Sevgili dostlarım sizle ile bu hafta yaşadığımız çağın en önemli sorunları ve kendimce çözüm önerilerim ile sohbet etmek istedim.

Dünyamız hızla kirleniyor ve türler hızla yok oluyor. Bu yok oluşta dünyamızda yaşayan her canlı sorumlu.

Tabi ki burada en büyük sorumlu olan insan türü, insan türü kendi egoları ve rahatından hiçbir şekilde taviz vermek istemiyor, bu taviz vermek istememesi kendi türüne rağmendir. Yani bireysel olarak kendi istediği gibi yaşasın diğer canlılar ve insanlar ne olursa olsun vurdumduymazlığı bencilliğidir.

Dünyada yapılmış araştırmalardan en önemli olan bir veriyi sizin ile paylaşmak isterim.

‘’Dünya nüfusunun %20’si dünyadaki tüm kaynakların % 80’nini tüketiyor’’ Bu veriye göre bu yüzde % 20’lik kısım gelişmiş Avrupa ülkeleri ve ABD gibi Amerika kıtasında bulunan devlet halkları.

Bu veriyi düzgün okursak bir buçuk milyar insan daha fazla araba kullansın, daha fazla gıda tüketsin, daha fazla eğlensin ve mutlu olsun diye geri kalan beş buçuk milyar insan ve hatta canlı nasıl yaşarsa yaşasın anlayışıdır.

Bu bir buçuk milyar insan dünyadaki tüm tüketilebilir üretimin %80’nini tüketirken tüm dünyada petrol başta olmak üzere, tüm minerallerin, tüm tarımsal ve hayvansal üretimin ve enerjinin hepsini tüketmekte.

Burada ki ironi Avrupa’nın herhangi bir şehrindeki birey akşam evine giderken önünü görsün diye tükettiği aydınlanma enerjisini evinde bulamayan milyarlarca insanın hakkı olan ışığı tükettiğinin ayrımında bile olmaması ve bunu kendinde hak görmesidir.

Bu tükettiği enerji o yoksul denen insanların vatanlarından çıkarılıp ellerinden bir şekilde alınan petrol ve mineral kaynaklarından sağlanmasına rağmendir.

İnsanların ve global şirketlerin tükenmek bilmeyen hırsları ve iştahları hem kendilerinin hem tüm insanlığın hem de tüm mevcut canlıların sonunu getirecektir.

Sizlere bazı verileri paylaşmak isterim.

1-Dünya nüfusunun %20'si kaynakların %80’ini paylaşıyor.

2-Dünyada askeri giderlere yapılan harcamalar gelişmekte olan ülkelere yapılan yardımlardan 12 kat daha fazla. Bir de bu üretilen silahlara pazar oluşturmak için çıkarılan kargaşalıklar ve savaşları işin içine katmıyorum.

3-Dünyada her gün 5000 (Beşbin) insan kirli içme suyu nedeni ile ölüyor. Bir milyar insan temiz içme suyuna ulaşamıyor.

4-Bir milyara yakın insan aç geziyor. Milyarlarca insan dengesiz besleniyor.

5-Dünya çapında yapılan tahıl ticaretinin % 50’si ve çoğu hayvan yemi veya biyolojik yakıt için yapılıyor.

6-Ekilebilir toprakların %40’ı uzun vadeli hasar görmüş durumdadır.


7-Her yıl 13 milyon hektar orman yok oluyor.

8-Her dört memeliden biri, her sekiz kuştan biri ve her üç amfibi den biri yok olma tehlikesi altındadır. Canlı türleri normalden bin kat daha hızlı ölüyor.

9-Balık avlama alanlarının 4/3 ya tükendi ya da sayılarında tehlikeli bir düşüş gözlendi.

10-Son onbeş yılın ortalama sıcaklıkları bu zamana kadar kaydedilen en yüksek sıcaklıklar oldu.

11-Kıta buzulu kırk yıl öncesine oranla %40 inceldi.

Sevgili dostlarım vermiş olduğum bu veriler biraz eski bile olabilir belki şu anda durum daha vahim bile olabilir.

