Ne kadar kolay alışıyoruz…

İnsanlara, mekanlara, eşyalara, duygulara. Alışkanlık ne kolay edinilebilen ne de kolay vazgeçilen bir şey. Yrd. Doç. Dr. Rüstem Orhan’a göre; Alışkanlıklar insanların hayatında sürekli var olan, yaşantısında etkili ve belirleyici rolü bulunan, fiziksel, duygusal, zihinsel ve toplumsal tutumlarına yön veren kişiliklerini ve karakterlerini oluşturan davranışlardır.

Alışkanlıklar insanların tutumları ile doğrudan ilişkili olduğundan psikoloji, sosyoloji, ekonomi gibi birçok disiplinin ilgi alanına girmekle birlikte bireylere olumlu davranış kazandırma yönüyle de eğitim biliminde önemli rol oynamaktadır.

Bir alışkanlığı kazanmak ve o alışkanlıktan vazgeçmek sadece 21 gün.

Alışkanlıklara olan bağımlılığımız yüzünden bir pirinç tanesinin bile yerinin değişmesi bizi dünyanın en huzursuz ve huysuz insana dönüştürüyor.

Huysuzluğumuzun asıl sebebinin pirinç tanesinin yerinden oynaması olduğu ve bunu etrafımızdaki insanlara nasıl açıklayacağımızı bilmediğimizden kimseye bir şey diyemiyoruz.

Karadeniz’de gemilerimiz batmış gibi etrafta dolanıp duruyoruz.

Yerinde duran gemileri ve huysuzluğumuzu mantıklı bir şekilde açıklayamadığımız için bir hortum haline gelip her şeyi içimize çekiyoruz ya da her şeyi kendimizden uzaklaştırıyoruz.

İnsan bu hayata yalnız geliyor ve yalnız gidiyor.

Ama insan iki ucu olan bu düz çizgide önüne çıkanları kör düğüm haline getirmeyi çok iyi başarıyor.

Kendine ait olan, belki kendinin bile şikayet ettiği şeyleri değiştirmek için bir türlü yola çıkamıyor.

İyi olan şeylere alışmak çok kolayken; kötü olanlara alışmak epey zor geliyor.

Değer verdiğiniz bir insanın hayatınızdaki varlığına alışmanız, o insanı hayatınıza kabul etmeniz kolayken; yokluğa, eksikliğe alışmak zor geliyor insana.

Dışarıdan ufak olsa bile bize zor gelen alışkanlıkların zorlayıcı olmasının sebebi belki de Félix Ravaisson’un şu sözlerinde gizlidir;

“Varlığın bünyesinde bir alışkanlık oluşturan, değişimin varlığı değiştirip dönüştüren karakteri değildir; alışkanlığı meydana getiren şey değişimin zaman içinde gerçekleşmesidir.”

Ansızın karşımıza çıkan bir değişikliğe alışmaya çalışırken/ alışmamız gerekirken bilincimizin bunu reddetmesi bizi değişikliğe ilk tepki verdiğimin andan daha da çekilmez biri haline dönüştürür.

(Kişisel yazı defterimde yer alan 2022 Aralık tarihine aittir)