Aktif bir şekilde Kırklareli’de gazetecilik yaptığım süreçte yaşadıklarım ve halka karşı sorumluklarımı gözden geçirdim.

Gazetecilik, tanıklık mesleğidir. Gazeteciler, tarihe kaydı düşen gelişmelerin ilk tanıklarıdır. Yaşamın uzanabildikleri her alanındaki önemli olayları, haber formatında kurgulayarak kamuoyuna iletirken çıplak gerçeği süslemeden, abartmadan, çarpıtmadan, gereksiz ayrıntılara girmeden açık, sade ve anlaşılır bir dille haberleştirmeleri gerekir.

Haberin olay ve gerçekle ilişkisini, yorumdan farkını analiz edemeyen, içselleştiremeyen gazetecilerin doğru, tarafsız ve güvenilir habercilik yapmaları olanaklı değildir.

Gazetecilik aynı zamanda kamuoyunu doğru, çok yönlü, çok boyutlu, hızlı, inanılır ve güvenilir bir şekilde bilgilendirme mesleğidir.

Demokratik toplumlarda gazetecilerin asli görevi, eski bir Çin atasözünde belirtildiği gibi “halkın ağzı, prensin kulağı” olarak siyasi iktidarın işleyişini, uygulamalarını denetlemek ve yansıtmak, toplumsal kesimlerin görüşlerini, beklentilerini iletmek ve böylece kamuoyunun şeffaflık temelinde ortaya çıkmasını sağlamaktır.

Gazetecilerin, “Haber verme hakkını kim adına, ne adına kullanmalıyım?” sorusunu sık sık kendilerine sormaları, yaşadıkları toplumun, dünyanın sorunlarının farkında olmaları, haber konusu olayları seçerken, haberin niteliklerini değerlendirirken önceliklerini bu yönde belirlemeleri, mesleğin saygınlığının artmasına da katkıda bulunacaktır.

Haber, yazılı, elektronik ve görsel basının birincil ve en önemli ürünüdür. Basının ruhu, nefesidir. Habere yer vermeyen bir basın yayın organı düşünülemez. “Haber” diye adlandırılan bazı bilgilerin toplanması ve bireylere aktarılmasının kökeni, toplumsal yaşamın başladığı döneme kadar inmektedir.

Mısır’da MÖ 1750 yıllarında, çeşitli bilgilerin yer aldığı resmî bir gazetenin yayımlandığı bilinmektedir. Bazı bilgi ve düşüncelerin elle yazılarak satılmasına ise ilk kez 14. yüzyıl sonlarında Venedik’te rastlanmıştır. Haber, temelinde, bireyi yaşamsal olarak ilgilendiren gelişmeler ve bu gelişmelere ilişkin bilgilerdir.

Kitle iletişim araçlarında yer alan haberler, bireyleri kişisel, yerel, yöresel, ulusal ve uluslararası düzeyde; toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel yaşamdaki gelişmelerden bilgi sahibi kılar. Özetle haber, kişileri bilgilendirir, eğitir, eğlendirir, üzer, sevindirir, eyleme yöneltir ya da eylemden vazgeçtirir.

Tanımdan yola çıkarak haber “Olaydır.” diyebiliriz. Olay, çeşitli olguların, belirli bir yer ve zaman içinde geçmesi sürecidir. Olay ayrıca; ortaya çıkan, oluşan durum, olağan olmadığı için toplumun ilgisini çeken olgudur.

Olay bir eylem olabileceği gibi bir söylem de olabilir. Ya da hem eylem hem söylemden oluşabilir. Peki, her olay haber midir? Herhangi bir olayın haber olabilmesi için ne gibi özelliklere sahip olması gerekir.

Haberin somut bir tanımını yapmak olası değildir. Her basın organının hatta her gazetecinin kendine özgü bir haber anlayışı ve tanımı vardır. Günümüze kadar haberin pek çok tanımı yapılmıştır: Acele kaleme alınmış edebiyattır.

Bir olay hakkında alınan ya da verilen bilgidir. Bir olayın raporudur. Bir olayın, tarafsız biçimde anlamlandırılmasıdır. Bugünün olayıdır. Dün bilmediğimiz her şeydir. Gazeteye basıldığında okuyucuya yararlı olacağı düşünülen olaydır. Halkın ilgi göstereceği her şeydir.

Gazetecilikte, genellikle haber, olay veya olayların hikâyesi ve özeti şeklinde tanımlanır. Bu tanıma göre olay, hikâye, özet gibi sözcüklerin ne anlama geldiğine bakmak, haber olay ilişkisini değerlendirebilmek için gereklidir.

Olay, genelde çeşitli olguların belirli bir yer ve zaman içinde oluşmasıdır. Olaylar haber olarak insanlara ulaşmazsa hayal olmaktan öte geçemez. Bu bakımdan haberlerde yer alan olayları oluşturan olgular, ister yerel, ister ulusal, isterse uluslararası düzeyde yer alsın hepsi birden açmış oldukları veya açacakları tartışmalara zemin hazırlar.

Gazeteciler haberi oluşturan olayları her zaman izlemek, gözlemek olanağına sahip değildirler. Eğer haber değeri görülürse olay gerçekleştikten sonra haberleştirilmek üzere gazeteciler görevlendirilir. Bazı olaylara gazeteciler kadar toplumun bir kesimi de tanık olabilir (örneğin, tören, yarışma, açılış gibi). Bu tür olayların olacağı önceden bilindiğinden bunların izlenmesi ve gözlenmesi olasıdır.