Hep Türk tarihi ve Türk edebiyatından bahsettiğime dair Kırklarelili birkaç kişiden eleştiri aldım. Bugün konu ne tarih ne edebiyat biraz dil anlatım. Türkler bilim, kültür ve uygarlık olarak üretken oldukları dönemlerde ilişkide bulundukları toplumların dillerine sözcükler vermişlerdir. Başta yoğurt olmak üzere bütün dünya dillerindeki toplam verintilerimiz otuz binin üzerindedir. Türkçeden en çok sözcük Sırpçaya geçmiştir. Günümüzde yedi bine yakın sözcük Sırpçada kullanılmaktadır. Bulgarca dilinden yirmi iki söz Türkçeye geçmesine karşın Bulgarcada yaklaşık altı yüz Türkçe alıntı vardır. Arnavutçadan bir alıntı söze karşılık, Türkçeden birkaç yüz alıntı belirlenmiştir. Macarca on beş alıntı varken Türkçeden bine yakın sözcük bu dile geçmiştir. Rumenceden alıntıladığımız sözcük yokken verintimiz bine yakındır. Rusçadan Türkiye Türkçesine otuz dokuz söz geçmişken Rusçanın Türkçeden aldığı sözcükler bin beş yüzün üzerindedir.


Günümüz Türkçesinde bin üç yetmiş beş alıntı varken Farsçada iki bine yakın Türkçe söz kullanılmıştır. Türkçe Sözlük’te beş yüz on üç İngilizce alıntı varken İngilizcedeki Türkçe alıntı sayısı dört yüzün üzerindedir. Fransızcadan ise beş bin beş yüz üzerinde alıntı dilimize geçmişken dilimizden Fransızcaya yüze yakın sözcük geçmiştir. Son zamanlarda dünya dillerine verdiğimiz sözcüklerin döner ve dolmuş olması verintilerin niteliği konusunda önemli örneklerdir.



Değişik coğrafyalarda birçok devlet kuran Türk soylu halklar Kuzey Buz Denizi kıyılarından Hindistan’ın kuzeyine, Kuzey Batı Avrupa’nın Atlas Okyanusu kıyılarından Çin’in içlerine kadar geniş bir alanda dillerini yaymışlardır. Türk dilinin yayılma alanlarını belirlemek için Türkiye Türkçesiyle birlikte Azerbaycan, Türkmen, Gagavuz gibi birçok yazı dili, lehçe ve ağızlarını değerlendirmek gerekir. Bu yazı dilleri dışında yazı dili olamamış, ya da yazı diliyken sonradan konuşma dili olarak dönüşmüş dillerde bu yayılma alanlarının kapsamında ele almak gerekir.


Türk dili konuşurlarının sayısı tam olarak tespit edilememesine karşın yaklaşık iki yüz yirmi milyon Türk dili konuşuru olduğu tahmin edilmektedir. Türk yazı dilleri içinde en fazla konuşur sayısı Türkiye Türkçesidir. Özellikle Türkiye dışında Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkaslar ’da edebiyat ve yayın alanlarında yaygınlık kazanmasının en büyük nedeni Osmanlı Devleti’nde Türkçenin resmi dil olmasıdır. Osmanlı Devleti’nin dağılmasından sonra Türkiye dışında Türkçe konuşurların azalmasına rağmen elli yıl önce Avrupa, Arabistan, Kuzey Afrika ve Amerika kıtalarındaki ülkelere çalışma amacıyla giden vatandaşlarımız sayesinde Türkiye Türkçesi yaygınlık kazanmıştır. Bunların yanında radyo ve televizyon, yurtdışında ve ağ ortamında yapılan yayınlar, yurtdışında açılan öğretim kurumları Türk dilini geniş bir coğrafyaya taşımıştır. Yabancı dil olarak birçok ülkede Türkçe kurslarının açılması dilimizin yayılmasına katkıda bulunmuştur.


Yeryüzündeki bütün diller, tarihin başlangıcından itibaren birbiriyle etkileşim içinde bulunmuştur. Dil içinde yer alan söz varlıkları, toplumların geçmişteki birbirleriyle olan iletişimlerini, kültürlerini ve inançlarını göstermektedir. Bu açıdan bakıldığında Türkçenin yazımı içinde birçok abece kullanılmıştır.


Dünyadaki bütün diller, belirli yöntemlerle sonsuz sayıda sözcük, kavram, terim ve deyim üretebilecek bir potansiyele sahip olması nedeniyle dilleri nitelemek amacıyla kullanılan gelişmiş, gelişmemiş, zengin gibi tanımlar bilimsel bir yaklaşımdan ziyade öznel bir tutumu yansıtır. Dillerin yazı diline sahip olup olmaması gibi değerlendirme ölçütleri dilin işlenmişlik derecesini göstermesi bakımından diller arasında bir karşılaştırma yapma olanağı sağlar.


Bunun yanında her dilin farklı özelliklerini o dilin zenginliği olarak görmek gerekir. Her dil kendi yapısal özelliğine göre sınırsız sayıda sözcük üretebilir. Türkçe dilinin yapı bakımından eklemeli bir dil olmasının yanında yapım eklerinin işlevsel ve çok sayıda olması dilin yeni sözcük ve terim üretmesinde kolaylık sağlar. Türkçede yer alan büyük ünlü uyumu, küçük ünlü uyumu gibi ses uyumlarının güçlü oluşu Türkçenin diğer bir özelliğidir. Bu özellikler Türk dilinin genel özelliklerinden bir kaçıdır.

Bunların yanında Türkçenin iç zenginliği ve güçlü yanları aşağıdaki gibi gruplanabilir:


Tarihsel derinlik

Coğrafi yaygınlık

Söz varlığı ve anlatım gücü

Atasözleri ve anlatım gücü

Akrabalık adlarında çeşitlilik

İlişki ve nezaket sözleri