Son zamanlarda Kırklareli ve çevresinde arkeolojik faaliyetler artış gösterdi. Ülkenin arkeolojik eğitim konusunda üst sıralarda yer alan bir üniversiteden mezun olmuş bir arkeolog ile tanışma fırsatı buldum.
Romalılar cumhuriyet yönetimi altında önce Anadolu’nun batısını; imparatorluk döneminde ise Trakya ve Anadolu’nun doğusunu ele geçirmişlerdir. Roma İmparatorluğu’nun doğudaki geleneksel sınırı Euphrates (Fırat) Irmağı’dır. MS 330 yılında Constantinopolis (Sarayburnu, İstanbul) kentinin kurulmasıyla, Roma İmparatorluğu’nun başkenti de doğuya taşınmıştır.
Romalılar MÖ 3. yüzyılın sonlarında ticari ve politik ilişkilere girdikleri Pergamon Krallığı ve Rhodos Cumhuriyeti ile müttefiklik antlaşması yapmışlardı. Seleukos kralı III. Antiokhos’un Makedonia Krallığı ile ittifak yaparak Pergamon Krallığı’na savaş açması üzerine Romalılar da bu savaşa dahil oldular.
Anadolu’nun batısını büyük ölçüde ele geçiren ve orduları Yunanistan’a geçmiş olan Seleukos Kralı III. Antiokhos Romalılara yenilerek Anadolu’ya çekilmek zorunda kaldı. Böylece Romalılar Anadolu’da kendilerine toprak almasalar da müttefikleri aracılığı ile etki alanlarını genişletmiş oldular. MÖ 133 yılında Pergamon Krallığı’nın son kralı III. Attalos öldüğünde, krallığını vasiyet yoluyla Roma devletine bıraktı. Böylece Batı Anadolu’da ilk defa toprak elde eden Romalılar burada “Asia Eyaletini” kurdular.
Aeneas , Batı Anadolu’daki Troia Savaşının kaybedilmesinden sonra, yıkımdan kurtulabilen Troialı kahramandır. Efsanesi Romalı yazar Vergilius tarafından Aeneas adıyla kaleme alınmıştır. Bu efsanede Troia savaşından kurtulanları yöneten Aeneas, pek çok maceradan sonra İtalya’ya ulaşmıştır)
MÖ 88 yılında Roma Devleti’ne savaş açan Pontus Kralı VI. Mithridates, Asia eyaletini tamamen ele geçirdi ve Anadolu’da yaşayan bütün Roma vatandaşlarını idam ettirdi ve ardından Yunanistan’a geçerek buradaki Roma etkisini kırmaya başladı. Kral VI. Mithridates’e karşı Roma generali Sulla bir ordu ile doğuya gelerek Anadolu’da Mithridates ile savaştı ve Asya eyaletini yeniden ele geçirdi. Ancak Pontus Krallığı ile barış yaparak İtalya’ya geri dönmek zorunda kaldı.
Roma donanmasına önem verilmemesi ve Seleukos Krallığı gibi devletlerin zayıflamış olması bu bölgede korsanlığın hızla yayılmasına neden oldu. Korsanlık MÖ 67’de Pompeius’un Anadolu’ya yeni bir sefer düzenlemesine kadar devam etti. Pompeius, Pontus Kralı VI. Mithridates’i de yendi (MÖ 64). Ardından Anadolu’da iyice zayıflamış Seleukos Krallığı gibi küçük devletleri de ortadan kaldırarak geniş bir bölgeyi Roma topraklarına kattı. Sonuç olarak, Bithynia Eyaleti, Pontus Eyaleti, Kilikia Eyaleti ve Suriye Eyaleti kurularak Anadolu’nun ve yakın çevresinin büyük bir kısmı Roma Devleti’ne katılmış oldu.
Roma Dönemi’nde Anadolu’daki dinsel hayat, Hellenistik Dönem’deki gibi devam etmiştir. İmparatorluk döneminde Roma imparatorlarının bazıları yaşarken, bazıları ise öldükten sonra tanrılaştırılmıştır. Bu kült Tanrıça Roma kültüyle birleştirilmiş ve özellikle eyaletlerde gelişimi teşvik edilmişti.
Örneğin;
Ephesus’da (İzmir, Selçuk, Efes) dört ayrı imparator adına Sebasteion’lar,
Ankyra’daki (Ankara) Augustus Tapınağı,
Pergamon akropolünde inşa edilen Traianus Tapınağı
Ephesos’daki Hadrianus Tapınağı da bu amaçla kullanılan yapılar arasında başta gelir.
Sebasteion : Tanrıça Roma ve tanrılaşmış Roma İmparatoru’na tapmak için inşa edilen tapınak. Synkretik, pek çok değişik pagan tanrısının kültleri ve dolayısıyla özelliklerinin birleştirilmesi ile ortaya çıkan karışık kültler
Hıristiyanlık İmparator Augustus zamanında Hz. İsa tarafından kurulmuştur. MS 1. ve 2. yüzyıllarda özellikle fakir halk arasında gizlice bütün Roma İmparatorluğu sınırları içerisinde hızla yayıldı. Bugün Ortodoks ve Katolik kiliselerinin adandığı belli başlı azizlerinin ve din şehitlerinin büyük bir kısmı MS 2. ve 3. yüzyıllarda Anadolu’da yaşamışlardır.
MS 4. yüzyılda İmparator I. Constantinus zamanında Hıristiyanlık önce serbest bırakıldı sonra da Roma İmparatorluğu’nun resmi dini oldu. MS 4. yüzyıl sonu - MS 5. yüzyıl başında paganlık yasaklanmış, pagan tapınakları ve diğer mülkleri kiliseye devredilmiştir.
Anadolu’da şehircilik ve anıtsal mimari Roma yönetimi öncesinde başlamıştır. Dolayısıyla Romalılar özellikle batı Anadolu’yu ele geçirdiklerinde zaten anıtsal yapılar ile dolu ve düzenli şehirlere sahip oldular.
Roma İmparatorluk çağında Anadolu’da bulunan eyaletlerin güvenliği ve refahının artırılması için mevcut yollar geliştirilmiş, pek çok yeni yol ağı inşa edilmiştir. Bu yolların güvenliğini sağlayan istasyonlar Roma ordusunun askerleri tarafından korunmaktaydı.
Anıtsal yapılarda Romalılar özellikle yüksek yapı formlarını uygulamışlardır. Dolayısıyla Yunan tarzı yekpare taştan yapılar hâlâ yapılmakla beraber, tuğla ve çimento gibi malzemeler daha yoğun kullanılmış, kemer, tonoz ve kubbe gibi mimari formlar yaygınlaşmıştır.
Zafer takı , bir zaferi kutlamak için inşa edilen anıtsal kapı. Romalılar özellikle Roma kentinde zafer takları inşa ederlerken, Anadolu’da bu form zafer amaçlı olmayan anıtsal kapılar için kullanılmıştır.
Önemli bir yapı tipi Aquadukt’tür ( Aquadukt: suyun arazideki eğimleri ve çukur yerleri aşması için inşa edilen kemerler üzerinde yükselen su köprüleri ). Suyun şehirlere uzak mesafelerden taşınabilmesi için kaynaktan gelen su çok düşük bir eğimle su yollarına verilmiş, ova ve vadi gibi derin noktaları bu su yollarının aşabilmesi için su kemerleri inşa edilmiştir.