Verimlilik, israf ve savurganlıktan uzak, kaynakları en uygun biçimde kullanarak üretmek demektir. Teknik anlamda verimlilik, “üretilen mal ve hizmet miktarı ile bu mal ve hizmet miktarının üretilmesinde kullanılan girdiler arasındaki oran” olarak tanımlanır ve çıktı/ girdi olarak formüle edilir. Kırklareli’nde verimlilik gerekliliklerini yerine getirerek başarı sağlayan pek çok işletme mevcut.
Bu oranda “Çıktı” üretilen mal ya da hizmetin; “Girdi” ise bunları üretirken kullanılan iş gücü, sermaye, enerji, hammadde vb. kaynakların fiziksel ya da finansal büyüklüğünü ifade etmektedir. Verimlilikteki temel amaç daha az kaynak (girdi) kullanarak, daha fazla ürün (çıktı) sağlayarak, yaşam kalitesini yükseltmektir.
Dünyada “prodüktivite”, yani verimlilik, kavramının bugünkü anlamda ilk kez ne zaman ve nerede kullanıldığı Fransız bilim adamı Prof. Jean Fourastie tarafından araştırılmıştır. Bu araştırmanın sonuçlarına göre, verimliliğin ilk kez 16. yüzyılda kullanıldığı tespit edilmiştir.” Bu kavramı ilk kullanan Alman doktor ve mühendis George Bauer’dir. 1556’da yayımlanan De re Metallica adlı kitabı, “verimlilik” kavramının kullanıldığı ilk kaynaktır. Dünyada ilk kez 1921’de “Alman Ekonomisini Rasyonelleştirme Kurumu” verimlilikle ilgili çalışmalar yapmak üzere kurulmuştur. Ülkemizde ise verimlilikten ilk defa 1923 yılında İktisat Kongresi’nde söz edilmiştir. Ülkemizde Millî Prodüktivite Merkezi, 580 sayılı yasa ile 17 Nisan 1965 tarihinde kurulmuştur. Bugün bu kurum, Sanayi ve Verimlilik Genel Müdürlüğü adı altında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı olarak ulusal verimlilik düzeyimizin arttırılmasına yönelik çalışmalar yapmaktadır. 17 Ağustos 2011’de T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı olarak aşağıdaki dört temel faaliyet alanında çalışmaktadır.
Verimlilik araştırmaları yapmak, verimlilik politika ve stratejilerini hazırlamak, uygulanmasını izlemek ve sonuçlarını değerlendirmek.
Verimliliği artırma ve geliştirme yolunda işletmelere destekleyici teknik yardımlar sağlamak, danışmanlık ve eğitim hizmetleri vermek ve verimlilik bilincinin yaygınlaşmasını sağlamak.
İzleme, ölçme ve değerlendirme çalışmaları yapmak.
Verimlilik artırma program ve projelerini, teşvik ve koordine etmek.
Verimliliğin bir kültür hâlinde toplumun bütününe yayılabilmesi için bazı ilkelerin hem aile hayatında hem de toplumsal ve ekonomik hayatta karşılık bulması gerekmektedir. Bunlar doğruluk ilkesi, iyilik ilkesi, toplumsallık ilkesi, toplumsal maliyet ilkesi, bilmek ilkesi, farkında olmak ilkesi, teknik olmak ilkesi, ziyan ve israf etmemek ilkesi, uygunluk ilkesi, ekonomiklik ilkesi, analitik olmak ilkesi ve en uygun bileşim ilkesidir.
Verimlilik kavramının geçtiği yerlerde sıklıkla iki kavramda göze çarpar. Bunlar etkililik ve etkinlik kavramlarıdır. Etkililik: Planlanan sonuçlarla fiili sonuçların ortalamasıyla elde edilir. Etkililik kısaca şu şekilde formüle edilmektedir: Etkililik = Fiilî Sonuçlar / Planlanan Sonuçlar şeklinde formüle edilir. Etkinlik: Amaca ulaşma derecesini ifade eden etkinlik şu şekilde formüle edilmektedir: Etkinlik = Erişilen Durum / Amaç X 100.
Verimlilik Hesaplama: Verimlilik, tanımlamalarına bakıldığında hangi faktörün verimliliğini ölçmeye niyetli iseniz ona göre değişen bir formül ile karşılaşılır ancak genelde çıktının (üretim miktarı) girdiye (üretim faktörleri miktarı) bölünmesiyle elde edilmektedir. Verimlilik ölçüm sonuçlarının anlamlı olabilmesi için bazı nitelikler taşıması gerekmektedir. Verimlilik ölçüm sistemi geliştirilirken aşağıda belirtilen nitelikleri kapsayacak şekilde tasarlanmalıdır:
Geçerlilik: Ölçümler sonucunda verimlilikteki gerçek değişimleri doğru olarak yansıtmalıdır
Kapsam: Ölçümleme, girdi kaynaklarının tüm kullanım alanlarını kapsayabilirse sonuçlar o nispette doğru olacaktır.
Karşılaştırılabilirlik: Ölçümlemelerin zaman içinde karşılaştırabilir olmaları için ortak bir paydaya indirgenmeleri gereklidir.
Yararlılık: Ölçümleme, etkili bir faaliyet için kullanılabilecek şekilde yararlı olmalıdır.
Uyumluluk: Ölçü olarak kullanılan veriler, mevcut kaynaklardan ve yönetim bilgi sisteminden sağlanmalıdır.
Maliyet etkililiği: Ölçümlemenin gerçekleştirilmesinden sağlanan fayda, verileri elde etme ve analiz etme maliyetinden daha fazla olmalıdır.
Bir ürün ya da hizmeti meydana getirirken bazı üretim faktörlerini bir araya getirmemiz gerekmektedir. Günümüzde üretim faktörleri için yapılan emek-doğa-sermaye şeklindeki klasik sınıflamanın yetersiz kaldığı görülmektedir. Bugünün dünyasında önemli olan her ne pahasına olursa olsun üretmek değildir, üretebildiğinizi satabilmek, müşterileri tatmin edebilmek ve sürdürülebilir bir rekabet gücü oluşturabilmek de önemlidir. O nedenle üretim faktörleri kavramını sürdürülebilir üretim faktörleri şeklinde genişletmemiz mümkündür. Bu faktörler emek, sermaye, doğal kaynaklar, mekân, enerji, know-how, teknoloji ve girişimcidir.