Ülkemiz de yaşayan tüm yurttaşlarımız son 50 yıldan beri uygulanan eğitim,kültürel ve ekonomik politikalarlarıyla bir zihniyet dönüşümüne uğramıştır.

Bundan 50 yıl önce insanların çeşitli davranış ve düşünceleri karşısında bulunan şahıs için adeta hakaret adledilirken, günümüz de gayet normal karşılanmaktadır.

Tüm toplum da her şeyin normal karşılandığı bir kesim ve herşeye din kısvesi altında kendi çıkarları doğrultusun da bakan başka bir kesim oluşmuştur. Bu toplumumuz ve gelecek nesillerimiz için yok oluşun habercisidir.

Bu duruma çeşitli örnekler verilebilir ama en bariz örnekleri rüşvet, adam kayırma, hırsızlık (Özellikle sınav sorularının çalınması), iltimas vb. gibi toplumsal çürümüşlüklerdir.

Bu vahim tabloda en önemli bozulma adalette olmakta ve vatandaşların haklarını arayacakları bir merci kalmamasıdır. Adaletin bozulduğu toplumlar da düzen de bozulur ve karışıklıklar,isyanlar ve kaos ta olur.

Kaos daha büyük adaletsizlik doğurur, adaletsizlik daha büyük kaos olmasına sebep olmaktadır.

Son 15 yıldan beri devletin yapmış olduğu tüm sınavlarının sorularının çalınması hak etmeyenlerin çeşitli kamu kurumlarında görev almalarını meydana getirmiştir.

Bu durum toplumsal kaosun artmasına sebep olmuştur. Özellikli üniversite sınavlarındaki hırsızlıklar ve bunların sonucu hukuk fakültesini bir biçimde bitirenlerin hakim savcı olmaları adalet kalitesini bozmuş ve toplumsal güveni iyice erozyana uğratmıştır.

Şu zaman da toplumumuz da yapılan tüm haksızlıklar ve hırsızlıklar normal karşılanmaktadır.

Toplum bireyleri yapanları normal karşılamakta, kendileri yapamadıkları için kaderlerine kızarak hayıflanmaktadır.

Bireyler olarak düşündüğümüz de hileyle, hurdayla kazanılmış şeylere sahip olanlardan nasıl hak ve adalet beklenebilir ki.

Adam zaten o mevkiye çalarak çırparak gelmiş, o mevkide çalışırken neden mevkiini kullanıp çalıp çıpmasın ki.

Zaten gelmiş olduğu makamı hak etmemiş hak etmeyede imkan bulunmamaktadır.

Çalan, çırpan, hile, hurda yapan zaten çalışarak o makamları hak edebilecek durumda olsa zaten yapmayacaktır.

İşin kötü tarafı gerçekten çalışan, emek harcayanların o makamlara gelmesi hakları olmasına rağman, sınav kandırmacası ile ve sınavları yapanların ve değerlendirenlerin bilgisiz,tembel ve çapsız kişiler tarrafından yapılması hak eden çalışkan kaliteli kişilerin o makamlara gelmesini önlemektedir.

Böylece toplumsal kısır döngünün içinde debelenip durulmaktadır. Bilgisiz ve kalitesiz şahıslar tarafından toplum yönetilmeye veya soyulmaya çalışılarak, kaliteli kişilerin kalitesiz kişliler tarafın dan yönetimesi olgusu ile toplum sürekli bataklıkta debelenerek yok oluşunu hazırlamaktadır.

Kötü olan bu olguların toplum tarafından da kanıksanması ve ‘’Gemisini yürüten kaptan’’ deyimin de olduğu gibi normalleşmekte kanıksanmakta olduğudur.

Toplum da eğitim, kültür ve ahlak seviyesi iyice düşmüş, bu düşüşten fayda sağlayan arsız,yüzsüz ve ahlaksızlara barınıp yaşayacakları ortam oluşmuş ve ısrarla sürdürmeye devam edilmektedir.

Toplumda iyi olanlar yaşam alanı bulamamakta sürekli aşağılanmakta ve kınanamaktadır.

Son dönemler de toplum da bulunan breylerin bir çoğu kendini çok namuslu görüp, yaptığı namussuzlukların bile farkın da değillerdir.

Bu duruma örnek vermek gerekirse, başlarına gelen bir kural ihlalinde bile hemen savunmaya geçmekteler, vergi kaçırmayı hak görmekteler, hatta öğrencilerin sınavlarda kopya çekerek bir nevi hırsızlık yapmaları bile normal karşılanmakta, mümkün olduğu kadar az çalışıp çok para kazanma çabasın da olunması bu vahim durumun göstergesidir.

Toplumsal kaosun çıkmamasının belkide en önemli sebebi bu olsa gerektir. Çünkü yapanı taktir etmek, yapamayanı kınamak ve fırsat ellerine de geçtiğinde kendileride aynısını yapma niyeti içinde olmaları karışıklık çıkmasını önlemektedir.

Toplumsal karışıklık ve tepkinin çıkmaması, çapsız yöneticiler de yaptıklarının toplum tarafından onaylandığı anlaşını doğurması, düzenin devamını sağlamaktadır.

Artık bütün toplum bilmelidir ki deniz bitti gemi karaya bindirmek üzeredir. Toplumsal ahlak ve çekidüzen verme zamanı geldi geçiyor. Biraz daha geç kalınırsa, gelecek te kalmayacaktır.

Belkide dış güçlerin ve bizleri yönetenlerin amacı da budur. Millet olarak yok olmamızdır.

Selam ve saygılarım ile..