Kırklareli sokaklarında 22 yıldır, yürüyorum.
Bütün yürüyüşlerimde kafamın içinde insanlarla kavga ediyorum. Kimi zaman beni neden kırdıklarını anlayamadığım için, kimi zamanda neden hala buna izin verdiğim için kendime kızıyorum.
Ama bu yürüyüşlerin hepsinin sonunda sevdiğim, beni anlayan, gözümden tek damla yaş akmasına izin veremeyecek insanların yanına vardım. Bu şehirden çıktığımda geri dönmeyi hiç düşünmedim.
Çünkü sokaklarında yürürken çoğunlukla hüzünlüydüm. Pandemi döneminde izin verilen zamanlarda yıllarımı geçirdiğim sokaklarda tek başıma aheste aheste yürürken bu şehrin sokaklarında biriktirdiğim güzel anları hatırladım.
Bundan iki üç sene önce Hiç güzel anım yok bu sokakların olduğu şehirde yaşamam” diyorum. Ama biraz olgunlaşıp sakin kafayla düşününce mutsuz bir şekilde bile olsa bu şehrin sokaklarında geçip sevdiğim insanların yanına gittim.
Kırklareli’nin bendeki değeri anlamış olsam da içinde sevdiğim insanlar olmayınca yine de bana çok boş geliyor. Ama sokaklara boş gözle bakmıyorum artık.
Zamanında sevdiklerimle dolaştığım ya da günün birinde sevdiğim insanlara dolaşacağım insanlar olarak görüyorum.
Özellikle soğuk ve karanlık havalarda yaptığım uzun yürüyüşlerden birinde çocukluğumun geçtiği sokaktan geçerken durup düşündüm. Şu an sahip olduğum insanlara, düşüncelere ve yeteneklere sahip değildim. Ve asla bugünümde olduğum biri olamayacağımı düşünürdüm.
O yaşlardaki halimle konuşma ihtimalim olsa hayatta sürekli yaptığı ve artık alışkanlık haline getirdiği hatalardan belki ders çıkaramayacağını ama gün geldiğinde seni hatalarınla kabul edecek, senin düşündüğünün aksine seni her şeye rağmen sevecek insanlar olacak derdim.
Ne kadar kulak asardı bilmem. Birazcık tanıdıysam bundan da ders çıkarmazdı. Ama bir sebep yokken bu şehirden gitmek için ısrarcı olmamasını isterdim. Çünkü benim yaşıma geldiğinde başka şehirlerde çok sevdiği ama sık sık görüşemeyeceği insanlar olacağını anlamasını isterdim.
Yaşadıkları yüzünden bu şehri, bu şehrin sokaklarını suçlamadan, bu şehirde biriktirdiği güzel anılara ve her yolculuğunun sonunda kavuştuğu sevdiklerine sarılmayı erkenden öğrenmeli.
Kırklareli, yıllar geçmesine rağmen çok değişmedi. Belki kaldırım taşları, yaşayan, yolda yürüyen insanlar değişti. Ama onunla beraber bende değiştim. Artık yolumu melankolik şarkılar dinlemek için uzatmıyorum.
Kimi zaman kendimi dinlemek için kimi zamanda sevdiklerimi dinlemek için uzatıyorum. Hala bu şehrin sokaklarında güzel anılar biriktirmeye devam ediyorum.
Yine hüzünlü oluyor mu? Evet. Ama ben güzel olanları düşünüyorum ya da güzel anlar hayal ediyorum.
Her yolun sonunda içimi ısıtacak biri, her sokakta beraber yürümek istediğim insanlar var. üniversite zamanı arkadaşlarım Kırklareli’ne gelmediği için onlara çok kızmıştım.
Çünkü bir akşam işten eve yorgun argın dönerken geçtiğim sokaklarda, o an içimi ısıtacak bir anımız olsun istiyordum. Geldiklerinde en uzak mesafenin on dakika olduğu sokakta onları neredeyse yarım saat dolaştırdım. Muhabbet anlatırken bahsettiğim her yeri gösterdim. Bu şehrin sokakları beni onlarla da görmüş oldu.
Bu şehre ne zaman birileri gelse ve gittikleri zaman anılarla bu şehirde kalsam içimi hüzün bürümüyor. Çünkü güzel anlar benimle dolaşmaya devam ediyor.
Üzgün olduğunuz için şehirleri suçlamayın. Güzel anılar biriktirdiğiniz insanlara haksızlık etmiş olursunuz.