<br />
Klinik pratikte en sık karşılaştıkları spor yaralanmalarına da değinen Serarslan, özellikle halı sahada yapılan futbolun sakatlık riskini artırdığını belirterek, "Bizim klinik pratiğimizde en sık karşılaştığımız sakatlıkları birkaç gruba ayırabiliriz. Birincisi ani travmayla gelişen akut yaralanmalar, ikincisi ise zamanla tekrarlayan zorlanmalara bağlı oluşan kronik problemler. En çok karşılaştığımız akut travmalar arasında diz yaralanmaları, ön çapraz bağ yaralanmaları, menisküs yaralanmaları, kas travmaları, kas yırtıkları, omuz çıkıkları, omuz bağ ve kas yırtıkları ile özellikle aşil tendon yaralanmaları yer alıyor. Türkiye'de halı sahada futbol çok yaygın ama bu zemin sakatlık açısından da çok riskli bir alan oluşturuyor" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Vücut sakatlıktan önce mutlaka uyarı verir"<br />
Zamanla gelişen sakatlıklarda vücudun önceden sinyal verdiğini de ifade eden Serarslan, "Bu bahsettiğim tabii akut, ani gelişen travmalar değil; daha çok zamanla gelişen sakatlıklarda vücut mutlaka size bir uyarı verir. Bu genelde ağrı şeklinde olur. Bazen bu ağrıya şişlikler, kas krampları ve kas sertlikleri de eşlik eder. Eğer bir eklemde veya vücudun herhangi bir yerinde dinlenmeye rağmen geçmeyen ağrı, şişlik ya da istirahat halinde ağrı oluyorsa mutlaka bu uyarıyı dikkate alıp bir uzmana danışmak gerekir" dedi.<br />
<br />
"Sakatlığa rağmen spora devam etmek geri dönüşsüz sonuçlar doğurabilir"<br />
Küçük görülen sakatlıkların ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Op. Dr. Serarslan, sakatlık varken spora devam etmenin hem amatör hem de profesyonel sporcularda ciddi sonuçlar doğurabildiğini söyleyerek sözlerini şöyle tamamladı:<br />
"Bazen insanlarımız maalesef ufak sakatlıkları göz ardı edebiliyorlar. Sakatlıklara rağmen spora devam etmek geri dönüşsüz bazı sonuçlara yol açabiliyor. Bu konuda sadece amatör spor yapanlardan bahsetmiyorum, elit düzeyde, profesyonel düzeyde bu sporu yapanlar da bazen aynı hatayı tekrarlayabiliyorlar. Hatta yakın zamanda dünyada ses getiren ciddi bir sakatlık oldu. Kış olimpiyatlarında dünyaca ünlü kayakçı Lindsey Vonn, ön çapraz bağı kopuk olduğu halde özel bir dizlikle olimpiyatlarda yarışmaya karar verdi. Dünyanın en elit sporcularından biri olmasına rağmen maalesef yarışmanın ilk metrelerinde ciddi bir kaza yaparak çok ciddi parçalı bir kırıkla karşılaştı. Yani bu her zaman sadece amatör sporcuların başına gelen bir şey değil, profesyonel sporcular da bazen bu hatalara düşebiliyorlar. İşte burada aşırı hırs, aşırı ego gibi şeyler devreye giriyor. Bu nedenle sakatlık varken spora devam etme konusunda çok ciddi önlemler almak lazım." </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber, Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/sosyal-medyadaki-paket-egzersizlerin-faturasi-agir-olabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/a-w690482-01.jpg" type="image/jpeg" length="37255"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş ağrısı şikayetiyle gitti 25 dişinden oldu]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/dis-agrisi-sikayetiyle-gitti-25-disinden-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/dis-agrisi-sikayetiyle-gitti-25-disinden-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas'ta diş ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede tanımadığı kişi tarafından özel diş kliniğine yönlendirilen kadının 25 dişi birden çekildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas'ta yaşayan iki çocuk annesi Gülbeyaz Çelikdemir'in hayatı, 2 yıl önce yaşadığı bir olaydan dolayı adeta karardı. 2 Yıl önce diş ağrısı şikayetiyle Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hastanesine giden Çelikdemir, doktor olduğunu düşündüğü bir kişi tarafından, "Burada işler uzar, dışarıda daha hızlı halledebiliriz" vaadi ile özel bir diş kliniğine yönlendirildi. Çelikdemir, hasta sandalyesinde kendisi ile temas kuran Y.İ.'nin doktor değil de implant satıcısı olduğunu sonradan öğrendi. Çelikdemir'in gittiği A.D.'ye ait özel klinikte 25 dişi birden çekildi. Çelikdemir'in hastane doktorlarından H.Ö. tarafından ağzına 8 implant çakıldı. İmplantlar çakıldıktan sora Çelikdemir'in sağlık sorunları hiç bitmedi. Çenesinde iltihap oluştu, çene etleri çekildi, ağzından iki farklı operasyon geçirdi. 2 yıl boyunca sürekli sıvı gıdalar tüketmek zorunda kaldığı için bağırsaklarında sağlık sorunları baş gösterdi. İmplantların sökülmesi için özel diş kliniğine gittiğinde ise, hiç kullanamadığı, üzerlerine diş takılamayan implantların sökülmesi için kendisinden ayrıca ücret istendi.<br />
