Eski Kırklareli fotoğraflarına baktığında insan yaşadığı yerin eski halini büyük bir hayranlıkla izliyor. Fotoğrafın en sevdiğim yanı zamana, mekana, duygulara ve insanlara yenik düşen her ne varsa içinde muhafaza etmesidir.
Fotoğraf teknolojisinin iki belirleyici özelliği giderek önem kazanmıştır. İlki resmetme tekniğidir. Portre ve doğa ressamları bu yeni resmetme tekniğinden çok etkilenmişlerdir. İkincisi ise mekanik olarak çoğaltma özelliğidir.
Fotoğraf güzel sanatların alanındaki eserleri mekanik olarak çoğaltarak yaymıştır. Fotoğraf, mekanik olarak çoğaltılırken aynı zamanda da bu eserlerin toplum içinde geniş kitlelere yayılmasını sağlamıştır. Dönemin ünlü fotoğrafçılarından olan Henry Peack Robinson, aynı konunun farklı fotoğrafçılar tarafından farklı olarak resmedileceğini vurgulamıştır. Ona göre fotoğraf bir sistem ya da kimyasal bir süreç değil, her fotoğrafçının farklı bir dokunuşudur.
Fotoğraf 1900’lü yılların ilk yarısından itibaren Batı sanatlarının temelini oluşturan kurallara karşı meydan okumayı temsil ediyordu. Bu dönemde fotoğraf, görünümlerin teknik bir üretim süreci olması şeklinde değerlendirilerek yargılanmıştır. Bu dönem süresince, fotoğrafçılar, fotoğrafın tekniğini geliştirme çabaları içinde olmuşlardır. Bir yandan her yeni gelişme ressamların alanına bir başka açıdan saldırı olarak değerlendirilirken, diğer yandan ressamlar fotoğrafın yeni teknolojilerini kullanmaya yönelmişlerdir.
Renkli kağıtlar, eski dergiler, duvar kağıtları vb. şeyleri keserek ve yeniden birleştirerek gerçeği ifade etmenin yollarını aramak yeni buluş olarak ortaya çıktı. Kolaj, fotomontaj gibi özelleştirilmiş şekil ve düzenlemeler, sanatın anlatım gücünü destekleyen olgular haline geldi. Fotoğrafçılar nesneleri yukarıdan, aşağıdan ve farklı bakış açılarından keşfetmeye başladılar. Fotoğrafçılar, görüntülerin doğal olmayan bir şey olmasına, değişikliklerine ve biçim bozulmalarına dikkat çektiler.
Fotoğrafçılar giderek kendilerini, gerçeğin kopyacıları olmaktan kurtarmaya çalıştılar. Alvin Langdon Coburu soyut fotoğraflar elde edebilmek için merceksiz fotoğraf makinesi olan iğne deliği fotoğraf makinesi tekniğini kullandı. Man Ray ve Maholy-Nahy doğrudan ışığa duyarlı kağıt üzerine üçboyutlu nesneleri koyarak pozlama yaptılar.
Bu şekilde, saydam ve yarı saydam nesneler kağıt yüzey üzerinde farklı gölgeler ve dokular ortaya çıkartarak, Fotogram (photogram) olarak adlandırılan sonuçlara çalıştılar. Fotoğraf teknolojisiyle birlikte 1920’lerden sonra ressamlar ve fotoğrafçılar tarafından geliştirilen yeni arayışlar ve ortaya çıkan yeni sanat akımları; dönemin sanatını geleneksel yapıdan uzaklaştırmıştır. Fotoğrafın üst üste pozlama, maskeleme, yönlendirmeler, karanlık odada uygulama teknikleri vb. tamamen fotoğrafa özgü teknik süreçler, bir tür anlatım dili haline gelmiştir.
Bu sayede, fotoğraf gerçeği resmeden, kopyalayan bir olgu olmasının ötesine geçmiştir. 1960’lardan başlayarak fotoğraf, görüntü olarak hem kitle iletişim araçlarında hem de sanat dünyasında çok etkili bir hale gelmiştir. Fotoğrafın kullanım alanlarıyla ilgili olarak 1960’larda moda çekimleri ve plakların kapaklarında fotoğraf kullanılması çok önemlidir.
Bir diğer konu da haber fotoğrafçılığının gazete ve dergilerde kendine özgü bir alan olarak belirmesi ve bu amaca yönelik yayınlardır. güzel sanatların geleneksel olarak oluşturduğu malzemeler ve bunlarla ilgili süreçler (örneğin resim, heykel, baskı vb. sanatlar gibi) bir şekilde fotoğrafa eklenmiştir. Sanatın ortamında fotoğraf denildiğinde, güzel sanatlar geleneğinden ve bu gelenekten beslenerek ortaya çıkan yeni bir somut alan olarak fotoğraf söz konusudur. Bağlamsal olarak resim, mimari, heykel ve müzik başta olmak üzere özellikle bütün plastik sanatlar bu durum içinde yer alır.
Bir tarih şeridi içinde düşünüldüğünde fotoğraf çağı 1900’lü yıllardır. Bu dönemde; alüminyum ve plastik günlük kullanıma girmiş, transistör ve bu yolla üretilen araçlar sıradan insanın kullanımına sokulmuştur. Fotoğraf makinesi, optik, film ve fotoğraf kağıdı alanlarında üretim ve araştırma çalışmaları gelişmiştir. II. Dünya Savaşı sonrası yılları Batı toplumları için gerçekten bir refah dönemi olmuştur. Böyle bir dönemde fotoğraf da hem teknolojik olarak gelişmiştir hem de toplum içinde yaygınlaşmıştır.
Tek objektifli refleks (SLR) fotoğraf makineleri başta olmak üzere farklı fotoğraf makineleri bu dönemde yaygınlaşmıştır. Bu yeni toplumsal yapı içinde fotoğraf, tüketim ortamına yönelik olarak sıradan insanın kullanımına, yaygın bir şekilde sunulmuştur. Fotoğraf açısından durumun toplumsal yaşam içinde daha çok gelişerek karmaşık bir hal alması ise sayısal (dijital) teknolojinin gelişmesiyle olmuştur. Fotoğraf, ilk dönemlerinde, sanatın ortamında, resim sanatıyla yaşadığı karşılaşmayı, 2000’li yıllarda bilgisayar teknolojisine karşı yaşamaktadır.