8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Kırklareli’de pek çok etkinlik düzenlenecek. Önemli gün ve haftalarda bazı konular hakkında fazla duyarlı oluyoruz. Her gün; Anneler Günü, her gün Kadınlar Günü.
Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında sosyalizmin yayılmasından çekinen bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşen çeşitli gösterilerde anılmaya başlanmasıyla Batı Bloku ülkelerinde daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti.
26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde toplanan 2. (Sosyalist) Enternasyonal'e bağlı Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı'nda Almanya Sosyal Demokrat Partisi delegeleri Clara Zetkin, Kate Duncker ve arkadaşları bundan böyle her yıl bir "Kadınlar Günü" düzenlenmesi önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi. İlk yıllarda belirli bir tarih saptanmamıştı.
Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında, iki komünist kız kardeş Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova'nın girişimi ile gerçekleştirildi. Bu tarihten sonra yıllar boyunca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamalarına izin verilmedi. 1975 yılında "Birleşmiş Milletler Kadın On Yılı" ilan edildi. Türkiye de bu kapsamda yer aldığı için 1975 yılında Türkiye'de "Kadın Yılı Kongresi" yapıldı.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün 1975 yılında kutlanmaya başlamasında İlerici Kadınlar Derneği’nin faaliyetleri de etkili oldu. Böylece 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapalı ortamlardan sokaklara ve meydanlara çıktı.
İlerici Kadınlar Derneği, işçi sınıfı ile kadınları bir araya getirerek haklarını aramaya çağıran bir sivil toplum örgütüydü. Kurulduğu andan itibaren kısa sürede yurt çapında 33 şube ve 35 temsilcilik aracılığıyla 15 bine yakın üyeye sahip oldu. “Kadınların Sesi” adlı yayın organı ile 35 bin kişiye ulaşabiliyordu.
Bir gün değil her gün kadınlar günü. Yılda bir gün adetten önem gösterilen kadınlar 364 gün 6 saat neler yaşıyor?
“Erkektir yapar! Kadın dediğin alttan almalı, susmalı.” Dört yanı acımasız fikirlerle sarılmış bir ülkede yaşıyoruz. Peki ne kadar savaşabiliyoruz? Artık galiba sokaktaki çiçekleri, kıyıda kalmış fidanları, koskocaman ormanları ne sulamamız gerek, ne de yağmura ihtiyaçları var.
O kadar çok kadın öldü ki tahminime göre kandan sırılsıklamdır bu topraklar. Biz bazılarını duyuyoruz, bazılarını biliyoruz ve yine bu bazıları içi ses çıkarıp adalet istiyoruz. Ama tabii görmediklerimiz, görmek istemediklerimiz, kafa çevirdiklerimiz var. Biz kadınlar savaşta gibi ölüyoruz. Öyle ki sanki ülkeye bombalar düşüyor ve sadece kadınlar ölüyor.
Katiller, kızlarınızı koruyarak büyüttüğünüz yabancılar mı sadece? Çoğunun kocası, babası, abisi, kardeşi. Herkesin bir bahanesi var kimi terk edilmekten korkuyor; kimi namus temizliyor. Bir insan ölüyor ve kadın cinayeti diyoruz.
Kiminin annesi ölüyor, kiminin kardeşi, birilerinin ablası veya evladı. Bir kadın ölüyor bu ülkede, farkında değilsiniz belki ama bütün kadınların içinden bir parça ölüyor. Çünkü artık bu ülkede yaşayan hiçbir kadın yolda rahat rahat yürüyemiyor, otobüste herkes indince yolculuğuna rahatça devam edemiyor. Biz bütün kadınlar olarak yaşadığımız her an artık ölümle burun burunaymışız gibi ilerliyoruz.
Katiller rahatça “Hak etti!” diyebiliyor. Ölümü hak etmek nasıl bir şey? Bu sorunun cevabını siz biliyor musunuz? Ben bilmiyorum ve her gün bu sorunun altına eziliyorum. Biz kadınlar olarak ölmemek için kendimizi korumaya çalışıyoruz.
Başkalarını bilmem ama ben bunun için çabalamak istemiyorum. Ben siz erkeklerin kendine hakim olmasını istiyorum. Ben birilerinin ölmem için bahane bulmasından çok yaşamam, mutlu olmam için sebep vermesini istiyorum.
Televizyonda, internette bir kadın cinayeti haberi görüp biraz üzülüyoruz. Ama toplum olarak balık hafızalı gibi davranıp hızlıca unutuyoruz. Ben size bir kadın öldüğünde neleri kaybettiğimizi hatırlatmak istiyorum.
Bir anneyi, evladı kaybediyoruz. Bu hayata karşı büyük fikirleri olan, hayalleri olan birini kaybediyoruz. Herkese, her şeye rağmen dört elle hayata sarılmış bir umudu kaybediyoruz. Sizi bilemem ama ben artık bunca şey kaybetmek istemiyorum. Lütfen sadece bir an durun ve dinleyin. Ülkenin dört bir yanından ölen kadınların çığlıkları yankılanıyor.
Kadınların adil bir şekilde yaşadığı, isteği yerde istediğini korkmadan giyebildiği, istemeden gülebildiği ve kendi düşüncelerini fısıltıyla değil de haykırabildiği güzel günlere….