<br />
Konuyu yargıya taşıdı<br />
Diş ağrısı ile başlayan tedavi sürecinde hem tüm dişlerinden hem de sağlığından olan Gülbeyaz Çelikdemir konuyu yargıya taşıdı. Çelikdemir Ankara 16. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne açtığı davada Y.İ., A.D. ve H.Ö.'den şikayetçi oldu. Çelikdemir, mahkeme sürecinde delillerin yok olmaması için ağzına çakılı ve üzerinde diş olmayan implantlar ile hayatını sürdürüyor.<br />
"İmplant çakıldıktan sonra birçok sağlık sorunu yaşadım"<br />
Çelikdemir, implantlar çakıldıktan sonra birçok sağlık sorunu yaşadığını ifade ederek, "Sorunum 2024 Yılında başladı. Diş rahatsızlığım nedeniyle Cumhuriyet Üniversitesi'ne başvurdum. Orda muayene sırasında implant teklif edildi. Muayene olduktan sonra implant yapılmasına karar verildi. Belirli bir gün sonra ben üniversitede yaptıracağım diye düşünürken ismini sonradan öğrendiğim şahıs tarafından üniversitenin bahçesinde ikna edilerek özel bir kliniğe yönlendirildim. Bu kişiyle üniversite hastanesinde tanıştım ve kendisine doktor olarak tanıdım. Kendilerinin dışarıda kliniği olduğunu, üniversitede işlerin uzun süreceğini söyleyerek beni ikna etti. Gün belirlendikten sonra aradılar ve kliniğe gittim. Kliniğe gittikten sonra bir gün içerisinde tüm dişlerim, 25 tane dişim çekildi. İmplant kondu. Normalde üç tane dişim ağrıyordu. 25'i çekildi. İmplantlar konulduğu günden itibaren şu ana kadar sorun yaşıyorum ve sağlık sorunlarım da arttı. Yemek ve nefes borum arasında kitle oluştu. Hipertiroidi hastası oldum. Bağırsak sorunları yaşıyorum. Sürekli alt çenemde enfeksiyon oluşuyor" dedi.<br />
<br />
"Sorunların psikolojik dediler"<br />
Çelikdemir, yaşadığı problemlerle ilgili özel diş kliniğine başvurduğunda problemlerinin psikolojik olduğunun söylendiğini ifade edip, "Kendilerine hata olduğunu, implantlarda sorun olduğunu söylediğimde bana psikolojik olarak öyle hissettiğimi söylediler. Üç ay beklememi söylediler, üç ay bekledim, tekrar gittim. Bu sefer de üst çenede üst damaktan et alıp alt çeneye yama yaptılar, yamada tutmadı. Kendilerine yanlış giden işlem olduğunu söyledim. Paramı iade etmelerini söyledim. Kendilerine güvenim olmadığını söyledim. Ne paramı iade ettiler ne de sorunu giderdiler" şeklinde konuştu.<br />
"Bilir kişi muayene etmeden rapor hazırladı"<br />
Yargı sürecinde ikinci bir mağduriyetle karşı karşıya olduğunu belirten Çelikdemir, "Konu yargıya taşıdım. Bu aşamada şahıslar beni yorduğu gibi yargı da beni yordu. Rapor istedik, bilirkişi olan meslektaşları rapor vermekte direndi. Bilirkişi heyeti istedik, heyet beni muayene etmeden gıyabıma rapor verdi. En büyük delil burada, en büyük delil benim perişan haldeki çenem, beni görmeden nasıl rapor veriyor" şeklinde konuştu.<br />
Zor günler geçiren kadın, implantları çaktırmak için 36 çeyrek altın harcadığını, söktürmek için gittiğinde ise kendisinden 12 bin TL ek ücret talep edildiğini belirtip, adaletin yerini bulmasını beklediğini ifade etti. Çelikdemir, deliller kararmasın diye ağzında farklı bir işlem yaptıramadığını, yargı süreci boyunca ağzında hiç diş olmadan, sıvı gıdalarla beslenmek zorunda kaldığını sözlerine ekledi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber, Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/dis-agrisi-sikayetiyle-gitti-25-disinden-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 16:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/a-w690364-01.jpg" type="image/jpeg" length="38383"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lüleburgaz’da Ameliyathane Hemşireliği Eğitimi