Öğrencilik zamanlarımda Kırklareli’de yürüttüğüm tez çalışmaları kapsamında avukat olan birkaç tanıdığımla gazetecilere verilen kanunları incelemiştik.

Fikir işçileri kanunu Milli Birlik Hükümeti, yetkilerini Temsilciler Meclisi’ne bırakmadan önce basını ilgilendiren iki önemli kanun çıkarır. Bunlardan biri 5953 sayılı Kanunu değiştiren ve “Fikir İşçileri Kanunu” olarak isimlendirilen 212 sayılı Kanun’dur.

Diğeri ise Basın İlan Kurumunun kurulmasını öngören 195 sayılı Kanun. Her iki kanunu da büyük tepkiyle karşılayan gazete patronları, 11–13 Ocak 1961’de üç gün süreyle gazete çıkartmadılar. Gazeteciler ise 212 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 10 Ocak gününü “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kabul ettiler.

212 sayılı Kanun’la gazetecilere sağlanan hakların en önemlileri şunlardır:

Kıdem hakkı: Eski kanunla gazetecinin kıdemi çalıştığı gazeteye girişiyle başlıyordu. Mesleğe giriş tarihi göz önünde tutulmuyordu. Yeni kanun ise mesleğe ilk giriş tarihini kıdemin başlangıcı olarak saydı. Ø Ölüm tazminatı: Yeni kanun, gazetecinin ailesine, Sosyal Sigortaların yaptığı ödemelerin dışında, kıdeme göre bir ödeme yapılması zorunluluğunu koydu.

Gazetelerin kapanması durumunda gazetecilere tazminat verilmesi: Yeni kanun, gazeteler kapanacak olursa gazeteciye iki aylık maaşla birlikte kıdemine göre ödenek verilmesini kabul etti. İstifa eden gazeteciye kıdem tazminatı verilmesi. Aylıkların peşin olarak ödenmesi.

Gece çalışanlara haftada iki gün izin hakkı tanınması. Kâr eden gazetelerin gazetecilerine her yıl bir maaş ikramiye vermeleri. İş anlaşmazlıklarının ticaret mahkemelerine değil, iş mahkemelerine verilmesi. Ödemelerin gecikmesinde her gün için yüzde 5 faiz yükümlülüğü getirilmesi.

Milli Birlik Hükümetleri Dönemi’nde, resmî ilan dağıtımının düzene sokulması için 2 Ocak 1961’de kabul edilen 195 sayılı yasayla Basın İlan Kurumu kuruldu. Gazete patronları, bu kanunları protesto etmek için 10 Ocak 1961’de yayımladıkları ortak bir bildiriyle üç gün gazete çıkarmayacaklarını ilan ettiler.

Bildirilerin altında 9 gazetenin adı vardı: Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni Sabah, Hürriyet ve Yeni İstanbul Gazetecilerin buna gösterdiği tepki ise basın tarihinin en önemli olaylarından biridir.

Patronlarının davranışını protesto etmek için yürüyüş yapan gazeteciler, ortak bir Basın gazetesi çıkarmaya karar verdiler ve üç gün süreyle bu gazeteyi yayımladılar. Gazetenin birinci sayısının başyazısında şöyle deniyordu: “Temel hak ve hürriyetlerimizin gerçekten kısıtlandığı, yalnız basının değil bütün memleketin gerçekten eşi görülmemiş bir tehlikenin içine sokulduğu günlerde bile gazetelerini kapatmayan ve protesto yoluna gitmeyen gazete sahiplerinin, şimdi bir ilan kurumu için yaptıkları bu hareket, basın tarihimizde herhalde şerefli bir yer kaplamayacaktır.

Gazete çıkarmak çorap fabrikası işletmeye benzemez. Basın bir kamu hizmetidir.” Bu dönemde tutuklanan ilk gazeteciler Aziz Nesin ve İhsan Ada olur. Temsilciler Meclisinin kurulduğu dönemde, Halk Partisi’nin eski bakanlarından Kasım Gülek, 1 Mart 1961 tarihinde Tanin gazetesini yayımlar. İlerici olarak tanınan birçok gazeteci Tanin’in kadrosunda yer aldı. 18 Mayıs 1961 tarihinde Birinci Şube’nin iki memuru gazeteye gelerek Aziz Nesin ile İhsan Ada’yı gözaltına aldı. Aradan iki ay geçmeden iki gazeteci de yazılarında suç unsuru bulunmadığı için tahliye edildiler.

1961 Anayasası’nda basınla ilgili düzenlemeler 1961 Anayasası’na basın özgürlüğünü güvence altına alacak önemli maddeler konulur. Anayasa’da basın hak ve özgürlükleri şöyle sıralanır:

Basın hürdür, sansür edilemez (madde 22).

Yayın yasağı konamaz (madde 22).

Gazete ve dergi toplatılamaz (madde 22).

Gazete ve dergiler kapatılamaz (madde 22).

Gazete ve dergi çıkarmak için önceden izin alınmaz, mali teminat gerekmez (md 23).

Haber, düşünce ve kanıların yayınlanması engellenemez (madde 23).

Basımevlerine ve basın araçlarına el konamaz (madde 25).

Düzeltme ve cevap hakkı kötüye kullanılamaz (madde 27).

Anayasa basın özgürlüğünün bazı koşullar altında, kanunla sınırlanabileceği belirtilir. Bu koşullar şunlardır:

Devletin bütünlüğünü, kamu düzenini, ulusal güvenliği ve genel ahlakı korumak

Kişilerin onuruna ve haklarına saldırıyı, suç işlemeye kışkırtmayı önlemek

Yargı görevinin uygulanmasını sağlamak Bu dönemde basın özgürlüğünü kısıtlamak amacıyla çıkartılan ilk kanun, 5 Mart 1962 tarihli Tedbirler Kanunu’dur. Bu kanun, “27 Mayıs Müdahalesini söz, yazı, haber, havadis, resim, karikatür ve başka araçlarla yersiz, haksız veya gayrı meşru göstermeye çalışanları” suçlamaya yönelir. Kendinden beklenen sonuçları sağlayamayan kanunun varlığına rağmen, hem 27 Mayıs eleştirilere uğrar hem de yasaklara karşın basında muhalefeti öven yazılar yayınlanır