Kırklareli’deki edebiyatseverlerle gerçekleştirdiğim edebiyat sohbetlerinin sonuncusunda II. Meşrutiyet dönemi üzerine konuşurken dönem basınını da değerlendirdik. İkinci Meşrutiyet, Osmanlı Anayasası'nın, 30 yıl askıda kaldıktan sonra, 23 Temmuz 1908'de yeniden ilan edilmesiyle başlayan ve Mebuslar Meclisi'nin Sultan Vahdettin tarafından 11 Nisan 1920'de tasfiyesi ile sona eren dönemdir.

Bu dönemde parlamenter demokrasi, seçim, siyasi parti, askerî darbe ve diktatörlük olgularıyla tanışılmış, iki büyük savaş (Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı) yaşanmış ve imparatorluğun dağılmasına tanık olunmuştur. Birinci Meşrutiyet resmen sona ermemiş ve yeni bir anayasa yapılmayıp, eski anayasa hükümleri üzerinde değişiklik yapıldığı için bazı tarihçiler tarafından, tek bir Meşrutiyet döneminin ikinci faslı olarak da değerlendirilir. II. Meşrutiyet yıllarının feminist çehresi basın alanında daha belirgindir. 1895’ten beri II. Meşrutiyet’in ilanından iki ay öncesine kadar yayımlanan Hanımlara Mahsus Gazete, kadınlara yönelik süreli yayınlarımızın en uzun ömürlüsüdür. II. Meşrutiyet yıllarında ise bu tür gayretler artarak devam etmiştir.

Önceki dönemlerden daha iyi bir noktaya gelinse de II. Meşrutiyet yıllarında bazı kadınların hâlâ kendi başına edebî eser yayımlama cesareti yoktur.

Çocuğa Karşı Farkındalık

İlk özel süreli yayının (Tercüman-ı Ahval) çıktığı 1860’tan II. Meşrutiyet’e kadar 48 yıl içinde 20 adet, II. Meşrutiyet’in arifesindeki 12 yıl (1896-1908) içinde önceki yıllardan devralınan çocuk dergisi bir tanedir. Aynı dönemde yeni yayımlanan çocuk dergisi de sadece bir tanedir. Halbuki 1908-1920 arasındaki 12 yıl boyunca 19 adet çocuk dergisi yayımlanmıştır (Okay, 1999, 216-217).

Görüldüğü gibi bu tür yayınlar II. Meşrutiyet’in ilanından bir müddet sonra başlamakta, Balkan Savaşlarının peşi sıra yoğunlaşmakta, I. Dünya Savaşı’na girişle kesintiye uğramaktadır. Başlangıcı, yeni rejimin kendine bağlı nesiller yetiştirmek arzusuyla açıklamak gerekir.

Meselelere Mizahla Bakmak

II. Meşrutiyet yıllarında (özellikle basın alanında hemen hemen hiçbir kural ve kanunun tanınmaz olduğu ilk 8-10 ay içerisinde) çıkan mizah dergilerinin çokluğu da dikkat çekmektedir.

Teknik Gelişme -Resimli Dergi Tercihi

II. Meşrutiyet öncesinde, pek çok resimli dergi ve gazete vardır. Cumhuriyet yıllarında ise teknik gelişmelerden dolayı, artık bir yayın organının resimliliği, özellik olmaktan çıkmıştır. Önceki dönemlerle kıyaslandığında II. Meşrutiyet Türkiye’sinde bir süreli yayının resimli çıkması, bir cazibe ve kalite göstergesidir. Bu sebeple o yılların pek çok dergisi, adında, “musavver” veya “resimli” gibi sıfatlar taşır.

Nitelik-Baskı Kalitesi

Bu dönem basınına baskı kalitesi açısından da bakmak gerekir. Türkiye’de 1890’lı yıllardan itibaren yayın-basım kalitesinde önemli bir gelişme görülmektedir. Baskı ve dizgideki bu güzelleşme, II. Meşrutiyet yıllarında, I. Dünya Savaşı etkilerinin iyice hissedildiği 1915 yılı sonlarına kadar artarak devam etmiştir.

Serbestlik ve Sansür

II. Meşrutiyet devri, Osmanlı basını için hem en serbest hem de en yasakçı yılları ifade eder. 1908-1913 arasında en serbest yıllarını yaşayan basın, I. Dünya Savaşının başlamasıyla birtakım kısıtlamalar çemberine girer. II. Meşrutiyet’in ilan edildiği günlerde hiçbir kanun ve nizama bağlı olmayan matbuat, 1913’ten 1919 başlarına kadar çıkarılan yedi geçici kanun ve kararname ile bazı kayıtlara tâbi kılınmıştır.

Mali Sıkıntı

Bu dönemin sonlarında süreli yayın azlığında yasaklamaların rolü ne olursa olsun, yayın sayılarındaki düşüş, II. Meşrutiyet’in sonlarına gelindiğinde basının asıl probleminin ekonomik olduğunu düşündürmektedir. Hem II. Meşrutiyet’in ilk yıllarında hem de I. Dünya Savaşı ortamında neşredilmiş olan Servet-i Fünûn’u numune kabul edip, baskı ve kâğıt kalitesindeki düşmeyi nazar-ı dikkate almak, karşılaşıla ekonomik zorlukları anlatmaya kâfidir. Renkli kapağı, kuşe kâğıt ve baskı mükemmeliyetiyle dikkati çeken Servet-i Fünûn, I. Dünya Savaşı yıllarında pek adi kâğıda basılmış, resimleri seçilemeyen, mürettip hatalarıyla dolu bir dergi olmuştur.