Kırklareli halkını bilgilendirirken uymamız gereken belli başlı altın kurallar var.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ilkelerine göre, gazeteci, kendi çabasıyla elde etmedikçe, bir kaynağın verdiği bilgi veya belgenin yayınlanma tarihi konusundaki isteğe uymalıdır. Gazeteci, röportaj, haber, yorum veya görüntü, yayın şekli ne olursa olsun, hazırlığını yayın organındaki sorumlular dışında, kaynağı da dahil kimseye denetlettirmekle yükümlü değildir. Genel bir kural olarak, gazeteci, açıklanmaması kaydıyla (off the record) verilen bilgiyi ve bağlamda sarf edilen sözleri yayınlamamalıdır.
Gazetecilere verilen ambargolu haberlerde verilen kurallara uyulmalıdır. Ambargolu haber, kaynağı tarafından tüm gazetecilere dağıtılmasına karşın, izin verilen tarihe kadar haberleştirilmemesi gereken haberdir.
Örneğin Birleşmiş Milletler’in çeşitli örgütleri raporlarını her ülkenin dilinde tüm medyaya dağıtmakta ancak örgütün merkezinde yapılacak basın toplantısına kadar yayımlanmamasını istemektedirler. Bu kurallara uyulması gerekir. Kurala uymayıp yapılan haber “atlatma haber” sayılmaz. Kaynağıyla gazeteci arasındaki ilişki güvene ve etik kurallara dayanmak durumundadır. Türkiye’deki uygulamada genellikle kaynakların aşağıdaki konuşma türleri içinde oldukları söylenebilir. . 1. Konuşmamak, bir başka deyişle “bilmiyorum” veya “bilgim yok”, “yetkili değilim” ve benzeri yanıtlar. Bu durumda yapacak bir şey yoktur, bilgi verecek diğer kaynaklara yönelmek gerekir. 2. Anonim kalmak şartıyla bilgi vermek. Bu seçenekte kaynak, bilgiyi vermekte ancak kendisinin adının veya bilginin çıktığı bölümün yer almamasını istemektedir.
Genellikle, emniyet yetkilileri, dışişleri yetkilileri, CHP kurmayları gibi genel atıflar böyle durumlarda yapılmaktadır. Benzeri atıflar arasında Batılı diplomatlar, BM kaynakları gibi atıflar da bulunmaktadır. Gazetelerde bu tür haberlerin oranının artmasının gazetelere olan güveni düşürdüğü ileri sürülmektedir.
Ancak gazetelerde çıkan haberlerin büyük çoğunluğu böyledir. Gazeteciler ve muhabirler böylesi durumlarda, kendilerine haberin kaynağının açıklanması baskıları altında bile, bu kaynakları açıklamama ilkelerini uygulamaya devam ederler.
Background/Arkaplan olarak yazılmasına izin vermek. Bazı kaynaklar, Dışişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilileri gibi genel atıfların bile yapılmasını istemeyebilirler. Bu durumda gazetecilerin arkaplan bilgisi olarak yazabileceklerini söylerler. Daha çok yabancı ülkelerde geçmişi olan, diplomat veya dışişleri yetkililerinin başvurduğu yöntemde, haberde atıf kullanılmaz.
Gazetelerde “Edinilen bilgiye göre,” sözcüklerinin yer aldığı haberler bu türdendir. Çoğu zaman bu tür haberler öyküleştirilerek, hiç bir kaynağa atıf yapılmadan yazılmaktadır.
Yazılmamak koşuluyla bilgi vermek. Bu durum gazetecinin kaynağıyla ilişkisine bağlıdır ve genel ilke kaynağın isteğine uymaktır. Ancak halkla ilişkiler kitaplarında da belirtiği gibi “Eğer bir bilginin basına sızmasını istemiyorsanız, o bilgiyi gazeteciye vermeyin” ilkesi geçerliyken, bir kaynağın gazeteciye yazmamak koşuluyla bir bilgiyi vermesi ne anlama gelir? Burada iki olasılık bulunmaktadır. Birincisi, kaynağın iyi niyetle gerçekten gazeteciyle olan güven ilişkisi çerçevesinde bilginin yazılmaması istemesi durumudur.
İkinci durumsa, haberin çıkmasını istemesi, ancak üstlerinden korunmak için yazılmaması kaydıyla bilgiyi vermesidir. Kaynak aslında haberin yayımlanmasını istemekte, ancak hiç bir koşulda sorumluluk altında olmamak veya yalanlamak seçeneğini elinde bulundurmak için bilgiyi vermektedir. Gazeteci, o kaynakla olan ilişkisinin geçmişi çerçevesinde doğru kararı verecektir. Örneğin bir haberi yazılmamak koşuluyla veren bir kaynak, o haber çıktıktan sonra muhabirle ilişkisini normal olarak sürdürüyorsa, ikinci seçenek geçerlidir.
Gazeteci/muhabir her zaman birincil kaynaklara ulaşmaya çalışmalıdır. Ancak birincil kaynaklarda bile kaynağın kendisi bir insansa, haberin bir başka kaynakla onaylatılması en temel gazetecilik kuralıdır. Özellikle büyütülmesi beklenen haberlerde bu zorunluluk büyük önem taşır. Kaynak bir belgeyse, bu belgenin özgünlüğünün de onaylatılmasında yarar vardır. Haberin ikinci bir kaynak tarafından doğrulatılması, gazetecinin kendisine haberin doğruluğu açısından özgüven verir. Gazeteci böyle bir durumda, “yönlendirme” (desenformasyon) operasyonu içinde olmadığını anlayacaktır.