Çoğu zaman bulunduğum yerden ayrılsam bütün sıkıntılarımdan kurtulacağımı düşünüyordum. O yüzden üniversitedeyken Kırklareli’ne kaçmak için fırsat kolluyordum.

Ama her gelişimde sadece bulunduğum ortamın değiştiğini, düşündüklerimin ve hissettiklerimin ben nereye gidersem gideyim benimle geldiğini fark ettim.

Sadece mekan değişiyordu. Kurgu ve oyuncular aynıydı. En can sıkıcı olanda başrol hiç değişmiyordu.

Yaşadığım bir olayın üzerine bazen durup düşünüyorum; insanlar neden böyle davranmaya başladı ya da ben yaşananları böyle karşılamaya başladım?

Yaşananlar, geçen zaman insana fark ettirmeden duygularını, düşüncelerini ve tepkileri etkiliyor. Daha önceden seksen defa yaptığım bir hata yüzünden belki ki yüz defa birilerinden akıl almışımdır.

Uzun süren konuşmaların ardından belki de iki yüz defa bir daha kendime, aynı şeyi yaşatmayacağım diye söz vermişimdir.

Ve her seferinden üzerine biraz daha katlayarak aynı hataları yapmışımdır. Ve her seferinde sanki ilk defa başıma geliyormuş gibi yıkılmışımdır.

Ama beni hayrete düşüren şey; bu defa kimseye akıl danışmadan veya kendimi anlatmadan bir şey yaptım. Farkında olmadan hatalarımdan birini telafi ettim.

İlk defa; ben hariç hayatında kimseye güvenme diyen birine güvendim. Ve güvenim belki sayısını bile unuttuğum zaman son kırıldı. Telafim, bundan sonra “Bana güven” diyenlere güvenmemek yönünde oldu.

Ağzından bir kere bile bana güven lafını duymadığım insanlara şu an herkesten ve her şeyden çok güveniyorum. Çünkü bu hayatta benim için en önemli şeyi yapmadılar; Bana arkası boş bir söz vermediler.

Güven ve güvensizliği aynı bedende birleştirmek nevi şahsına münhasır özelliklerimden biri. Belki herkes öyledir ama kendimi diğer insanlara göre bir tık daha iyi tanıdığım için böyle konuşuyorum.

Bu güne kadar güven düşüşünde kendimi hiç bırakamadım. Güven düşüşü, bir kişinin kasıtlı olarak düştüğü ve bir grubun üyelerinin onları yakalayacağına güvendiği bir ekip oluşturma çalışmasıdır.

Bir kere bırakmayı denedim. Onda bile temkinliydim. Sonuçta olayın özü kendini tamamen bırakabilmek ama yapamadım. Ve beni tutacak kişi bu hayatta en güvendiğim insanlardan biriydi.

Bilindiği üzere güven kırılan ve tamir edilmesi imkansız bir duygudur. Hatta insanların arasında güven bardağa benzetilip “Bu bardak kırıldı. Bundan su içebilir misin?” şeklinde bir klişe döner.

Eğer gerçekten böyleyse bendeki güven değil. Bunun başka bir adı olmalı.

Çünkü ne zaman güvenim kırılıp bundan sonra bir daha güvenmem desem: GÜVENDİM

Belki de her seferinde güvenim değil de ben kırıldım. Çünkü durup düşündüğüm de sevdiğim insanların kötü yanlarını hiç görmedim.

“Güvenimi kırsa da” en ufak bir olumlu hareketinde onun bende inşa etmesi gereken güveni ben kendi kendime oluşturdum.

Belki de biz karşımızdaki insanların yerine bir şeyleri yerine getirdiğimiz için bazı şeyleri tek başımıza yaşıyoruz ve hissediyoruz.

Aslında benim güvenim bir kere hariç hiç kırılmadı. Çünkü, güven sandığım şey güven değildi. Benim kendi kendime inşa ettiğim başka bir duyguydu.