Tamamen kendine gelince başladı anlatmaya:

-Bundan on sene önceydi. Bir arkadaş grubumuz vardı: Alaeddin, Nuri, Sezai, Cahit bide ben Rasim. Polis Rasim’in sözünü kesti. “Senin adın Ahmet değil mi?”diye sordu. Rasim devam etti “Hem evet hem değil bunlar bizim namlarımız hiçbirimizin gerçek adı değil. Biz unutulmamak için kendimize yedi güzel adamdan isim aldık bizde güzel olalım diye. Her şeyi birlikte yapardık, ne gizlimiz saklımız vardı ne de senin benim davası. Hepimiz genciz tabi delikanlıyız kime laf söylense koyar ama bizim Sezai’ye laf atacaksın, sen bilmezsin sen etmezsin, sen kimsin deyip bağırıp çağıracaksın. Deliye gönder gözünü karartır.

Sezai, hep büyük adam olsun istedi. Bazen bizi bile beğenmedi hep attı tuttu. Bu Sezai’nin çalıştığı yere işe yeni giren ortalık yerde Sezai’ye diklenen, onunla rakip gösterildiği üst bir pozisyon vardı. Çocukta sünepe bir şey aynı zamanda da yeni mahalle komşusuydu. Bide kardeşi vardı. Afet-i devran Afet.

Bizim Nuri’de kimseyi affetmezdi bazı konularda ama şu Afet’i bir oltaya alamamıştı.

Nuri’nin hayatta isteyip te alamadığı tek kadındı. Ama Nuri ya bu taktı mı takıyor o kızı elde etmeden ölürse gözü açık gider. Bir gece mahallede bir mekanımız var orada oturuyoruz. Sezai sinirli sinirli geldi oturdu. Anladık yine pederle kavga etmiş. Babasıyla sürekli kavga ediyordu. Babası buna beceriksiz, vasıfsız, bir baltaya sağlam sap olamadı, büyük adam olamadı diye azarlardı.

O gece hiç o kadar gözü kara görmedim. Birkaç biradan sonra “Basacaksın o herifin sıkacağım ününü ben gideceğim. O işe, kodaman olup sokacağım gözüne belki değer bilir bunak ”dedi. Elindeki şişeyi fırlattı başladı koşmaya peşinden gittik yakaladık sakinleştirdik. Aradan bir iki saat geçti, kafalar iyice gitti.

Bu sefer Nuri başladı: “Basacaksın evini sıkıştıracaksın kenara” diye bu sefer o celallendi. Neyse o gece hepsi sakinleşti. Bir hafta sonra yine Alaeddin hariç hepimiz oradayız demleniyoruz koşa koşa Alaeddin geldi” altınmış abi altınmış altın” diye bağrındı. Mahallenin bir deli akıllısı vardı. Konuşurdu ama boş konuşmazdı gördüğünü söylerdi ama işine gelmeyen kimse onu takmazdı.

Bu deli sabahın kör vakti bu abi kardeşi içi altın dolu çömlek gömerken görmüş. Bizde o gece dalgasına plan yaptık. Ben içeri dalacağım herife ağız burun girişeceğim. Cahit, Sezai, Alaeddin bahçeyi kazacak, Nuri’de kızı alacak. O gece güldük eğlendik paraları bir güzel orada burada yedik, orada kapandı bu bahis. Gel zaman git zaman bizim Cahit’in babası evin kapısı önünde Cahit’i haşlıyor bütün mahalle duyuyor. Cahit tam içeri girerken bizim bu sünepeyle göz göze geliyor. Sünepe bizimkine dalga geçiyor. Cahit’in damarı orada kopuyor gece Cahit bizi önce bir güzel içirip güzel güzel işliyor. Hepimiz gaza gelip kendimizi sünepenin kapısında bulduk. Tabi ben en kalıplısıyım kapıyı kırdım içeri girdim. Kapıyı kırınca Sezai direk herifin üstüne atladı, herif Sezai’yi altına aldığı gibi Sezai’nin ağzını burnunu kırıldı. Arkadaşımı o halde görünce bende sinirlendim, herifi bir güzel benzettim, Alaeddin, Sezai, Cahit’te aldılar kazma, küreği bahçeye daldılar. Nuri’de kızı sıkıştırdı. Ben kontrolü kaybettim, herifi öldürdüm. Nuri’de kızı zapt etmeye çalışırken kızın kafası cam sehpaya çarpıyor ölüyor. Hepimiz paniğe kapıldık o gece de evi basmaya giderken bizi gören insanlar var. Altınları bırakıp kaçmaya karar verdik. Aladdin tuturdu “ben bırakmam onların neleri göze aldım ben”diyor da başka bir şey demiyor. Sezai hemen plan yaptı: “Zaten bunları tanıyan eden yok insanlara kızın abisi değilmiş aslında ortaklarmış altın kaçırıyorlarmış. Adam eve sarhoş gelmiş kıza musallat olmuş bizde çığlıklara geldik ama geldiğimizde çoktan ikisi de ölmüştü”deriz diye plan yaptı plan tuttu herkes inandı. Altını önce bir yere sakladık. Herkes bir zaman gidip alacaktı ve vicdanımızla baş etmeyelim diye kimse birbiriyle görüşmeyecekti. Pay sırasıyla: Nuri Sezai, Cahit, ben ve Alaeddin’indi. Ben daha ilk anda payımı reddettim. Cahit benim almayacağımı bildiği için kendi payını alırken biraz fazla kaçırıp benimkiyle beraber Alaeddin’den de biraz yürütmüş. Seneler sonra bize bu olayla ilgili posta geldi, toplandık. Sonra bir telefon geldi gelen telefonda Alaeddin’in bizi ispiyonladığını söyledi telefondaki kişi bende sinirlendim. Çektim, vurdum. Bu olaydan sonra ilk defa elime bulaşmıştı, yıllardır önce susturmak için her yolu denediğim vicdanım tekrar ve şiddetli bir şekilde konuşmaya başlamış, ellerimdeki kan kokusu hiçbir türlü çıkmaz olmuştu. Ben de bir plan yapıp hepsine Alaeddin’in tek olmadığını iş birlikçisi olduğunu söyledim. Onlarda birbirini öldürdü. Bende itiraz ediyorum. Bu yükle yaşayamadığım için itiraf ediyorum ”dedi.

Polisler gerekli işlemleri yapıp, gereken karar çıkınca Rasim yirmi beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevine sevk edilirken ani bir hareketle emniyeti açık olan tabancayı jandarmanın belinden aldı ve anlının çatından kendini vurur.

Sonuçta yedi büyük günah vardı. Bunlardan beşi bu hikayeye indi, birbirlerini buldular birbirlerine karıştılar ve birbirilerini yok ettiler.