Gazeteciliğin her alanında olduğu gibi araştırmacı gazeteciliği de Türkiye açısından incelemek gerekir. Kırklarelili vatandaşları aydınlatmak ve bilgilendirmek için araştırmacı gazeteciliğin ilkelerinde yaralanıyoruz. Bilindiği gibi Osmanlı İmparatorluğu’nda ülke yönetimine ilişkin kararlar padişah ve saray çevresi tarafından alınıyor, padişah iradesi olarak halka sunuluyordu. Haliyle Avrupa ve Amerika’da 18. yüzyılda demokrasi, halka gerçekleri açıklamak, kamuoyu, basının dördüncü kuvvet olması vb. kavramlar üzerinden süren tartışmalara Osmanlı’da neredeyse rastlanmıyordu.
19 yüzyılda Tanzimatla birlikte yavaş yavaş halkın da yönetimde söz sahibi olması, mali reformlar, yoksulların durumu, dış politika sorunları yavaş yavaş izin verildiği ölçüde basında yer almaya başladı.
Ancak yine de Osmanlı’nın basınla imtihanına sansür damgasını vurdu.
İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla istibdat dönemi sansür baskısı gazeteciler üzerinden kalksa da bu kez İttihat ve Terakki’nin uygulamalarını eleştiren muhalif gazeteciler baskı altında tutuldu.
Hatta Osmanlı gazeteciliğinde araştırmacı gazeteciliğe en yakın ilk örnekleri veren gazeteciler Ahmet Samim (1884-1910) ve Zeki Bey (1869-1911), devlet idaresinde görülen yolsuzlukları ortaya koyan haberleri nedeniyle öldürüldüler.
Araştırmacı gazetecilikle ilgili başlıktan hemen sonra Türkiye’de genel olarak araştırmacı gazetecilik kavramının, her haberin araştırma gerektirmesi nedeniyle gerekmediği düşüncesinin egemen olduğunu söylemiştik. Bu düşünce yavaş, yavaş değişmekle birlikte, kanaat değişiminin gazetecilik mesleğinden geçimini sağlayanlarla sınırlı kaldığını belirtmek gerekir.
Çünkü, kağıt gazete temelli Türkiye basını uzunca bir süredir, karşılaştığı ekonomik krizleri muhabirleri ve kıdemli gazetecileri çıkartarak aşmaya çalışıyor. Böyle bir ortamda, araştırmacı gazetecilik lüksünü üstlenecek girişimcilerin olmadığını söylemek gerekiyor. Türkiye’de hiç bir gazetenin araştırmacı gazetecilik bölümü ve bu işle görevlendirdiği özel muhabirleri yoktur.
1990’lı yıllarda özel televizyonculuğun başlamasıyla araştırmacı televizyon gazeteciliği örnekleri de artmaya başlamıştır.
1992 yılında Show TV’de yayımlanmaya başlayan Uğur Dündar ve Haluk Şahin tarafından hazırlanan
Arena isimli programda bir çok önemli habere imza atılmıştır.
Tarihsel olarak bakıldığında Türkiye’de araştırmacı gazetecilik kapsamında ortaya çıkan bir isim olarak Uğur Mumcu’nun anmadan geçilmemesi gerekiyor. Hukukçuluğu nedeniyle adliye kayıtlarına ulaşmakta önemli bir yeteneği olan Mumcu, bombalı bir suikastle öldürülene kadar önemli araştırmacı gazetecilik örneklerine imza atmıştır. Bunlar saymakla bitmese bile Mehmet Ali Ağca’nın neden Papaya suikast girişiminde bulunmasının arkasındakilerle ilgili yaptığı haberler, dünya çapında konuyla ilgilenen 2-3 gazeteciyle birlikte önemli etkilerde bulunmuştur.
Aslında Mumcu, Ağca adını Papa suikast girişiminden önce bilir. Çünkü Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi suikastında tetiği çekeni araştırırken Oral Çelik ve Mehmet Ali Ağca adlarına rastlar. Sonradan yazdığı Rabıta haberleri de önemli araştırmacı gazetecilik örenkleri arasındadır. Mumcu öldükten sonra Mumcu’nun eşince kurulan Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı alanda önemli eğitim girişimlerinde bulunmaktadır. Uğur Mumcu bu haberlerin büyük bölümünü Cumhuriyet Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaparken yürütmüştür. Türkiye’de bu alanda en önde gelen ismin bile kadrosu, köşe yazarlığıdır. Mumcu’nun ölümünde köktendinci hareketlerin Rabıta dosyası nedeniyle kızgınlıkları veya Türkiye’deki Kürt hareketinin liderinin ve ailesinin Milli İstihbarat Teşkilatı’yla olan ilişkisinin bulunduğu yolunda görüşler bulunmaktadır.
Savaş ve çatışma bölgelerinde tehlike altında olan gazeteciler dışında, en yüksek risk araştırmacı gazetecilik yapanlar için geçerlidir (düşünce özgürlüğü sınırlandığı için tüm gazetecilerin risk altında olduğu ülkeler dışındakiler için).
Haberin etkileri yüksek olabileceği için, araştırmacı gazetecilerin belge peşinde olması gerekir. Araştırmacı gazeteciler, geriye dönük olarak çok güçlü haber dosyalarına sahip olmalıdırlar.
Araştırmacı gazetecilerin kaynakları arasında ispiyoncular, istihbaratçılar, bir davaya gönül vermiş kişiler bulunabilir. Gazetecilerin normal gazetecilik etiğini bir yana koyup, kişinin bilgisi olmadan elde ettiği belge, görüntü ve diğer malzemeler de süreçte kullanılabilir. Çünkü kamu yararının olduğu durumlarda, bu tür normal etik kurallarının çiğnenmesi uygulaması dünyada mahkemeler tarafından da tanınmış haklar arasındadır.
ÇGD Araştırmacı Gazetecilik Ödülleri
1998 yılından itibaren Türkiye’de Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Araştırmacı Gazetecilik Ödülü vermeye başlamıştır.
Bu ödüller araştırmacı gazeteciliği teşvik etmede önemli rol oynamaktadır.
Yıllar içinde Enis Berberoğlu, Yalçın Bayer, Faruk Bildirici, Nedim Şener, Pelin Ünker, Çiğdem Toker gibi pek çok araştırmacı gazeteci Araştırmacı Gazetecilik ödülü almıştır.