Kırklareli’deki Başkanlar, partililer, belirli bir toplumu temsil edenler ya da önderler, kendinizi nasıl adlandırıyorsanız artık…
Sözüm ortaya…
Üstüne alınmak isteyen alınabilir!
Sizde bunları yapıyorsanız sizi örnek alan, sizin yolunuzda yürümek isteyen gençlere nasıl ışık olacaksınız şaşıyorum.
Sizlere oy veren, sizlere gönül bağı olan, tarafı olduğunuz kesimi temsilen yanınızda olan genç yaşlı herkesten sorumlusunuz bir yerde.
Bulunduğunuz mevki-makam, oturduğunuz koltuklar, sahip olduğunuz güç ömürlük değil unutmayın!
Hepiniz ve her şey gelip geçicisiniz.
O kazanan paralar da öyle. Bir var bir yok.
*
Medyanın gücünü çok çok iyi biliyorsunuz. Hele birde Kırklareli gibi küçük yerlerde hiçbir şeyin duyulmaması mümkün değil.
Yazılı ve görsel basının, yaptığınız iş anlamda çok büyük önemi var.
Yaptıklarınız, planlarınız, düşünceleriniz, çalışmalarınız eğer basında yer alırsa halk bunu görür.
En önemlisi hesap verdiğiniz yerler bunu görür.
Bulunduğunuz konum gereği basın organlarıyla bu zamanda içli dışlı olmak durumundasınız.
İsminiz ne kadar duyulursa o kadar beyinlere kazınır. Yaptıklarınız, başarılarınız takip edildikçe o kadar güvenilirsiniz.
Fakat işinize geldiği zaman canım basın, işinize gelmediği zaman olumsuz bir şey yazıldığında arayıp, basını kendinize göre şekillendirmeye çalışamazsınız.
Taraf olan sizsiniz, belirli kısmı temsil eden sizsiniz. Biz ise bu yolda yaptığınız iyi-kötü her şeyi halkın gözünün önüne sermek zorundayız.
Bu işin o tarafı varsa bu tarafı da var. Hep kaymak yenmez. Birazda tuzlulardan alın…
*
Özgür basın olsun diyorsanız, kendinize göre de yontmaya çalışmayın. İyi şeyler yazıldığında biz ÖZGÜR, kötü şeyler yazıldığında aman buranın basınından ne olacak demeyin !!!
Çok şey olur, çok şeyde oluyor. Hiç merak etmeyin.
Sizler halk tarafından sevilirseniz, yaptığınız işin bir anlamı var. Bulunduğunuz yerin hakkını vermek için halkın ne düşündüğünü, ya da ne düşüneceğini önemsemeniz gerekir.
Bunun içinde medyanın gücünü hafife almamalısınız.
O yüzden gelin sizler iyi niyetlerimizi su istimal etmeyin.
Koltukların hakkını götürdüklerinizle değil, hizmet ve güveninizle verin.
İş gereği yakın olmanız gereken kişi, kurum ve kuruluşları da sizin siz olmanız için olmazsa olmazınız olduğunu da unutmayın.