Gerçekten zor günlerden geçiyoruz. Her anlamda yıprandık, yorulduk. Önceden hiç derdimiz yokmuş neredeyse dediğimiz günler yaşıyoruz.
Kovid vakası Ülkemizde görüldüğü gün asıl her şey başlamış oldu.
Bilmiyorduk ki “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!”
Evet, hayatın standart zorluklarına alışılmış, maraton giden günler birbirini kovalarken, son iki yıldır yaşanan hiç bilmediğimiz kovid belası, onun getirdiği ekonomik zorluklar, hiç yaşamadığımız doğal afetler git gide korku, kaygı, panik hallerini yaratmaya başladı. Sağlıkla mücadele edelim derken işin ekonomik boyutunu düşünmek gerekti. Onları çözmek isterken, üstümüzde oluşan psikolojik baskı, endişe, panik atak boyutları oluştu. Her geçen gün daha da işin içinden çıkılmaz bir hal aldı.
Kapanmalar, bir dizi tedbirler, bitmeyen vaka sayıları, maske belası derken onlara bile alışıldı.
En büyük sınavı da bu hiç yaşamadığımız ve insanoğlunun aslında asla alışık olmadığı eve kapanma durumlarında yaşadık. Şu an evet aradan aylar yıllar geçti, tedbirler kalktı, normal hayata devam ediliyor, çünkü buna mecburuz. Fakat Kovid mutasyona uğrayarak yayılmaya devam ediyor. Endişelenmek, korku, panik hiç bitmiyor. Çok büyük kayıplar verdik. Bu işin başında kimse hiçbir şey bilmezken çok canlarımız gitti…
Öyle anlar yaşandı ki hayat durdu, zaman durdu.
Sağlık sektörümüz, gıda ve taşımacılık gibi hayati önem taşıyan alanlar, ayakta dimdik durmaya çalışarak çok büyük özveride bulundular.
İşin bir tarafı böyleyken, diğer taraftan afetler konusunda da bir dizi şey yaşadık ve yaşıyoruz. Orman yangınları, depremler, sel, fırtına…
Bunlar yetmezmiş gibi insanlığımızdan utanacağımız toplumsal felaketler de yaşanmaya artarak devam ediyor. Kadın cinayetleri, hayvanlara zulüm gibi birçok olay…
Baştan sona kıyamet alametleri…
Dünümüzü arar olduk yalan değil.
Sabah kalktığımızda bugün nasıl bir şey yaşayacağız diye hazırlıklı başlıyoruz güne. Bünye alıştı artık. Sıradan, olaysız geçen gün olduğunda şaşırır olduk.
Son iki-üç senemizi bu şekilde yaşarken aslında arkamızda çok büyük bir enkaz bırakıyoruz. Beyin olarak yıpranmış, psikolojik olarak bitmiş, mücadele gücü zayıflamış bir insan. Bu insan, ne evde verimli bir anne-baba olabilir ne de iş yerinde iyi bir performans sergileyebilir.
Sosyalleşmekten hiç bahsetmeyeceğim bile. İnsanlar birbirinden kaçar oldu salgın var diye.
Hayal kurmak hayal oldu neredeyse…
Elden bir şey gelmez diyerek mevcut duruma alışmaktan başka bir çare yok evet. Fakat hem beden hem akıl ve ruh sağlığımızı korumak için devam eden yaşantımızda, kendimize iyi gelen şeyleri yaparak hayattan zevk almamız gerekiyor. Hayatı yaşanılası bir hale getirmekten başka elimizden gelen bir şey yok. Ailemiz, sevdiklerimiz, bize iyi gelen şeyler nelerse onlarla ilgilenerek, yaşadığımız sıkıntılı günlerin kara bulutlarını üstümüzden atmamız gerekiyor. Tedbirleri elden bırakmadan tabi! Çok zor ve yarınımızı bilmediğimiz günlerden geçiyoruz.
Bu süreçte eminim herkes üzerine düşen payı da dersi de aldı.
Hayat devam ederken bence yanımızdakilerin, ailemizin, bizi sevenlerin kıymetini bilelim. Çünkü; bugün varız, yarın yokuz cümlesini canlı canlı hepimiz yaşadık, yaşıyoruz.
Hırslar, kötü kalpler, çıkarlar, beş para etmiyor…
Şuandaysak, nefes alıyorsak, anı yaşamak ve anın farkında olmak verilen en büyük hediye inanın.
Yarınlardaki her yeni sınava hazırlıklı olmak istiyorsak, bugünümüzden payımıza düşeni alalım…