Mehmet amcasının yanın da orta okul üçünü sınıfa gidiyordu.

Mehmet’inde yaşadığı köyden, komşularının çocukları ile aynı sınıfa gidiyorlar, arkadaşları sabah yayan köyden geliyorlar akşam evlerine gidiyorlardı.

Amca köylüsü çocuklara sürekli öğlen yemeğe gelin diye teklif ediyor, hatta bazen çocukları gelmeleri için sıkıştırıp, azarlayıp, kızıyordu.

Köydeki komşunun oğlu Ali gelmek istemiyor, bir sürü mana ileri sürüyor, Mehmet ile pek bir arada görünmemeğe çalışıyordu.

Ali’nin annesi bir gün Mehmet’in amcası köyde iken önüne çıkarak komşu, Ali’yi her gün öğlen yemeğine çağırıyormuşsun hatta gelmiyor diye kızıyormuşsun dedi.

Amca evet komşu orada ne yer ne içer, benim evim orda gelsin yemeğini yesin aç aç akşama kadar olur mu? dedi.

Ali’nin annesi, sağ olasın komşu ama Ali söyledi, senin yeğenin Mehmet, cebinden para çalıyormuş, okulda harcıyormuş, Ali’de anlaşılırsa benim üstüme kalır diyerek senin evine gitmek istemiyormuş.

Benim çocuğumu sıkıştırma ama haberin de olsun durum bu minval de diyerek komşusuna durumu anlattı.

Amca yapma be komşu, sağ olasın, aferin Ali ye dedi, ben gereğini yaparım ama Ali’ye söyle gene de gelsin öyle olmaz, ben onu takip ederim dedi.

Amca akşam eve gelince yemekten sonra karısına durumu anlattı, eşi yapma be adam benim cebimden de iki lira kaybolmuştu, bu ikinci oluyor bende takip ediyordum ama demek Mehmet yapıyormuş, dedi.

Amca benim cebimde para fazla olduğundan anlamamışım demek, şimdi pazartesi gelsin, bir dayak atacağım bak nasıl düzelecek dedi.

Amcanın eşi olmaz adam sen onu babasına söyle terbiyesini o versin, sonra başına iş alırsın deyince, boş ver be kadın sonuçta benim yeğenim güzel bir dayak atayım bak evde bile söyleyemez dediyse de eşi olmaz olmaz diye ısrar ederek kocasının dayak atmasına müsaade etmedi.

Amca düşündü, tamam dedi. Eşine cumartesi akşam hazırlan köye gidelim hem ben şu işi halledeyim soğumadan, sonra iş işten geçer, çocuk maazallah hırsız olur dedi.

Cumartesi günü köye gittiler.

Hoş beş ten sonra yemek yendi çaylar içildi, ama Mehmet amcasının aniden köye gelmesine bir anlam veremiyor, sessiz sesiz oturuyor, bazen de amcasının gözlerinin içine bakıyordu, bir tuhaflık olduğunu seziyor ama bir anlam veremiyordu.

Mehmet biraz daha oyalandıktan sonra gitmek için ayağa kalktı, amcası Mehmet otur oraya bir yere gitme dedi, Mehmet yerine çöktü.

Amca, Abisine abi bu eşek benim cebimden para çalıyormuş, okulda kantinde harcıyormuş, karımın cebinden de çalmış ama biz fark edemedik ti. Dedi.

Komşunun oğlu Ali anasına söylemiş, bizim eve öğlen yemeğine gelmiyordu ben gelmesi için sıkıştırınca anasına gidi cem ama Mehmet amcasının cebinden para çalıp okulda harcıyor sonra benim üstüme kalır diye korkuyorum ondan gitmek istemiyorum demiş. Bir de ana söyle amca beni ısrarla çağırmasın çok korkuyorum demiş.

Komşu bana dün söyledi bende gelip sana haber vereyim dedim çocuğunun terbiyesini ver, bana kalsa gereğini yapardım ama karım olmaz diyerek vaz geçirdi. Dedi.

Abi çok bozuldu, kızdı köpürdü, Mehmet odanın köşesine sinmiş başına gelecekleri korkuyla bekliyordu.

Abi yerinden kalktı Mehmet’e iki tokat attı ve bağırıp küfür etmeye başladı. Odada bulunanlar hiç müdahale etmiyorlar olanları seyrediyorlardı.

Mehmet’in babası hem vuruyor hem de demek biz okusun diye adamı okula yolluyoruz o hırsızlık yapıyor öğlemi deyip deyip vuruyordu.

Baba hırsını alamadı, Mehmet’in bacağından tutuğu gibi ayağını yukarı kaldırarak eline geçirdiği kalın bir sopayla ayaklarının altına altına tüm hıncı ile vurmaya başladı, bir taraftan da bağırıyor bunu nasıl yaparsın diye.

İki ayağının altını vura vura adeta patlattı, sonun da bıraktı.

Mehmet bir hafta ayaklarının üstüne basamadı, okula gidemedi ama terbiyesini de aldı.

Mehmet büyüdü okullarını bitirdi, öğretmen oldu, bazen aklına geldikçe Allah razı olsun amcama beni babama söyledi, gerekli terbiyeyi verdiler yoksa hırsız olacaktım diyerek, ölmüş olan babası ve amcasını rahmet ile yad ediyordu.