Tamamlandı]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/luleburgazda-ameliyathane-hemsireligi-egitimi-tamamlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/luleburgazda-ameliyathane-hemsireligi-egitimi-tamamlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lüleburgaz Devlet Hastanesi’nde düzenlenen Ameliyathane Hemşireliği Sertifikalı Eğitim Programı, 25 katılımcıyla başarıyla tamamlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lüleburgaz Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Camettin Atam, 3. Dönem Ameliyathane Hemşireliği Sertifikalı Eğitim Programı’nın başarıyla tamamlandığını açıkladı. Programın açıldığı günden bu yana toplam 25 katılımcının eğitim sürecine dahil olduğu, son dönemde ise 5 kursiyerin programı tamamladığı belirtildi.</p>

<p>Başhekim Atam, eğitim süresince hemşirelerin bilgi ve deneyimlerini geliştirmek adına özveriyle çalıştığını ifade ederek, mesleki gelişime sağlanan katkının önemine dikkat çekti. Programın sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik önemli bir adım olduğu vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gerçekleştirilen sertifika töreninde katılımcılara belgeleri Başhekim Op. Dr. Camettin Atam ve Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Hamide Kaçar tarafından takdim edildi. Eğitim sürecine katkı sunan eğitmenlere teşekkür edilirken, sağlık hizmeti kalitesini artırmaya yönelik eğitim faaliyetlerinin devam edeceği bildirildi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/luleburgazda-ameliyathane-hemsireligi-egitimi-tamamlandi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/671274319-17986353305990179-3599521519423084862-n.jpg" type="image/jpeg" length="45276"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastanede Sorunlar ve Çözüm Önerileri Değerlendirildi]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/hastanede-sorunlar-ve-cozum-onerileri-degerlendirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/hastanede-sorunlar-ve-cozum-onerileri-degerlendirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Babaeski Devlet Hastanesi’nde servis sorumlu hemşireleriyle yapılan toplantıda hizmet süreçleri ve çözüm önerileri ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Babaeski Devlet Hastanesi’nde görev yapan servis sorumlu hemşireleri ile bir araya gelinerek değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda hastanede sunulan sağlık hizmetlerinin etkinliği ve işleyişine yönelik kapsamlı görüş alışverişinde bulunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gerçekleştirilen toplantıda, hizmet süreçlerinde karşılaşılan sorunlar detaylı şekilde ele alınarak çözüm önerileri masaya yatırıldı. Katılımcılar, sahada edinilen tecrübeler doğrultusunda mevcut uygulamaların geliştirilmesine yönelik fikirlerini paylaştı.</p>

<p>Toplantının, sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması ve hasta memnuniyetinin yükseltilmesi açısından önemli katkılar sağlaması hedefleniyor. Kurum içi koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik bu tür değerlendirme toplantılarının belirli aralıklarla sürdürüleceği ifade edildi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/hastanede-sorunlar-ve-cozum-onerileri-degerlendirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/671234537-18107453993510207-1787981864805517660-n.jpg" type="image/jpeg" length="22595"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okullarda güvenlik yetmiyor: Uzmanlar psikolojik destek şart diyor]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/okullarda-guvenlik-yetmiyor-uzmanlar-psikolojik-destek-sart-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/okullarda-guvenlik-yetmiyor-uzmanlar-psikolojik-destek-sart-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da eğitim kurumlarına yönelik silahlı saldırılar Türkiye'yi sarsarken Uzman Psikolog Yeliz Arda, olayların ardında derin bir psikolojik ve toplumsal kriz olduğuna dikkat çekti. "Aidiyet eksikliği, dijital şiddetin etkisi ve göz ardı edilen erken uyarı sinyalleri tehlikeyi büyütüyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da son günlerde eğitim kurumlarına yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırılar kamuoyunda yankı uyandırırken, İstanbul Arel Üniversitesinden Uzman Psikolog Yeliz Arda, yaşananların yalnızca bir güvenlik sorunu olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. Arda, söz konusu olayların derin psikolojik dinamiklerin ve toplumsal kırılmaların bir yansıması olduğunu vurguladı.<br />
