Tarımsal üretim yapan üreticilerin ilk yazın yavaş yavaş gelmesi ile birlikte üretim yapma zorlukları da ortaya çıkmaya başladı.
Şimdi tarlaların yazlık üretim için sürülerek hazırlanmasına başlandı. Üretim yapmak için yakıt, tohum, ilaç, sulama ve sulama için enerji, olan üretimi toplamak için tekrar yakıt ve eğer Allah verirse çıkan ürünü satma telaşı başlamış bulunmaktadır.
Mazot fiyatları almış başını gidiyor, tohum, ilaç fiyatlar da aynı hızda yükselmekte, üretim yapmak için kredi ihtiyaçları artmakta ve faizler ödenmeyecek şekilde yüksek bulunmaktadır. En büyük sorunlardan biri de çıkan ürünü değerine satamamak ve satıldığında bile masrafları karşılayamamak en büyük sorun teşkil etmektedir.
Çiftçi her yıl ya kısmet diyerek hep önümüzdeki yıla bakmakta ama artık gelecek hayalleri bile ümit vermemektedir. Yapılan analizlerde üretilen ürünü üretici bedava bile verse nakliye, otoyol ücretleri ve kabzımal komisyonları ürünün satış maliyetini o kadar artırmaktadır ki tüketici yine pazarda ürünleri pahalıya almak zorunda kalmaktadır.
Bu durum üreticileri üretimden soğutmakta, tarlalar boş kalmakta üretim olmamaktadır.
Yönetim bu mal yokluğunu ithal mal getirerek telafi etmeye çalışmak ta o da dövizin yükselmesi ile daha pahalıya gelmektedir.
Üretimde her halükârda dışarıya bağımlılığımız aşrı şekilde artmaktadır. Bu üretim için malzeme getirmekten veya mamul mal getirmeye değişmemektedir.
Yakıtta, ilaçta, tohumda ve gübre de dışarıya bağımlılığımız gün geçtikçe artmakta ve ödediğimiz bedel ödenmeyecek meblağlara ulaşmaktadır. Bu durumda ülke olarak ve kişisel üreticiler olarak neler yapılabilir, bu konuları düşünüp çıkar yollar bulmak zorundayız.
Ülkemizde tüm sektörlerde olduğu gibi bir sivil toplum kuruluşları enflasyonu mevcuttur ve bu sivil toplum kuruluşları üreticilerin omuzlarında ağır bir yük olarak yaşamaktadırlar.
Ziraat odaları, üretici birlikleri, tarım kredi kooperatifleri, yağlı tohumlar kooperatifleri ve üreticilerin kurmuş oldukları kooperatifler, aidat almaktan başka ne iş yapmaktadırlar. Hatta üreticilere satmış oldukları malzemeler piyasa fiyatından ve faizleri bankalardan aşağı değildir.
Bu şartlarda üretici kooperatiflerinin ve üretici birliklerinin üreticiye masraf kapısından başka ne faydaları vardır.
Siyasi parti ve bürokratik kurumların da durumları bu sivil toplum kuruluşlarından pek farkları yoktur.
Burada tüm üreticiler ve tüketiciler sorunun nereden kaynaklandığını doğru ve tarafsız tespit etmeliler ve çözüm bulma çabası içinde olmalılardır. Burada siyasi tercihler ve çıkarlarda ötelenmeli ve çare üretme konusunda bir birilerine sıkı sıkıya bağlanmalılardır.
Sonuçta hepimiz devlet denen gemide beraber bulunmaktayız ve başka bir yere gitme şansımız bulunmamaktadır. Ya kurtuluşumuzun çaresini beraber bulacağız veya beraber batacağız.
Ülkemizde ve dünyada büyük bir gıda krizi kapıda beklemekte ve üretmeyen toplumlar açlıktan ölmeye mahkum olmak zorunda kalacaklardır.
Dünyada enerji ve gıda fiyatları hızlı bir biçimde artmakta ve bulunmasında güçlük çekilmektedir ve maalesef dünya nüfusunun yedide biri bilfiil açlık çekmektedir birde bu şekilde krizler ortaya çıkınca tablo daha vahim olmaktadır.
Her şeyimiz var toprağımız, suyumuz, havamız ve üretim yapma sevdalısı üreticilerimiz, gelin hep beraber bu güzel olanakları değerlendirelim en azından kendi ihtiyaçlarımızı karşılayacak duruma gelelim.
Son zamanlarda bir enflasyon saçmalığı ortada dolanmakta ve bunu önlemek için yaraya derman olmayacak tedaviler uygulanıp çareler üretilmeye çalışılmaktadır.
Enflasyonu önlemenin tek yolu üretimdir. Ne ve nasıl olursa olsun devamlı çok üretmektir. Bu tarımsal üretim, sanayi üretimi veya bilgi üretimidir. Yazıma son verirken tek düsturumuzun üretim yapacak iklimi oluşturup üretmek olmasıdır.
Selam ve saygılarımla.