Kırklareli’de meydana gelen olaylardan, bir konu hakkında Kırklareli’deki mevcut durum hakkında düzenli olarak yazdığımız yazılar makale niteliği taşımaktadır. Belli alanlarda gazetecilik terimleri yer alsa da özele indiğimizde gazetecilik içinde terimler farklı bir şekilde yer alır. Makale, bir fikri, bir bilgiyi, ya da bir maksadı her­kese ulaştırmak amacıyla gazete, ya da dergi sütunlarına konan bir yazı türüdür. Makale her alanda, her konu üzerinde yazılabilir. Yakın zaman içinde olup biten siya­sal, ekonomik ve sosyal davranışlar üzerinde makale ya­zılabileceği gibi, geçmişe ait incelemeleri ve bilimsel araş­tırma sonuçlarını haber veren makaleler de yazılabilir. Gazetelerde ve dergilerin birinci sütunlarında yazılan makaleler başmakale dendiğini de unutmamalıdır.

Başyazıya başmakale de denebilmektedir. Çoğu kez üst başlık olarak "başyazı" logosu kullanılır. Ancak "Günün Yorumu" ve "Günün Konusu" gibi başlıklarda kullanılmaktadır. Başyazının üslubu köşe yazısından daha ciddi ve kurudur. Başyazı yazarına başyazar (başmuharrir) denilmektedir. Başyazarlık kolay değildir.

Bilgi, deneyim ve uygulama birikimi olması gerekir. Üstelik başyazarlığı üstlenebilmek için çeşitli aşamalardan geçmek, ayrıca gazete patronlarıyla iyi ilişkiler içinde de olmak gerekmektedir. Başyazarın kişiliği de okurları etkilemesi açısından önemlidir. Ünlü başyazarlarımız arasında geçmişte Falih Rıfkı Atay, Nadir Nadi, Ahmet Emin Yalman, Burhan Belge.

Yakın tarihte; Güneri Civaoğlu, Oktay Ekşi, Nezih Demirkent, Güngör Mengi vs.

Bütün açıklığıyla konu ortaya konmalıdır. Konuyla ilgili görüşler saptanmalıdır.

Belirlenen görüşlerin bireyselliği ya da gazete politikası açısından durumu irdelenmelidir.

Başyazı, gazete ve dergilerde, belirli ve önemli konularda ve özellikle de uzmanlığı gerektiren konularda, süreli ya da süresiz, imzalı ya da imzasız, bağlayıcılık ve sorumluluk açısından zaman zaman anonim isim altında da yer alan, genel politikası açısından yayın organının görüşünü yansıtan yazı türüdür.

Öne sürülecek fikirlerin, eleştirilerin ya da önerilerin dayandığı somut kanıtlar ve ikna edici belge ve bilgilere yer verilmelidir.

Başyazıdaki ana fikrin ispatlanması için en son hüküm fıkrasına yer verilmelidir.

Çağdaş gazetecilikte, başyazı türünün yavaş yavaş yerini yoruma, haber yorumuna dayalı yazılara bıraktığı görülmektedir. Başyazının artık geleneksel gazeteciliğin yazı türü olarak tarihe geçmekte olduğu da ifade edilmektedir.

Ülkemiz basınında başyazıların gazete sayfalarında belli bir yeri ve sütunu vardır. Genelde birinci sayfada, sol köşede, duruma göre tek ve daha çok sütuna yerleştirilmektedir.

Bağlayıcı özelliği vardır. Başyazı kuşkusuz, öncelikle bunu yazanı bağlar. Ortaya atılan fikir, görüş ve kanaatler imza sahibine aittir. Başyazıda sorumluluk: Başyazı bir imza ile yayınlanıyorsa, sorumluluk elbette ilgili basın yasasına göre yazara aittir.

Başyazıda dördüncü unsur zamandır. Başyazı günlük mü yazılmalı yoksa gerekli görüldüğünde önemli konular gündeme geldiğinde mi yazılmalıdır? Bu konudaki tartışmalar halen devam etmektedir.

Başyazının her yazı türünde olduğu gibi kuşkusuz bir konusu bulunacaktır. Tartışma, başyazının her konuda yazılıp yazılmaması üzerinedir. Bazı kaynaklar her konuda başyazının yazılabileceğini söylerken bazı kaynaklar önemli konular ve gelişmelerin ele alınması gerektiğini belirtmektedir.

Başyazıdaki okur unsuru da önemlidir. Bu yazılarında imzalarına göre belirli bir kitleleri vardır.

Günün siyasal, toplumsal, vb. olaylarını yorumlamak üzere, gazetenin ya da derginin ilk sütununda belli bir yazarın düzenli olarak yazdığı makalelere başmakale, o işi üstlenen yazara da başyazar denir. Gazetenin okuyucu sayısı üzerinde de etkilidir başyazar.

Kimi insanlar, başyazar gazete değiştirdiğinde ya da beğendikleri makale yazarı artık eskisi kadar etkili ve tutarlı yazmadığında gazetelerini değiştirirler. Bu yüzden makale yazmak çok önemlidir. Makale yazarı, okuyucu ile bağını koparmamak zorundadır.

Makale, bütün dünyada, gazete ile birlikte doğmuş ve gelişmiş bir yazı türüdür.

Türkiye'de ilk çıkan gazeteler resmî (Takvim-i Vakayi, 1831), ya da yarı resmî (Cerîde-i Havâdis, 1840) idi; bunlarda sadece haber yayınlanırdı. Makale türü, Şinasi (1826-1871) ile Agâh Efendi (1832—1885)’nin birlikte çıkardıkları ilk özel gazete olan Tercümân-ı Ahvâl (1860)'de Şinasi'nin yazmağa başladığı makalelerle Türk basınına girmiştir.

Edebiyatımızda ilk makale, Şinasi'nin yazdığı “Tercüman-ı Ahvâl Mukaddimesi”dir.