Benim burada sizler ile paylaşmak istediğim şey, bu tüm olumsuz tablonun ortaya çıkmasında insan birinci neden.

Bu durum dünyamızı açısından pek sorun teşkil etmemekte sorun sadece türleri ve insan ilgilendirmekte olduğudur.

Değişim evren yaratıldığından beri vardı ve devam ediyordu, hala devam etmekte sadece mevcut türler ve insan yok olacaktır ki bu durum dünya için pek sorun teşkil etmemektedir.

Dünya yaklaşık olarak üç dört milyar yıl önce yaratılmış ve birçok şekle bürünmüştür. Bu yaratılış hikayesinde insanın ortaya çıkması son iki yüz bin senedir ki bunun da insan gibi yaşama evresi son elli bin yıldır.

Sevgili dostlarım kirlettiğimiz ve yok olmasına vesile olduğumuz dünyamızın kendini yenileyip yeni bir ekosistem kurması ne kadar alır dersiniz atıyorum yüz milyon yıl alsın bu dünya için hiçbir şeydir ve onun yaşamında herhangi bir anlam ifade etmez.

İnsanlar şunu görmeliler sorun dünya ve dünyada yaşayan canlıların değil biz insan türünün sorunudur.

Bizim türümüz yok olduktan sonra bir daha bizim türümüzün gelme olasılığı düşüktür, tamam bir şeyler olur ama bu bizim türümüz olmaz ki, dediğim gibi bizler dünya için bir anlam ifade etmemekteyiz.

Sevgili dostlarım önümüzde hiçbir seçenek yok, ya dünyanın bir bireyi gibi sorumluluk alarak ve hakkımıza razı gelerek yaşamayı öğreneceğiz veya yok olacağız tercih bizimdir.

Bura da bariz bir soru ortadadır ben ne yaparsam yapayım herkes birlikte elini taşın altına koymazsa sonuç alınmaz anlayışıdır ki bu çok yanlış bir anlayıştır.

En azından sizler basit önlemler alarak daha az kirlenmeye ve yok olmaya sebep olabilirsiniz.

Biraz absürd olacak ama fazladan yemediğiniz ve içmediğiniz bir lokma ekmek ve bir bardak su bile yok olmanın geciktirilmesine ve başka aç ve susuz bir bireyin kurtulmasına vesile olacaktır. Sayımız çok fazla milyarlar.

Kirletip yok ederken de kollayıp korurken de çok büyük yekûn oluşturmaktadır ki olaylara bir lokma ekmek veya bir yudum su diye bakmamak gerekmektedir.

Burada bir de bu kötü gidişattan kendimizi sorumlu tutma sorunu oluşmaktadır ki bu bizim sorunumuz değildir bireysel olarak.

Sorun global şirketlerin sorunudur kar yapmak için onlar bizleri yanlış bilgilendirmekte ve yanlış yönlendirmektedirler. Önlem alması gerekenler ilk etapta devletler ve global şirketlerdir.

Tabi ki bizim yapacağımız şey de hükümetlere oy verirken daha gerçekçi olmamız ve global şirketlerin üretmiş oldukları malları kullanırken daha seçici olup gerekiyorsa bu gibi yanlış işler yapanları tercihlerimiz ile cezalandırmamızdır.

Sevgili dostlarım tüm insanlık olarak bir tercihte bulunmalıyız, önümüzdeki bir yüz yılda yok olmayı mı tercih edeceğiz, yoksa kendimize ve çevremize karşı daha sorumlu davranıp uzun yüzyıllar neslimizin devamını garanti altına almayı mı tercih edeceğiz.

Umarım herkes ve her kesim felaketlerin farkında olur ve sadece karşısındakinin değil kendilerinin de yok olacağı bir ortamın yaratıldığının farkına varılır.

Tüm hırslar ve bencillikten vaz geçilerek, paylaşarak, mutlu olarak yaşanacak bir ortam yaratılarak uzun yüzyıllar yaşamayı başarabiliriz.

Selam ve sevgilerim ile

İsmail Yoleri