Gazetecilik kariyerime Kırklareli’de yerel basında başladığım için kendimi şanslı sayıyorum. Çalışma esnasında teorisini gördüğüm birçok şeyi gözlemleyebiliyorum.
Olaylar haberlerin ham maddesini oluşturur. Haber olayları yapan olgular, gerçekler üzerinde kuruludur. Haber olayla özdeş olmadığı, olamayacağı için haberde gerçek payı değişkendir. Gerçek kalıcı, haber uçucudur.
Gazeteci haber yapabilmek için eline geçen olaylara ait olgular arasından bir seçim yaparak olayları esas çerçevesine oturtabilmek amacıyla, doğal olarak olayların ardında yatan gerçeklere anlam vermek durumundadır.
Olayı mümkün olduğu ölçüde aslına sadık olarak verebilmek için de haber-gerçek arasındaki ilişki iyi kurmalıdır. Bu durumda olayın aslına sadık kalma, olayı oluşturan olgulara ait gerçeklere dayandırılması doğrultusundadır.
Haberde olayın esas çerçeveye oturtulması, gerçeği iyi bir şekilde yansıttığı ölçüde önem kazanmaktadır. Haberin gerçekle olan ilişkisinde bazı çarpıklıkların bulunduğu üzerinde hep durulur. Olaya ait gerçek, bütün gerçekliğiyle haber hâline getirilmeyebilir.
Haberde gerçek payı değişkendir. Değişken kalmaya da mahkûmdur. Gerçek açısından, zamanlılık ögesi önemli değildir. Haberde ise zamanlılık önem taşımaktadır.
Haber metnine konu olan olay, durum ve olguda yer alan kişiler haberin aktörleri diye de adlandırılır. Haberde kişiler fikri, düşünceyi dile getiren kaynak da olabilir, trafik kazasında ölenler ya da yaralananlar da olabilir.
Aktörleri veya kişileri etkinlikleri bakımından şöyle sıralayabiliriz:
Etkileyen: Olayı başlatan, belirleyici olan öznedir. Kişi ya da kurum olabilir. Örneğin, hükûmet, uyguladığı mali politikalarla gelir dağılımı üzerinde etkilidir. Alınan kararlarda hükûmet belirleyici olacaktır. Bir toplantıya konuşmacı olarak katılandır ya da trafik kazasına yol açandır. Kısaca etkileyeni belirlemek için “Kim yaptı? Kim buna yol açtı? Kim dedi?” vb. soruları sorarız.
Etkilenen: Olayın, durumun sonuçlarından olumlu ya da olumsuz etkilenendir (örneğin, alınan ekonomik kararların sonuçlarından etkilenecek kesimler ya da trafik kazasında yaralananlar vb.) Etkilenenleri belirlemek için de; “Bundan kim ya da kimler yarar ya da zarar görüyor, görecek? Kim ya da kimler etkilendi, etkilenecek?” diye sormak gerekir.
İzleyen, gören: Olaya ya da duruma tanık olanlardır. Bir kazayı, yangını vb. görenlerdir. “Kim ya da kimler olayı gördü? Olayı durumu aktaracak olan var mı? Tanık kim?” diye sorarız.
Değerlendiren: “Olayı, durumu, olguyu kim değerlendirebilir?” sorusunun yanıtını ararız. Bunlar genelde o alanda çalışmalarıyla tanınan uzmanlardır. Bir konuda yapılan açıklamanın etkileri konusunda açıklama yapanlar, yangının, kazanın vb. nasıl olduğunu açıklayanlardır (üniversite hocaları, doktorlar, uzman kişiler vb.).
Karar veren: Herhangi bir olay, olgu, durumla ilgili karar verenlerdir. Yetkililer bu kapsama girer (Kim bu olay ya da durum hakkında karar verecek konumdadır?). Başka bir sınıflandırmada Amerikalı gazeteci Gans haberdeki kişileri bilinenler ve bilinmeyenler olarak ikiye ayırmıştır. Gans’a göre;
Bilinenler: Devlet başkanları, ileri gelen devlet görevlileri, bunların karşısındaki politikacılar, yasaları ihlal eden ünlüler ve öteki popüler kişiler,
Bilinmeyenler: Sıradan halk, alt kademe görevlileri, grevciler, kaza kurbanlarıdır. Burada sade bir vatandaşın kendinden bahsettirebilmesi, ilgi çekebilmesi çok zordur. Ama ünlü bir kişinin davranışı, bir devlet bakanının, bir politikacının, önemli bir bürokratın konuşması, bir sporcunun ayağının kırılması gibi olaylar toplumun ilgisini çeker. İşte bu bilinen ve bilinmeyenler olarak ortaya konmaktadır.
Ancak bilinmeyenlerin de haber değeri taşıdığı durumlar olabilir. Toplumbilimcilere göre özellikle ırk, sınıf, yaş, cinsellik ve ideolojik konular ortaya çıktığında bilinmeyenler de öne fırlamakta ve ilgi alanı içine girmektedir.