Herkesin içinde aynı hisler. Bir şey yapamamaktan, elimizden daha fazlasının gelmemesinden, uyumaktan, sohbet etmekten, ısınabilmekten utanıyoruz. Buradan elimizden gelen tek şeyi yapıyoruz. Deprem bölgelerine ulaşabilmesi için yardımlarımızı koliliyor, tıra yüklenmesine yardım ediyoruz.

Deprem bölgesinden bize ulaşan bilgileri yine bizim ulaşabildiğimiz ekiplere ulaştırmaya gayret ediyoruz. Bol bol dua ediyoruz. Elimizden gelen tek şey bu. Başka hiçbir şey yapamıyoruz.

Ve hiçbir şey yapamamak belki de canımızı ilk defa bu kadar çok acıtıyor. Sosyal medyada bölgeden gelen görüntüleri gözümüz yaşlı izliyoruz. Hem yaşadığım Kırklareli’de hem de Kırklareli’ye geldiğim Bayrampaşa’da yapılan çalışmaları takip ediyor, arkadaşlarımı yönlendiriyorum.

Açıkçası Bayrampaşa’da doğmuş ve büyümüş olmaktan gurur duydum. Bunca zamandır birbirimize emeği geçen komşularımız, kilometrelerce ötedeki komşuları için depremin ilk gününden itibaren çok yoğun bir şekilde çalışıyor. Semih Erden Spor Salonu’nu dolduran binlerce insanla komşu olmaktan içten içe gurur duyuyorum.

Kırklareli’de de durum farklı değil. Pek çok vatandaş, hem belediyenin hem de Valiliğin belirlediği noktalara, belirlenen yardım malzemelerini ulaştırıyor. Fakat Kırklareli Belediyesi’nden beklediğim bir şey daha var. Binlerce vatandaş, yardım malzemelerini belirlenen noktaya ulaştırmaya devam ederken, çalışmaların daha hızlı ilerlemesi adına mevcut noktanın da daha geniş bir alana taşınması gerekmez mi?

Dün Kırklareli Belediye Başkanımız Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun açıklamalarını dinledik. Kırklareli Belediyesi olarak depremden etkilenen vatandaşlarımızın yardımına koşmak için yapılan tüm çalışmaları destekliyoruz. Maddi ve manevi olarak yanlarında olmak için çaba gösteriyoruz.

Bizim gibi binlerce insan var. Fakat alan çok dar.

Hem getirilen yardım malzemeleri birikiyor hem dar alanda az kişiyle yapılmaya çalışılan işlemlerin süresi uzuyor. Orada çalışan herkesin, bir işin ucundan tutan herkesin canını dişine takıp çalıştığına şahit olduk.

Sürenin uzamaması, yardım tırlarının çıkışının hızlanması için elinden geleni ardına koymuyor hiç kimse. Fakat alanın dar olmasından mütevellit istediğimiz kalabalığı göremedik. Kaldı ki bizim gibi yardım için giden ve kendisine çalışacak alan bulamayan pek çok insan da sadece kolilerin tıra taşınmasında yardımcı olabildi.

Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan kapalı pazar alanı tam da bugünlerde kullanılabilecek en iyi mekanlardan biri değil midir?

Tabii ki zabıta noktası ve kapalı pazar alanı arasında çok büyük lokasyon değişikliği var. Tabii ki zabıta noktası vatandaşlarımızın da daha kolay ulaşabileceği bir nokta ama çalışma kolaylığı noktasında tercih edilebilecek en iyi konumun kapalı pazar alanı olacağını düşünüyorum.

Çok geniş alanlarda çok daha fazla kişi çalışabilir. İşlemler çok daha hızlı bir şekilde ilerletilebilir. Tıpkı gençlik merkezlerinde çok daha fazla kişinin yardım etme şansı olduğu gibi. Kırklarelili vatandaşların özellikle böyle günlerde ne kadar yardımsever olduğunu biliyoruz. İşlemler dönüşümlü olarak bile devam etse, pazar alanında daha hızlı bir yardım sevkiyatı oluşmaz mı?

Dün yaptığımız sohbetlerde lokasyonun önemine dikkat çekilmişti. Merkezde çalışan taksicilerimizin, arabası olan vatandaşlarımızın bir çağrı sonrasında gerekirse yardımları vatandaşların evinden alarak kapalı pazar alanına getireceğini bilmeyen yoktur.

Kaldı ki zaten pek çok taksici esnafı yardım noktalarına ulaştırılmak için hazırlanan kolileri zabıta noktasına ücretsiz şekilde bırakıyor. Kendimiz de gün içerisinde şahit oluyoruz ve Kırklarelili vatandaşlarımız için bunları duyuruyoruz.

Yardım etmek isteyen herkesi, yardım noktasının daha geniş bir yere ulaştırılması için çağrıda bulunmaya davet ediyorum. Çok daha fazlasını yapabiliriz. Belediyemize, Valiliğimize, çalışan ekiplerimize, kolileme çalışmalarında görev alan vatandaşlarımıza, bölgede birebir yardımda bulunan herkese çok teşekkür ediyorum. Gözünüze yaş, ayağınıza taş değmesin.