Güneşli bir Pazar sabahı sevdiğim birini yolcu etmek için Kırklareli Otogarı’na gittim. Otobüsün hareket saatini beklerken zihnimi oyalamak için etrafa bakınmaya başladım.

Kırklareli’ne gelen insanları, Kırklareli’den giden insanları gözlemek ilk defa aklıma gelmişti. Ve o anda bu şehrin iki yüzü olduğunu fark ettim. Bu şehir bazen insanların sevdiklerini karşıladığı bazen sevdiklerini uğurlamak zorunda kaldıkları bir şehir.

Tıpkı bütün şehirler gibi. Benim dikkatimi çekme sebebi uzun yıllar sonra ilk defa otobüs camını ardından el sallayan kişinin başkası olmasıydı.

Geçtiğimiz seneye kadar geride bıraktığım insanların, Kırklareli’nin ne halde olduğunu düşünmeden yol boyunca gittiğim yerlerle ilgili hayal kurup uyukladım. Böylece iki tarafında ne hissettiğini anlamış oldum.

Zihnimi meşgul etmek ve o an duyduğum üzüntüye kapılmamak için etrafımı daha detaylı bir biçimde incelemeye başladım. Herkesin tek bir ortak noktası vardı; bir yerlere gidip hedeflerine ya da amaçlarına ulaşmak.

Elinde taşıyamayacağı kadar yük taşımaya çalışan teyzeler, özlem duyduğu torunlarının ya da çocuklarının yanına gidiyordu. Tabi ana yüreği yazın alın teriyle yaptığı kışlıklardan götürmezse olmazdı.

Sadece bir sırt çantasıyla seyahat eden insanlarda vardı. Muhtemelen özlediği sevdikleriyle vakit geçirmek için gelmişti ya da hasret giderip daha şimdiden özlemeye başladığı sevdiklerinden ayrılmak için bekliyordu.

Otobüs çalışmaya başlamadan yerine geçmeyenlerde vardı. Son dakikalarını değerlendirmek isteyenler.

Başarılarını kanıtlamak, bir sonraki turnuvada yarışmak üzere yola çıkacak olan sporcularda vardı. Genç sporcuların yüzünde Kırklareli’ni temsil edecek olmanın gururu ve gerginliği vardı. Ailelerinin yüzünde gurur ve hüzün karışımı bir ifade vardı.

Ama kimse tek başına değildi. Birileri tarafından uğurlanıyordu. Yıllar önce “İnsan ancak sevgiyle uğurlandığında özgür kalabilir” diye bir söz duymuştum.

Yaşananlarla bu sözü bağdaştırdım. Eğer aileleri sporcuları geçirmeye gelmeseydi, yola çıkarken daha çok endişeleneceklerdi.

Sevdiklerini ziyarete gelen yolcuların, sevdiklerini biraz daha görme, son kez sarılma fırsatı olmasaydı. Belki bir sonraki görüşmeye kadar daha çok özleyeceklerdi.

Otobüse binmeden önceki son sarılma çok şey ifade ediyor. İnsanın içindeki gerginliği birazda olsa azaltıyor. “Beni bekleyen biri var.” hissi uyandırıyor insanda.

Şehrin bir yüzü gelen misafirler, diğer yüzü ise gidenler.

Son durağı Kırklareli otobüsleri araçtaki herkes için güzel bir şeyin başlangıcı. Yolcular, hedeflerine ulaşmış oluyor. Şoför ve muavinlerde belki kısa sürecek olsa da bir mola.

İlk durağı olan otobüslerdeki yolcular içinde sonu olan ama mutlu olmayacak bir son.

Her gün otogarın içinden geçmeme rağmen bunları daha önce hiç düşünmemiştim. İnsanın bazı şeylerin farkına varabilmesi için farklı açılardan bakması gerekiyor.

Otogardan iki çıkış var; birinde sizi mutlu edecek anlara doğru yol alıyorsunuz. Diğerinde paylaştığınız şeyleri geri gönderiyorsunuz.