Faydacılık kuramında basın özgürlüğü baskıcı hükümetlere karşı yöneten küçük azınlığın davranışlarını dizginleyecek bir denge öğesi olarak değerlendirir. Kırklareli’de basın özgürlüğü konusunda gazeteciler olarak herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz.
Basın özgürlüğü en fazla sayıda insanın en fazla mutluluğunu sağlayacak yasaların yapılmasını ve uygulanmasını kolaylaştırır. Özgür basın mutluluğun müttefikidir.
Kamuoyu üzerindeki devlet sansürü istibdata verilmiş acık bir karttır. Yönetilenlerin mutluluğunun en üst seviyeye çıkarılması ilkesine aykırıdır (Jeremy Bentham, 1820).
19. Yüzyılın ortalarında John Stuart Mill tarafından kaleme alınan “On Liberty” (Özgürlük Üzere) (1859) başlıklı eserin ikinci bölümünde düşünceyi açıklama ve basın özgürlüğünü haklı ve zorunlu gösteren nedenler şu şekilde açıklanmıştır:
Hükümet ya da sivil toplum tarafından yanlış olduğu iddiasıyla susturulan herhangi bir düşünce aslında doğru olabilir
Bir düşünce yanlış bile olsa, içinde birkaç dirhem hakikat de bulunabilir.
Herhangi bir konuda egemen olan görüş, hemen hiçbir zaman hakikatin tamamı değildir. Bu nedenle tam hakikate ancak bu düşünceyi diğer düşüncelerle, zıt görüşlerle karşılaştırılarak varılabilir
XVIII. yüzyılın son çeyreğinde ve XIX. yüzyılın başında, Batı toplumlarında edebiyat ve düşünce alanında etkin bir yer edinen gazeteler ve dergiler, okuryazarlık yeteneklerine sahip, eğitim olanaklarını elde etmiş, düzenli bir geliri olan tüccarlar ve imalatçılar başta olmak üzere, hukukçular, öğretmenler, yazarlar, muhasebeciler, banka-borsa çalışanları olarak işaretlenebilecek meslek gruplarından ya da sadece politik iktidarı elinde tutan toprak soylusu sınıfın dışında kalan kesimlerden ilgi görmüş, yukarıda anılan toplum kesimlerini içine alan burjuva sınıfının çıkarlarını politik mecralarda (şehir ve ulusal parlamentolar bunların başında gelmektedir) savunan birer araç niteliği kazanmıştır.
Bu yüzyılda aynı zamanda siyasal gazeteciliğin ve taraflı yayıncılığın ilk örnekleri oluşturulmuştur. Bu yayınlarda eğitim ve toprak reformu gibi günün politik gündeminin tartışmalı temel konularında biriken taraflı görüşler ve bu görüşlere yönelik eleştiriler dile getirilmiştir. Gazetelerin ilk sayfaları ulusal politik gündeme ayrılmaya başlandığı gibi, üst başlıklar da metinlerden ayrılmıştır. Yargı ve eleştiri yeteneğinin gelişmesi sonucunu doğuran bu yenilikler aracılığıyla, farklı kamular politik görüşlerini ifade etme olanağı bulmuştur.
Kamu çıkarı, kamusal fayda, kamuoyu gibi kavramlar yerleşiklik kazanmaya başlamıştır.
Yurttaş topluluğunun siyasal katılımının sağlanmasında gazete ve dergiler önemli işlev yüklenmiş, basının yurttaşların yönetimlerden hesap sormasına aracılık etme konumu pekiştirilmiştir. XIX. yüzyılda halkın çıkarını gözetme işlevi aracılığıyla kendi meşruluk zeminini yaratan basın, liberal demokrasilerin temsili kurumları arasında sayılması gerektiğini ve “dördüncü” güç olduğunu ilan etmiş, bu durumu yasal teminat altına almak için mücadele edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Basın, XVIII. yüzyılın sonundan itibaren kendini meşrulaştırma düzeneklerini, özgür bilgi akışının sağlanması, kamu yararının sağlanması ya da kamu yararının “bekçisi” olmak üzerine kurmuştur. Basının yeni misyonu çıkarılan gazetelerin adlarına yansımış “Göz”, “Gözcü”, “Nöbetçi”, “Şahit” gibi gazeteler yayın hayatında yerlerini almıştır.
Sanayi devrimi yüzyılı olarak da anılan XIX. yüzyılda küçük ve orta ölçekli işletmelere dayalı üretim tarzı, büyük işletmelere ve fabrikasyon sistemine yönelmiş, sermaye yoğunlaşması ve tekelleşme esas hale gelmiştir.
Üretim tarzındaki dönüşümler basın sektörünü de kapsamıştır. Kâğıt üretiminde fabrikasyon sistemine geçilmesiyle birlikte ağaç hamurunun kullanılmaya başlanılması, daha yoğun bir sermaye birikiminin pazarda gerekliliğini şart koşmuştur.
Kimyasal ürün yardımıyla üretilen kâğıdın maliyeti düşmüş, daha çok sayıda üretilmesi, basılması ve yayılması mümkün olmuştur. Basın faaliyetlerinde zorunlu hale gelen makineleşmenin yaygınlaşması, büyük sermaye gerektirdiğinden aynı süreçte sektörde tekelleşmeler de başlamıştır.
Yüzyılın ortalarına kadar ağır vergiler ödeyen basın gerek İngiltere’de gerekse ABD’de vergilerin azaltılması talebi başta olmak üzere her türlü yönetim engelinin kaldırılması doğrultusunda mücadele vermiştir
Yüzyılın ortalarından itibaren bu mücadeleye yeni toplumsal kesimlerin katıldığı görülmektedir. Özellikle yönetim tarafından yayınları sansüre uğrayan işçi sınıfı yayıncılığı basın özgürlüğü mücadelesinin taraflarından biri olmuştur ki yüzyılın sonunda bu durum daha da belirgin hale gelmeye başlamıştır. Ayrıca kadınlara oy hakkı talebiyle harekete geçen feminist hareket de bu mücadelenin bir diğer ortağı olmuştur.