<br />
"Yalnızlaşma, gençlerin kendilerini hiçbir yere ait hissetmemesine neden oluyor"<br />
Uzman Psikolog Yeliz Arda, okullarda yaşanan saldırılara ilişkin değerlendirmesinde, "Bu eylemlerin temelinde derin psikolojik dinamikler var" dedi. Şiddetin öğrenilebilen bir davranış olduğunun altını çizen Arda, modern çağın getirdiği yalnızlaşmanın gençleri aidiyet duygusundan uzaklaştırdığını belirterek "Modern çağın getirdiği yalnızlaşma, gençlerin kendilerini hiçbir yere ait hissetmemesine neden oluyor. Ailesinden ve okul ortamından duygusal destek alamayan bireyler, radikal düşüncelere veya şiddet içerikli alt kültürlere daha açık hale geliyor. Şiddet öğrenilebilen bir davranıştır. Yaşadığı sorunları, kızgınlıkları hayal kırıklıkları ile nasıl baş edebileceğini bilemeyen gençler yaşadıkları bu duygularla baş edebilmek için şiddeti kullanabiliyorlar. Çünkü güç gösterisi onların var olduğunun ve farkedilmenin bir aracıdır. Hiçbir çocuk ve genç yaşamadığı, tanık olmadığı şiddeti bir başkasına uygulamaz" ifadelerini kullandı.<br />
Dijital içeriklerin gençler üzerindeki etkisine de değinen Arda, şiddetin internet ortamında romantize edilmesinin tehlikeli bir algı meydana getirdiğini belirterek "Gençler dijital oyunları sadece eğlenmek için oynamazlar, kimlik oluşturmak için de dijital oyunlar oynarlar. Şiddet içerikli oyunlar, filmler ve şiddet içeren müzikler gençlerin şiddeti normalleştirmesine ve güç elde etmenin silah kullanmayla elde edebileceği algısı oluşturuyor. Saldırganlar bu eylemleri bir ‘intikam alma' veya ‘ismini duyurma' aracı olarak görebiliyor" dedi.<br />
<br />
"Altında yatan nedenlerin yalnızca dijital etkilerle sınırlı değil"<br />
Saldırganlık davranışının altında yatan nedenlerin yalnızca dijital etkilerle sınırlı olmadığını belirten Arda, "Çocuk ve gencin genetik olarak yatkınlığı veya daha sonradan yaşadığı travmalara bağlı olarak gelişen bazı patolojik nedenler de öfke ile birlikte şiddet davranışına dönüşebilir. Birçok saldırganın temelinde derin bir umutsuzluk yattığı ve eylemlerinin aslında bir tür ‘genişletilmiş intihar' olduğu gözlemlenmektedir. Bununla birlikte nörolojik olarak kişilik bozuklukları da nedenler arasında yer alabilir. Depresyon, antisosyal kişilik bozuklukları, bipolar, borderline ve anksiyete bozuklukları bu süreçte etkili olabilir. Bu hastalıklar mutlaka ilaç ve psikoterapi yöntemleriyle klinik olarak tedavi edilmelidir" diye konuştu.<br />
<br />
"Erken uyarı sinyalleri kritik öneme sahip"<br />
Bu tür olayların önlenmesinde erken uyarı sinyallerinin kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Arda, ani davranış değişiklikleri, sosyal geri çekilme, öfke patlamaları, silahlara ilgi, şiddet içerikli sosyal medya paylaşımları, empati yoksunluğu ve intikam ya da intihar içerikli ifadelerin dikkate alınması gerektiğini belirtti. Arda, "Bu dünyada yaşamak istemiyorum" ya da "Bir gün mutlaka intikamımı alacağım" gibi ifadelerin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini söyledi.<br />
<br />
"Okullar akademik olarak değil, psikolojik risk profiline göre de yönetilmelidir"<br />
Okullarda sadece fiziksel güvenlik önlemlerinin yeterli olmayacağını dile getiren Arda, çözümün bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini ifade ederek "Eğitim evde başlar; hem okulda hem de sosyal hayatta devam eder. Anne babaların dijital okuryazarlık ve çocuklarının davranış farklılıkları konusunda bilinçlenmesi çok önemli. Aile sistemin dışında değil, merkezinde olmalıdır. Eğitim-öğretim hayatı içerisinde riskli öğrencilerin tespit edilebilmesi adına ‘psikolojik risk taraması' yapılmalı ve ‘erken uyarı mekanizması' kurulmalıdır. Okullar sadece akademik olarak değil, psikolojik risk profiline göre de yönetilmelidir" dedi.<br />
