Mizahın Türkçe karşılığı, ‘ğüldürü’dür. ‘’Eğlendirmek, güldürmek ve birinin bir davranışını incitmeden takılmak amacını güden ince alay, humor, gerçeğin güldüren yanlarını ortaya koyan bir yazı türüdür’’. Diye Türkçe sözlükte tarif edilir.

Mizah; fıkra, hikâye, tiyatro eseri, film, karikatür şeklin de birçok İcraat şekilleri bulunmaktadır.

Sevgili dostlarım son birkaç on yılda tüm mizahı hoş görümüzü kaybettik.

Bundan 30-35 yıl kadar önce ülkemizde birçok mizah ustası vardı.

Bunların bir kısmı mekanları cennet olsun aramızdan ayrıldılar, bir kısmı oluşan hoşgörüsüzlük ortamı ve baskılardan dolayı köşelerine çekilip sanatlarını icra edemez oldular.

Bunun en büyük sebebi halk olarak kendi espri anlayışımızı yitirdiğimizdir.

1980’ler de Metin Akpınar, zeki Alasya şovları kapalı gişe oynar ve hatta o zamanlar teyp bantlarına doldurulur halkımız evlerinde radyo dinler gibi dinler ve ailece gülerler ve gerçekler ile mizahi bir biçim de yüzleşirler idi.

O tarihlerde karikatür dergilerinin satışları 200.000- 300.000 binleri geçerdi.

Karikatür dergilerinin çıkış zamanları iple çekilir ve çıktıkları gibi gazete bayilerin den hemen alınırdı.

Şu anda ulusal günlük gazetelerin bile o tirajlara erişmesi mümkün değil dir ki, mizah anlayışımızı kaybettiğimizin en büyük delilidir.

Sevgili dostlarım mizah anlayışını kaybeden toplumlar sorgulamalarını ve düşünüp sonuç çıkarmalarını da kaybederler.

Mizaha sahip olan toplumlar her zaman sorgulayıcı ve sorgularken doğruyu, bulurken gülüp eğlenmeyi de becerirler.

Bu tip toplumlar devlete veya yöneticilere söylenmesi zor olan gerçekleri onları da güldürerek yıkıp dökmeden söylerler.

Toplum olarak hem eğlenilirler hem de doğru yol bulunur.

Bizim tarihimizden hala zevk ile anlattığımız ve güldüğümüz Nasrettin hocamız, Bektaşi kıssalarımız, incili çavuş öyküleri, Bekri Mustafa hikayeleri vb. gibi birçok usta ve sanatçı toplumu uyarma ve güldürüp eğlendirme görevini bu zamana kadar başarı ile yaparak tarihteki ve toplumun zihnindeki yerleri almışlardır.

Mizah veya gülmece konusu sadece bizim toplumumuza has bir olay değildir.

İnsanların dünyaya geldiklerin den beri vardır ve insanın doğasındadır.

Son 25-30 yıldan beri tüm güldürü ustalarımız yalnızlığa itilmiş, eser vermeleri bir şekilde engellenmiş, hapis tehdidi altında bırakılmış ve toplum olarak ta bizler sahip çıkamamışıktır.

Şu anda doğru düzgün eski Gırgır dergisi tadında bir karikatür dergisi yoktur, güldürü tiyatroları ortadan kalkmış sanatlarını icra etmek isteyenlerde siyasi erklerin yargı baskısı ile işlerini yapamaz duruma gelmişlerdir.

Gülmece sanatını icra ediyoruz diye bazı sinema filmleri çekilmeğe uğraşılmış onlar da espri yapıyoruz diye ağıza alınmayacak küfür ve sin kofları mizah diye vatandaşa satmaya başlamışlardır.

Tüm güldürü ustalarının yaşayanları bir elin parmakları kadar kalmalarına karşılık yeni yetenekler yetişememekte ve yetişmeğe çalışanlarda ya siyasi baskılar ya da toplumsal baskılar sonucu parlayamadan yok olmaktadır.

Bizler en azından talep kar olarak onları desteklemeli eserlerini satın almalı ve gelecek nesillere en azından bu toplumsal değerin olduğunu ve yaşaması gerektiğini anlatmalıyız.

İnsanları tüm yaratılmış canlılardan ayıran en büyük özellik gülmesidir, hemen bütün canlılar bir şekilde üzüle bilir ağlaya bilir, sevine bilir, mutlu olabilir ama gülemez.

Tanrı insanlara gülmek gibi bir olguyu bahşetmiş ve birçok çekişme ve gerginliği onun ile ortadan kaldırmıştır.

Sevgili dostlarım çok üzgün veya çok kızgın anınız da yanınız da biri güzel ve kaliteli bir espri yaptığınız da tüm o kötü durumun ortadan kalktığını ve gülmeğe başladığınızı sanırım sizler de gözlemlemişsinizdir.

Tabi ki herkes mizah üretecek değildir, bu meziyetin de bir üretenleri ve bir de tüketenleri vardır. Bizler tüketenler kısmında bulunmaktayız ve tüketirken bedelini ödememekteyiz.

Burada bahsedilen çok büyük bir maddi bedel değildir, bahsedilen gülmemize ve gülücüklerimize sahip çıkmaktır.

Son yıllarda gerginlikler ve şiddet olayları çok hızlı bir biçimde artmıştır, tahammülsüzlük hat safhadadır. Bunların tek sebebi gülmeyi unutmamızdır.

Sıkıntı ve gerginlikler her çağ ve devirde mevcuttu ama bizim toplumumuz için bu kadar gülmeyi unuttukları bir zaman olmamıştı.

İnsanlara küçük bir gülümsemenin bile onları ne kadar mutlu ettiklerine hepiniz şahit olmuşsunuzdur.

Toplum olarak mizahımıza sahip çıkalım ve onları üretenlere sürekli hoşgörülü olup onların meydana getirmiş oldukları ürünler ile hayatımızı anlamlandırıp düşünmeye başlarken gülerek te tadını çıkaralım.

Burada bahsetmeden de geçemeyeceğim geçen yıllarda Kırklareli belediyesi yılbaşı takvimlerin de Ramize Erer isimli karikatür sanatçısına hazırlatmış olması hem sanatçımıza destek babında hem de halkımızın neşelenip gülümsemesi babında çok yerin de olmuştur.

Bu şekil çalışmaların devamını tüm STK’lar dan beklemeliyiz.

Sevgili dostlarım hep mizahla yaşayın ve hayata hep mizah penceresinden bakın, mutlu olun ve gülücük dudaklarınızdan hiçbir zaman eksik olmasın. Selam ve saygılarım ile...