Muhabirin çalıştığı kurumun bağlamını kavraması gerekir. Ana akım liberal gazetecilik kuramı, kurumu bağımsız olarak konumlandırır. Bu nedenle gazeteciliğin, seçmenlerin fikirlerinin oluşumu ve duyulması istenmeyen olguları ortaya çıkartması nedeniyle dördüncü güç olduğu söylenir. Bu yaklaşıma göre, temsili parlamenter demokrasilerdeki yürütme, yargı ve yasama ayrımının ötesinde gazetecilik de bunları denetleyen dördüncü gücü oluşturur. Kırklareli’de kamuoyunu bilgilendirirken bu doğrultuda ilerliyoruz.


Hayatta tarafsız olmak mümkün olmayabilir. Herkesin duyguları, düşünceleri, zevkleri, aidiyet duyduğu yaklaşımlar, siyasal taraflılıkları, konulara farklı duyarlılıkları vardır. Haberi yazan muhabir açısından da durum böyledir. Öyleyse tarafsızlık ne anlama gelir? Tarafsızlığın iki boyutunun olduğunu dikkat çekmeliyiz. Birincisi, ana akım liberal yaklaşımın, “gerçeğe ayna tutan medya” paradigmasını yeniden üreten bir sav olarak egemen medya yapısını meşrulaştırması söz konusudur. Bu yönüyle tarafsızlık savının dikkatle çözümlenmesi gerekir.

Ana akım yaklaşımın bu savı, geçersizdir. Medya gerek sahipliği gerekse de çeşitli yapılara bağımlılığı nedeniyle bütünüyle tarafsız değildir. Durum böyleyse muhabirler haberlerini yazarken, bunu bilerek “taraflı” haber yazmak zorundamıdırlar. Tabii ki hayır. Haberde tarafsızlık kapsamında şunlar değerlendirilir:

Olguları çarpıtmamak. İster beğenin ister beğenmeyin, bir siyasetçinin muhabire yaptığı açıklamaları çarpıtmaya hakkı yoktur. O politikacıyı sevmemeye hakkı vardır, ama söylediklerini çarpıtmaya hakkı yoktur. İsterse söz konusu habere, o siyasetçiye muhalif kesimlerin görüşlerini de yansıtabilir. Onların söylediklerini de çarpıtmamak kaydıyla… Gazeteci bir siyasal partiyi tutuyor olabilir ama, o siyasal partinin yaptığı mitinge katılanların sayısını 20 kat fazla yazmaya da hakkı yoktur.


Yorum yapmamak: Yorumla olguyu birbirinden ayırmak en önemli kurallardan biridir. Sanki bir yetkiliden ya da bir akademisyenden alınmış gibi haberin içine yorum katmaması gerekir. İleride göreceğimiz gibi, durum gazeteciliği çerçevesinde çözümleyici haber yapmasının önünde hiç bir sıkıntı yoktur. Bir gazeteci kadın haklarını savunuyorsa, kendi girişimiyle konunun uzmanlarından, hükümetten, kadınların kendilerinden görüşler alarak haber yapabilir. Ama kendisi haberin içine yorum katamaz. Eleştirel iletişim yaklaşımları, bir kurum olarak gazeteciliğin bütünüyle bağımsız olamayacağını, belli bir hegemonik yapının yeniden üretilmesini sağladığı görüşünü savunur. Hiç kuşkusuz, doğrudan siyasi gibi gözükmeyen bir futbol gazetesinin bile sadece para kazanma güdüsüyle konumlandırılması varolan endüstriyel futbol anlayışını yeniden üretir. Bununla birlikte hangi dünya görüşünden olursa olsunlar yaşamlarını gazetecilik yaparak kazanmaya çalışan muhabirler için liberal anaakımın bağımsızlık iddiası, demokratik bir ilke olarak “içerik bağımsızlığı” (editoryal bağımsızlık) olarak savunulmaktadır.


İçerik bağımsızlığı, mülkiyet sahipliğinin haberler üzerindeki karar yetkisini olabildiğince sınırlamaya, haberlerin seçiminde, oluşturulmasında ve iletilmesinde bağımsız gazetecilerin söz sahibi olmasını istemek anlamına gelir ve gazeteci örgütlerinin savunduğu bir ilkedir. Bu ilkenin mutlak olarak sağlanmasının son derece güç olduğunu kabul etmek gerekir. Örneğin bir gazetenin sahibi aynı zamanda başka bir sektörde yatırım yapmak istiyorsa, girmek istenilen sektördeki gelişmelere ilişkin içeriklerin etkilenmemesi mümkün müdür?


Sağlık alanında özelleştirme sonucu oluşacak ticari sağlık piyasasında yer almak isteyen bir işadamına bağlı bir gazete, özelleştirme karşıtı haberlere ne kadar yer verebilir? Böyle bir işadamı, doğrudan içerik sürecine karışmasa bile, gazetesinde işe aldığı üst düzey yöneticileri seçerken yaptığı müdahaleler, süreç içinde içerik bağımsızlığını zedeleyebilir.


Bununla birlikte içerik bağımsızlığını savunmak, müdahele alanını olabildiğince daraltmak gazeteci örgütlerinin ana hedeflerinden biridir. Tersinden bakarsanız, sağlık alanında özelleştirmeye karşı çıkan ve para kazanmak amaçlı kurulmamış olan bir gazete açısından da içerik bağımsızlığını korumak önemlidir.


Özelleştirmeye karşı çıkmak adına, kamu sağlık sisteminin eleştirilmemesi için gazete sahibinin müdahalesi, benzeri bir soruna yol açar. Böylesi bir durumda da içerik bağımsızlığını savunmak gazetecilerin önemli görevlerinden biridir. Bununla birlikte gazetecinin hangi kurumda çalıştığını ve o kurumun genel bağlamını kavraması kendisi açısından önemlidir. Her medya kurumunun işleyiş yapısı ve genel kurallarını bilen bir gazeteci, o sınırlar içinde içerik bağımsızlığını korumaya ve genişletmeye yönelik olarak uzun dönemli bir mücadeleye hazır olmalıdır.