Teknolojide yaşanan değişimler ve bunun sonucunda bir bilişim devriminin gerçekleşmesi gazetecilerin haber elde etme yöntemlerini de geliştirmiştir. Bilgisayar ve internet alanında yaşanan bu gelişmeler gazetecilik mesleğini de etkilemiş ve veri gazeteciliği kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Veri gazeteciliği, açık verilerin kullanıldığı ve haberciliğin temelini oluşturan hikâyenin kurulmasında çevrimiçi raporlamadan faydalanılan bir sistemi ifade etmektedir. Haber dağıtım ortamının ve haber tüketim alışkanlarının değişimi, gerek haber kuruluşlarını gerekse gazetecileri yeni bir alana doğru yöneltmiştir. Bu alan ücretsiz ve sınırsız kaynağı olan yapılandırılmamış verinin bolca bulunduğu bir yer olan İnternet’tir. İnternet dünyanın her yerine olduğu gibi Kırklareli’de de günün her anı her dakikasında kullanılan ve yokluğu hissedilen bir şey haline geldi.
Günümüzde neredeyse her şeyin sayılarla ifade edildiği bir başka deyişle sayısallaştığı ortamda, veri gazeteciliği için İnternet en önemli mecra olmuştur.
Veri gazeteciliğinin etkili kullanılabilmesi için verinin temiz, analiz edilebilir olması ve sonunda öyküye dönüştürülebilecek formata getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle veri gazetecilerinin ilk görevi verinin gereksizlikten arındırılıp çeşitli teknikler ile birleştirilerek öykünün oluşturulmasıdır. Habercilik alanının yeni bir yönü olan veri gazeteciliği kavramının ve süreçlerinin açıklanması bu yazı dizisinin amacıdır.
Geleneksel gazeteciliğin veri gazeteciliğine dönüşümü ve veri gazeteciliği kavramının gazetecilik anlayışına etkilerinin detaylıca ele alınması hedeflenmektedir.
Haberin veriler ile hikâyeleştirilerek sunulması yeni bir akım olarak görünmekle birlikte haberin güvenilirliği ve açık kaynak verilerinin halkın bilgisine nasıl sunulacağı ile alakalı sorunları da beraberinde getirmektedir. Bilişim sitemlerini kullanarak tutarlı bilgileri halkın anlayışına sunan bu yeni habercilik anlayışının geleneksel habercilik anlayışında değişime neden olacağı öngörülmektedir.
Kökü çok eskiye dayansa da veri gazeteciliğinin (data journalism) yapılanması 21. yüzyıla ait bir tanım olarak karşımıza çıkmakta ve terminolojisi de böyle şekil almaktadır. Nitekim Simon Rogers veri gazeteciliği terimini ilk olarak Washington Post’un genç yazılımcısı ve EveryBlock’un kurucusu Adrian Holovaty4’den duyduğunu belirtmiştir.
Bugün Avrupalı gazeteciler, kökeni çok daha eskilere dayanan bu kavramı anlatırken de Holovaty’in ismini kullanırlar. Holovaty, 2006 yılında yaptığı bir açıklamada gazetelerin web sitelerinin değişikliğe ihtiyacı olduğundan bahsederek verinin medya kurumları tarafından nasıl görüldüğüne ve veriye nasıl davranıldığına dikkat çeken açıklamalarda bulunmuştur.
Bu önemli açıklama Bill Adair ve Matt Waite’e “Doğruluk Payı” web sitelerinin kurulması için ilham vermiş ve bu şekilde kurulan ilk web sitesi PolitiFact5, 2009 yılında Pulitzer Ödülü almıştır. Şimdilerde pek çok ülkede rastlanan, siyasetçilerin konuşmalarını ve iddialarını günlük olarak analiz edip seçim vaatlerinin gerçekleşme oranlarını takip eden Doğruluk Payı web sitelerinin Türkiye versiyonu “http://www.dogrulukpayi.com” da ilk kez 2014 yılında yayına başlamıştır.
Küresel ölçekte veri gazeteciliğinin kullanımına ivme katan aşama ise World Wide Web’in kurucusu Tim Berners-Lee7’nin 2010 yılında, veri analizi için “gazeteciliğin geleceği” tanımında bulunmasının ardından başlatılan tartışmalar sonucunda devletlerin verilerini daha fazla açması fikrinin ortaya çıkışı olmuştur. Günümüzde sık duyduğumuz açık veri ve açık hükümet kavramları da ilk kez bu tartışmalarda kullanılmaya başlanmış ve Açık Hükümet Ortaklığı (Open Government Partnership) oluşumu da bu sayede 2011 yılında kurulmuştur.
Türkiye’nin de 2012’de imza atan ülkeler arasında yer aldığı bu oluşum, ilerleyen bölümlerde anlatılacağı üzere veri gazeteciliği ile ilişkili bir süreci de kapsamaktadır.8 Bu resmî gelişmelerden henüz bir yıl öncesinde ise Guardian veri gazeteciliği olarak bugün şekillenen ilk çalışmaların yapıldığı Datablog’u kurmuştur.
Devletin ve siyasilerin, yapılan harcamaları düzenli olarak yayımladığı pdf formatındaki verileri, analiz edilir bir hale getirerek görselleştirmesi ile başlayan Guardian’ın bu girişimi, yerel kamuoyunda kısa sürede gündem yaratmış ve bu harcamalar günümüzde de güncellenerek daha görünür olmayı sürdürürmüştür. 2014 Aralık ayında düzenlenen Uluslararası Açık Veri Endeksi’nde (Global Open Data Index) Britanya; temel verilerde yüzde 97 ile en açık ülke konumunda iken Türkiye ise bu endekste yüzde 53 olarak görülmektedir.9 2013 yılından itibaren İnternet’te online olarak yayınlanan bu endeks her yıl güncellenmektedir.