Kırklareli’de ki kitapçıda dolaşırken Dostoyevski’nin Beyaz Geceler isimli eseri dikkatimi çekti.
Yazar kitapta romantik bir üçlü aşk kurgusunu işlemiştir. Sekiz yıldır Petersburg’da hizmetçisi ile yapayalnız yaşayan hayalperest ve fakir bir adam olan yazar bir gün nehrin kıyısında ağlayan bir kız görüp ilk kez hayatında bir kadın ile yakınlaşma şansını bulmuştur.
Kız bir yıl önce aşık olduğu ve evlenmek için sözleştikleri adam geleli üç gün olduğu halde bir yıldır onun yollarını bekleyen kızın yanına gelmediği için ağlamaktadır.
Yazar ve kız evlenmeye karar vermişler. Ama o adam da aniden çıkıp gelmiştir.
Kitapçılarda dolanıp, kitapları karıştırmayı severim. Beyaz Geceler isimli esere göz atarken “Çünkü insanlar kendileri mutsuz olmadıkça, başkalarının mutsuzluğunu asla anlayamazlar.” cümlesi dikkatimi çekti.
Bu söz üzerine düşünmeye başladım. Bugüne kadar yaşadıklarım ve insanlarla paylaştıklarım geldi.
Kendime yakın gördüğüm ve derdimi paylaştığım insanlarla konuşurken benim susmam ve kendilerine sıra gelmesi için dört göz baktıklarının farkına vardım.
Kendi mutsuzluklarını anlatmak, kendilerini dinletmek daha önemli oldu.
Belki bende mutsuzken, onların mutsuzluklarına kulak asmadım. Ama can kulağı ile dinleyip yardımcı olabilmek için çabaladım.
Benim dertlerimden kendi hayatlarına pay çıkarmışlar.
Ya benim başıma gelenleri zamanında yaşamışlar ya da tek korkuları benim yaşadıklarımı yaşamak olmuş.
İçimi döktükten sonra sırtımı sıvazlayıp yanımda olduğunu söyleyen veya hissettiren kişilerin sayısı bir elin parmaklarını geçmedi.
Niyetim kendimi övmek değil.
Değer verdiğim biri mutsuzken kendi mutsuzluklarını bir kenara bırakabilen biriyim. Olay sadece mutsuzlukta değil. Benim hayatımı olumsuz yönde etkileyecek karşımdakine göre basitse benim derdim konu olmaz.
Kendimi bir kenara bırakıp benden destek bekleyen insanlara kucak açarım. Bence bu büyük bir erdemdir.
Karşınızdaki insan size kendini açıp bir şeyler anlatıyorsa sizden ya yardım ya da anlayış bekliyordur. Yardım etmek elinizden gelmiyorsa, anlayış göstermeniz gerekir.
Ki bazı durumlarda anlayış göstermek yardım etmekten daha zordur.
İnsanoğlunun en büyük sorunlarından biride göremediği, dokunamadığı bir şeyi başarmaktır. Yardım ettiğinizde konu ne olursa olsun fiziksel bir eylemde bulunabiliyorsunuz. Ama anlayış…
Nasıl yapacağınızı ya da ne yapacağınızı bilemediğiniz. Bazen de bir şey yapmamız gereken bir noktadır.
Hayatlarınızda bu ince noktayı tutturabilen insanlar olduğu sürece
mutsuz, umutsuz ve çaresiz olsa bile, sizin mutsuzluğunuzu, umutsuzluğunuzu ve çaresizliğinizi anlar.