Bana göre insan doğası gereği yalnızlığı kabul edemez.
Sevindiğinde, üzüldüğünde, huzursuz hissettiğinde kısacası olumlu veya olumsuz her ruh haline girdiğinde birileriyle paylaşma ihtiyacı duyar.
Hissedilen veya yaşanılan şey üzerine olmasa bile edilen sohbet her zaman ilaçtır.
Bu durumun kıymetini bilen bizlerde çalan her telefonu koşarak, çalan her kapıyı sonuna kadar açarız.
İnsanların birbirinden kar taneleri kadar farklı olması ama yine de ahengi sağlamak için birbirine ihtiyaç duyması bana hep garip gelmiştir.
Evinizin eşiğini atladığını an bambaşka bir dünyanın içine giriyorsunuz. Girdiğiniz bu yeni yolda bulunduğunuz yerlere gelene kadar kimlerle yollarınız kesişti, kimlerle yolunuz ayırıldı…
Bir zaman sonra tamam diyorsunuz şimdi oldu. Ben buraya, bu insanlara, bu ortama ve bu yaşam aitim.
Sonra en beklemediğiniz anda sinsi sinsi bir his doğuyor içinize; Monachopsis
Yunanca kökenli olan bu kelime uzun süre çözemediğiniz içinizdeki o hisse bir isim bulamanıza yardımcı oluyor.
Kimileri yaradılıştan itibaren bu hisle var olduğumuzu ve yok oluşta da bu hissi taşıyacağımızı söylüyorlar.
Yaşananlar bu fikri reddetmem için bana pek çok sebep veriyor.
Sanırım soyut olan bir şeyleri somut şeylerle bağdaştırmaya çalışmak bu hissin tetiklenmesine sebep oluyor.
Burada anlatmaya çalıştıklarımız, çok öncelleri usta ellerden çıktığı için insan kendini zaman zaman yetersiz hissettiriyor.
Bu sebeple bu konularda yazıp, çizmiş ustaların sözlerine sığınıyoruz.
Rumen filozof ve deneme yazarı Emil Mihai Cioran, bir yere ait hissetmemle ilgili " Nereye gidersem gideyim aynı ait olmama, boşunalık duygusu.
Benim için hiçbir önemi olmayan şeye ilgi duyuyormuş gibi yapıyorum, kendimi ya mekanik olarak ya da hayırseverlikten, fakat hiçbir zaman bir yere varmadan çalıştırıyorum.
Beni cezbeden başka bir yer ve ben bu yerin nerede olduğunu bilmiyorum.” ifadelerini kullanmış.
Son kısımda bahsedilen “Beni cezbeden başka bir yer ve ben bu yerin nerede olduğunu bilmiyorum.” ifadesi bence ait hissetmeme hissini destekliyor.
Çünkü başka bir yerde cezbedici şeylerin olduğunu düşünmek bulunduğunuz yere ait hissetmemeniz için başlı başına bir sebep.
Bulunduğunuz yerin sizin için ‘cezbedici’ olması (ya da öyle yapmanız) bu histen sıyrılmanız için bir kurtuluş olabilir.
Aynı filozof Emil Mihai Cioran “Sevilmediğimizi hissetmekten kalan bir boşluk, aynalanmamaktan ve sonuçta kendinizi tam anlamıyla gerçek hissetmemekten kaynaklanan bir boşluk, teşvik edilmemekten ve ödüllendirilmemekten kaynaklanan bir boşluk, hiçbir yere ait olmama duygusu ve insanların arasında yalnız hissetmenin boşluğu.” cümleleri ile monachopsisin ne olduğunu ve neden kaynaklandığına belki biraz olsun ışık tutmuştur.