Eğitim kurumlarının aynı zamanda duygu yönetiminin öğretildiği alanlar olması gerektiğini vurgulayan Arda, rehberlik servislerinin daha aktif hale getirilmesi gerektiğini belirtti. Ailelerin çocuklarıyla yalnızca akademik başarıyı değil, duygularını da konuşması gerektiğini ifade eden Arda, ruh sağlığı yatırımlarının bir lüks değil toplumsal bir zorunluluk olduğunun altını çizdi. "Psikolojik destek iyi niyet uygulaması değil, sistem altyapısıdır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/okullarda-guvenlik-yetmiyor-uzmanlar-psikolojik-destek-sart-diyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 22:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/a-w689577-01.jpg" type="image/jpeg" length="60688"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baharla birlikte gelen polen mevsimi kabusunuz olmasın]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/baharla-birlikte-gelen-polen-mevsimi-kabusunuz-olmasin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/baharla-birlikte-gelen-polen-mevsimi-kabusunuz-olmasin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarıyla birlikte en sık gözlenen rahatsızlıkların başında polenlerin gözle görülemese de sinüzitten nefes darlığına kadar pek çok sağlık sorununa yol açabildiğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Burgazlıoğlu, korunma yolları hakkında bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Polen alerjisinin mevsimine girildiğini söyleyen Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Burgazlıoğlu, "Bahar aylarında polenler ortaya çıkmaktadır. Polenler, alerjik kişilerde pek çok soruna neden olmaktadır. Bunların arasında burun akıntısı, kaşıntısı, gözlerde kaşıntı, sulanma, hapşırma, sinüzit, nefes darlığı bulunmaktadır. Bu mevsimde polenlerden korunmak için bazı çözüm yolları bulunmaktadır" dedi.<br />
Uzm. Dr. Başak Burgazlıoğlu, polen alerjisi ile ilgili alınacak önlemleri şöyle sıraladı:<br />
"Polen alerjisi varsa hayatı kolaylaştırmak için bazı önlemler alınabilir. Polenler sabaha karşı 04.00-05.00 saatlerinde uçuşmaya başlar ve akşam 21.00-22.00'ye kadar etkili olmaya devam ederler. Sabah saatlerinde havada daha yoğundurlar ve etkileri ilerleyen saatlerle azalır. Mümkünse sabah erken saatlerde dışarı çıkılmamalı; mutlaka çıkmak gerekiyorsa maske takılmalı veya bir mendille ağız, burun kapatılmalı. Açık havada olabildiğince kısa kalınmalı ve doğadan, piknik alanlarından uzak durulmalı. Evler, sabah saatleri yerine akşam saatlerinde havalandırılmalı. Kalkar kalkmaz evi havalandırmak için balkon kapılarını ve pencereleri açmamak gerekir. Alerji yoğunsa ve dış ortama çıkılmadığı ve ilaçlar da düzenli kullanıldığı halde rağmen şikâyetler gerilemiyorsa kapalı ortamlardaki havayı polenlerden arındıracak filtreli havalandırma veya hava temizleme cihazı kullanılmalıdır."<br />
Ev ve araba klimalarının bakımdan geçirilmesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Başak Burgazlıoğlu, "Polen filtreleri mutlaka yılda bir defa temizletilmelidir. Gözlük kullanılıyorsa gözlükler düzenli olarak yıkanmalı. Çünkü gözlüğe yapışan her polen rahatsızlanmaya sebep olacaktır. Günlük kıyafetler, yatak odasında çıkartılmamalı. Çamaşırlar dış ortamda kurutulmamalıdır. Polenler çamaşırların üzerine yerleşebilir. Dışardan eve girildiğinde eller ve yüz mutlaka yıkanmalı. Polen mevsiminde açık havada spor yapmak doğru değildir. Yine gözlerin yan taraflarını kapatan güneş gözlüklerinin faydası olabilir. Polen döneminde ilaç tedavisi ile istenilen sonuç alınamayan ve alerjileri cilt testleri ile doğrulanmış hastalarda aşı tedavisi olarak da bilinen immünoterapi uygulanabilir" diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/baharla-birlikte-gelen-polen-mevsimi-kabusunuz-olmasin</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/adsiz-2018.png" type="image/jpeg" length="30316"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lüleburgaz’da Nisan Ayı Gebe Okulu Eğitimleri Tamamlandı]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/luleburgazda-nisan-ayi-gebe-okulu-egitimleri-tamamlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/luleburgazda-nisan-ayi-gebe-okulu-egitimleri-tamamlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lüleburgaz Devlet Hastanesi’nde düzenlenen Nisan dönemi Gebe Okulu eğitimleri tamamlanarak anne adaylarına yönelik bilinçlendirme çalışmaları sürdürüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lüleburgaz Devlet Hastanesi, Nisan dönemi Gebe Okulu eğitimlerinin başarıyla tamamlandığını duyurdu. Eğitim programı kapsamında anne adaylarının gebelik sürecini daha bilinçli, sağlıklı ve güvenli bir şekilde geçirmeleri hedeflendi.</p>

