Kırklareli’deki iletişim ortamlarının zamanla değişime uğradığını görüyoruz. Bayağı geriye gitmek gerekirse Buzul çağında mağara duvarlarına çizilen ve oyulan resimler bundan yaklaşık 27 bin yıl önce yapılmıştır. Bu çizimler görsel dilin ilk girişimleridir ve dilbilimin ilk kayıtlı örnekleri olarak kabul edilir. Bu çizimlerin, işaret serilerinin birleştirildiği bir çeşit alışkanlık ya da açıklama niyetiyle yapıldıklarına inanılır. Bu çizimlerin baki kıldığı şey ise anlatım dili ve davranışıdır. En erken dönemlerde yapılan yazılar değiş-tokuş aracı olarak da kullanılmıştır. Ortadoğu’da MÖ. 8000’e ait, hesap tutmak için kullanılan üç boyutlu pişmiş toprak semboller bulunmuştur. Bu yazma fikrinin bir kültürden diğerine yayıldığını göstermektedir.

Yazı gelişiminde ilk aşama, ideogramla piktogramın yer değiştirmesidir. Piktogram ya da piktograf bir eşyayı, bir objeyi, bir yeri, bir işleyişi, bir kavramı resmetme yoluyla temsil eden sembollerdir. İdeogram ise harfler olmadan fikirleri ifade eden işaretlerdir. Yazının gelişiminin ilk aşamalarında, ikonik sunumdan sembolizme doğru bir geçiş olmuştur. Piktografik yazının daha ileri aşamasında resimli bilmeceler (rebus) geliştirilmiştir. Rebusların geliştirilmesi, iletişimin ileri aşamalarında ses ve ikonların birleşmesini gündeme getirmiştir.

Gazetelerin doğuşu beş yüzyıl önceye dayanmaktadır. İlk basılı gazeteler Almanya’da 1400’lü yılların sonlarına doğru sansasyonel içerikli küçük kitapçıklar ya da tek yapraklık broşürler biçiminde ortaya çıktı. İngiliz dünyasında gazetenin en eski ataları, küçük haber broşürler, el ilanları kayda değer olaylar olduğunda çıkarılan “Corantos”tur.

İlk başarılı yayın 1622’de The Weekly News’tir. İngiltere’de yüzyılın sonuna doğru bir çok süreli yayın türemesine rağmen ilk resmi izinli gazete 1666’da çıkarılan “The London Gazette”dir. Türkiye’de ilk gazeteyi Fransızlar yayımlamıştır. Ardından ilk Türkçe gazete olarak tanımlanan “Takvim-i Vekayi” ise 1 kasım 1831’de yayımlanmaya başlamıştır. İlk resimli gazete olarak Ocak 1867’de çıkarılan “Ayıne-i Vatan” gazetesi bilinmektedir.

İlk televizyon görüntüsünü 1926’da İskoç mühendis John Logie Baird yayımlamıştır. Önceleri titrek ve noktalar halinde olan görüntü, giderek iyileştirilmiştir. İlk renkli televizyon gösterisi de yine aynı kişi tarafından 1928’de yapılmıştır Ticari amaçlı renkli televizyon sistemleri ise bundan ancak 25 yıl sonra geliştirilmiştir. Televizyon İkinci Dünya Savaşı sonlarına doğru kültürel bir güç olarak doğdu. Televizyon tek başına, okuma davranışından bir grup aktivitesine doğru kayan bir iletişim alışkanlığı oluşturdu.

İtalyan Mucit Guglielmo Marconi radyoyu icat eden kişi olarak kayıtlara geçmiştir. Lee De Forest ve Edwin Howard Armstrong Amerika’da radyo teknolojisinde çok büyük değişiklikler yapmış, tüpler ve devreler kullanarak bambaşka bir hal kazandırmışlardır. 1947 yılında transistörün icadı ise radyo teknolojisi için bir devrim olmuştur. Türkiye’de ilk radyo yayını Telsiz Telefon Türk AŞ. tarafından İstanbul ve Ankara’da 1927 yılında başlatılmıştır.

1936 yılında çıkarılan kararname ile radyo yayınları devlet eliyle yürütülmeye başlanmıştır. 1974 yılında radyoculukta da önemli bir gelişme yaşandı, radyo yayınları merkezden TRT1, TRT2, TRT3 yayın postaları olarak yapılandı ve TRT1, 24 saat yayına başladı. 1992 yılında ilk özel radyo yayınları FM bandında başladı.

İnternet dünya bilgisayarlarını birbirine bağlama aracı olup, tüm dünyadaki bilgisayarların birbirleriyle haberleşmesine imkân veren ortak bir elektronik dil ve kurallar dizisidir. İnternet 1960 yıllarında A.B.D’de Savunma Bakanlığı’nın başlattığı bir deneyle ortaya çıktı. Savunma Bakanlığı’nın oluşturduğu bu bilgisayar ağının adı ARPANETti. ARPANET bugünkü internetin temeli sayılır. ARPANET 1990 yılı haziran ayında ortadan kaldırıldı ve internet adı altında önce ABD’deki üniversitelere daha sonra da genel kullanıcılara açıldı. 1992 yılında ABD kaynaklı bir şirket olan CERN tarafından, World Wide Web (www) geliştirildi. Türkiye’ye internetin girişi 1990’lı yıllarda başlamıştır. 12 Nisan 1993’te TÜBİTAK, ODTÜ iş birliği ile DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) projesi çerçevesinde Türkiye internete bağlanmıştır. Özellikle 1999 yılından itibaren internet kullanıcılarının sayısındaki hızlı artış, Türkiye’deki şirketleri de internet ortamına girmeye zorlamıştır.