Kırklareli’de öğrenciyken sosyoloji dersinde Sabahattin Bey hakkında çok şey öğrendik. Benim sosyoloji düşüncemi temelinden değiştirdiği için bugün onun hakkında konuşmak istiyoruz. Sabahattin Beye (Prens Sabahattin) göre eğitim bir amaç değil toplumsal değişimin aracıdır. Önceleri Osmanlı Devleti’nin, sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl “kurtulacağına” dair kafa yormuştur ve yaşanan çürümüşlüğün en önemli sebeplerinden biri eğitimin çürümüşlüğünden kaynaklanmaktadır. Eğitim ferdiyetçi (bireyselci) bir toplumun inşası ve teşebbüs-ü şahsinin (özel girişimcilik) yerleşmesi için rol almalıdır.

Sabahattin Beye göre Batı toplumlarının ve özellikle bunların içinde öne çıkan Anglosakson toplumların üstünlüğünün sebebi bu toplumların bireyselci bir toplumsal yapıya sahip olmalarıdır. Buna karşın Doğu toplumları “toplumcu” ve dolayısıyla bireyin gelişimini desteklemeyen toplumsal yapılara sahiptir. Bireyselci yapısından dolayı Batı’da özel girişimci bireyler yetişebilmektedir ve böylece iş ve demokrasi toplumu ortaya çıkmaktadır.

Bu da siyasi ve ekonomik güce sahip bilim ve teknolojide öne çıkmış toplumları meydana getirmektedir. Bu sebeple Osmanlı ve Türkiye’de bu toplumcu toplumsal yapının değiştirilmesi yönünde düzenlemeler yapılmalıdır. Bunun için Anglosaksonların ademi merkeziyet sistemi uygulanmalıdır. Çünkü “merkeziyet istibdadın kalıbıdır.” Ancak bu siyasi tercih tek başına sorunları çözmeyecektir. Toplumun bireyselci bir yapılanma yönünde değişmesi için eğitim işlev yüklenmelidir. Eğitim özgür ve özel girişimci bireyleri yetiştirmesi için yeniden yapılanmalıdır.

Osmanlı modernleşmesi tepeden inmedir ve toplumsal desteği alamamış ve bu yüzden istenilen seviyeye ulaşılamamıştır. Modernleşmenin toplum desteğini kazanarak hız kazanması ve başarılı olabilmesi için toplum desteği şarttır. Toplum desteğinin oluşması için ise eğitim yoluyla girişimci bireyler yetiştirilmelidir. Sabahattin Beye göre, hem aileler hem okullar çocuklara girişimcilik ve bağımsızlık yerine gelenek ve göreneklere bağlılık ve esaret öğretmektedir. Bu sebeple toplum üretici güç haline gelememektedir.

Toplumsal yapı içinde aileye önem veren Le Play’in düşüncesinden etkilenen Sabahattin Bey aile eğitimini sağlıklı bir toplumun oluşması için zorunlu görür ve eğitimin aileden başlaması gerektiğinin altını çizer. Bireyselci ve özel girişimci bireylerden oluşan toplum yapısı için öncelikle bireyselci bir aile tipinin bütün topluma hakim olması gerekmektedir. Bu nokta da İngiliz aile tipi örnek alınmalıdır. Bunun için de İngiliz ailelerinin ve pedagoglarının davet edilmesini savunur.

Sabahattin Beye göre Türk eğitim sistemi Anglosaksonların eğitim sistemini örnek almalıdır. Buna göre bir genç okuldan mezun olduğunda kimseye ihtiyaç duymadan hayatını kazanabilecek beceri ve özgüvene sahip olmalıdır. Eğitim sistemi bu yönde bağımsız, özgür ve girişimci bireyler yetiştirmelidir. Halbuki Türkler mevcut eğitimle mezun olduklarında sadece devlet memuru olmayı arzulamaktadır. Çünkü okullarda baskı ve kışla hayatı hüküm sürmektedir. Olması gereken gençlerin serbest hayata atılmayı, devletten bağımsız bir şekilde tarımda, sanayide özel girişimciler haline gelmeyi istemeleridir.

Anglosakson ülkelerdeki okulları ziyaret ederek eğitim yöntemlerini uygulayan okullar açmalı ve diğer Avrupa ülkeleri yerine İngiltere’ye öğrenci gönderilmelidir. Çünkü, Sabahattin Bey İngiliz eğitiminin esasının toprak üzerinde çalışma ve uygulama olduğunu düşünmektedir. Böylece eğitimini bitirip gelen öğrenciler devlet kredileriyle de desteklenirse çiftlikler kurarak üretim yapabileceklerdir. Çünkü bu öğrenciler özel girişimciliği öğrenmiş olarak döneceklerdir. Sabahattin Beyin eğitim görüşleri uygulama sahasında etkili olmamıştır. Gerek ademi merkeziyetçilik gerekse özel girişimcilik önerileri Türk siyasi ve toplumsal gündeminde karşılık bulmamıştır. Buna rağmen Ziya Gökalp tarafından temsil edilen toplumcu ve merkeziyetçi görüşün karşısına yerleştirildiği için düşünce tarihinde önemini korumuştur.

Ethem Nejat eğitimin öğretmenlik, müdürlük gibi çeşitli uygulama kademelerinde görev almış bir isimdir. Onun eğitim görüşleri kendi deneyimlerinden beslenir. Bu sebeple pratik öneriler sunmuştur. Girişimciliği vurgulayarak Sabahattin Beyin görüşlerine yakın dursa da milli eğitime olan vurgularıyla ondan ayrılır. Ethem Nejat’a göre eğitimin amacı teşebbüs-ü şahsi sahibi bireyler yetiştirmektir. Bu ilke, Avrupa toplumlarındaki eğitimin temelidir. Her dönemde eğitim çağdaşı olduğu dünyanın amacına bağlı olmalıdır. Modern çağda ziraat, ticaret ve sanayi eğitimin alanını oluşturmalıdır.

Sadece okuma yazma öğreterek uygar dünyada yer edinmek mümkün değildir. Eğitim bireyi uygar dünyanın bir üyesi olmaya ve iş yaparak mutlu yaşamaya hazırlamalıdır. Halbuki bizim okullarımız çocukları ezmektedir. Onları itaatkar kullar haline getirmektedir. “Bizim mekteplerimiz bir çocuklar hapishanesidir.” Bu eğitimden rahatlığa ve tembelliğe alışmış bireyler yetişmektedir. Bu insanlar bırakın ülke çıkarını kendi çıkarlarını bile düşünememektedir