<p>Program süresince anne adaylarına gebelik, doğum ve doğum sonrası süreçlere ilişkin kapsamlı bilgiler verildi. Eğitimlerde sağlıklı yaşam alışkanlıkları, anne ve bebek sağlığına yönelik önemli başlıklar ele alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetkililer, eğitimlere katılan anne adaylarını ve emeği geçen sağlık çalışanlarını tebrik ederek, sağlıklı annelerin sağlıklı nesillerin temelini oluşturduğunu vurguladı. Gebe Okulu eğitimlerinin belirli aralıklarla devam edeceği ifade edildi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/luleburgazda-nisan-ayi-gebe-okulu-egitimleri-tamamlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/670899369-17986349273990179-6536961033077189453-n.jpg" type="image/jpeg" length="56728"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp hastalıkları sessiz ilerliyor: Uzmandan hayati uyarı]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/kalp-hastaliklari-sessiz-ilerliyor-uzmandan-hayati-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/kalp-hastaliklari-sessiz-ilerliyor-uzmandan-hayati-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp ve damar hastalıklarının çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çeken kardiyoloji uzmanı, düzenli kontrollerin hayati önem taşıdığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Özel Adatıp Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Halil Ulaş Bildirici, kalp sağlığının korunmasında erken teşhis ve düzenli takiplerin önemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Bildirici, birçok kalp hastalığının erken dönemde belirgin şikâyet oluşturmadan ilerleyebildiğini ifade etti. Bazı kalp rahatsızlıklarının uzun süre fark edilmeden gelişebildiğini belirten Bildirici, "Yüksek tansiyon, ritim bozuklukları, damar sertliği ve bazı yapısal kalp hastalıkları erken dönemde belirti vermeyebilir. Ancak zamanında yapılan değerlendirmelerle risk faktörleri tespit edilebilir ve gerekli önlemler alınabilir" dedi.<br />
<br />
Risk grubundakilere düzenli kontrol önerisi<br />
Kalp sağlığının korunması için özellikle risk grubunda bulunan bireylerin düzenli olarak kardiyolojik değerlendirmeden geçmesi gerektiğini vurgulayan Bildirici, ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunanlar, yüksek tansiyon ve diyabet hastaları, kolesterol yüksekliği olanlar, sigara kullananlar ile hareketsiz yaşam tarzına sahip kişilerin kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini kaydetti. Bildirici, "Kardiyoloji muayenesi, EKG, efor testi, ekokardiyografi, tansiyon ölçümü ve kan tetkikleri başta olmak üzere gerekli durumlarda ritim ve tansiyon holter incelemeleri yapılabilir" diye konuştu.<br />
<br />
Erken farkındalık hayat kurtarır<br />
Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kalp sağlığının korunmasında önemli rol oynadığını ifade eden Bildirici, "Düzenli egzersiz, dengeli beslenme, sigaradan uzak durma ve hekim kontrolünde yapılan takipler kalp sağlığını korumaya yardımcı olur. Şikayet olmasa dahi belirli aralıklarla kontrol yaptırılması büyük önem taşır" şeklinde konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/kalp-hastaliklari-sessiz-ilerliyor-uzmandan-hayati-uyari</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 22:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/a-w689055-01.jpg" type="image/jpeg" length="10602"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Büyükşehir’den sağlıkta farkındalığı artıran eğitim]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/buyuksehirden-saglikta-farkindaligi-artiran-egitim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/buyuksehirden-saglikta-farkindaligi-artiran-egitim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, halk sağlığını güçlendirmek ve Human Papillomavirus (HPV) konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla yeni bir eğitim programını daha hayata geçirdi. Program kapsamında HPV ile ilgili önemli başlıklar ele alınarak, katılımcılara farkındalık kazandırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi Konferans Salonu’nda düzenlenen eğitim, Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Pratisyen Hekim Yusuf Engin Dedeoğlu tarafından verildi. HPV’nin bulaşma yolları, risk faktörleri ve yaş gruplarına göre görülme sıklığı hakkında önemli bilgiler paylaşan Dedeoğlu, bazı virüs tiplerinin belirti vermeden de ilerleyebileceğine ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine vurgu yaptı.<br />
<br />
Erken teşhisin önemine dikkat çekildi<br />
Eğitimde HPV alt tipleri, bu tiplerin oluşturabileceği hastalıklar, tanı ve tarama yöntemleri ile erken teşhisin önemi ele alındı. Güncel tedavi yaklaşımlarına da değinilen programda, korunma yöntemleri ve bağışıklamanın önemine dikkat çekildi. HPV aşısının özellikle yüksek riskli tiplere karşı sağladığı koruyuculukla toplum sağlığı açısından kritik bir rol üstlendiği ifade edildi.<br />
Program kapsamında Dedeoğlu, Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen HPV Aşı Projesi 2. Etap kapsamında aşı hizmetinden yararlanmak isteyen vatandaşların izlemeleri gereken başvuru sürecini detaylı şekilde katılımcılara aktardı. Eğitim, katılımcıların sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümüyle sona erdi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/buyuksehirden-saglikta-farkindaligi-artiran-egitim</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 18:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/a-w688865-01.jpg" type="image/jpeg" length="89268"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli’nde Aile Hekimliği Hizmetleri Masaya Yatırıldı]]></title>
      <link>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/kirklarelinde-aile-hekimligi-hizmetleri-masaya-yatirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kirklareligazetesi.com.tr/kirklarelinde-aile-hekimligi-hizmetleri-masaya-yatirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda gerçekleştirilen toplantıda, birinci basamak sağlık hizmetlerinin etkinliğinin artırılması ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırklareli İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Cerit, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik olarak akademisyenler ve sağlık yöneticilerinin katılımıyla istişare toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. H. Nezih Dağdeviren, Prof. Dr. Serdar Öztora, Kırklareli Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Fatma Güçlü Saltık ile Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığında görev yapan Aile Hekimi Uzm. Dr. Büşra Yaprak katıldı.</p>

<p>Müdür Cerit, toplantıda bölge genelinde birinci basamak sağlık hizmetlerinin mevcut durumu, hizmet sunumunun etkinliği ve vatandaş memnuniyetinin artırılmasına yönelik başlıkların ele alındığını ifade etti. Aile hekimliği uygulamalarının güçlendirilmesi, hizmet kalitesinin artırılması ve sahadaki ihtiyaçların değerlendirilmesi konularında görüş alışverişinde bulunulduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplantıda ayrıca SAHU çalışmaları da gündeme alınarak, bu alandaki mevcut uygulamalar ve geliştirilmesi gereken yönler detaylı şekilde değerlendirildi. Müdür Cerit, yapılan istişarelerin sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya katkı sunacağını vurgulayarak, iş birliği ve koordinasyonun önemine dikkat çekti. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kirklareligazetesi.com.tr/kirklarelinde-aile-hekimligi-hizmetleri-masaya-yatirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kirklareligazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/kirklareligazetesi-com-tr/uploads/2026/04/675966211-1404087721750542-1344952682748742481-n.jpg" type="image/jpeg" length="54928"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
