Dört yıl sonra yine Kırklareli sokaklarında dolaşıyorum. Yine aklımda aynı soru;

Ben neden insanlara yaşayamıyorum?

İnsanlara karşı bu kadar şeffaf olup, bir art niyet düşünmeden yaklaşıyorum. Niye sonunda ben düşüyorum? Bu sorulara çok cevap aradım. Kendi kendime saatlerce düşündüm. Yakınlarıma, bu işin uzmanına danıştım.

Aldığım cevaplar gayet mantıklıydı. İknada oldum. Her seferinde bir daha aynı çukura, bilinmeze düşmem diye kurdum kendimi.

Ama her seferinde bir güler yüze, iki tatlı söze kendimi saldım. İçinde bulunduğum durumu çok iyi özetleyen bir replik ile karşılaştım. “Galiba ben insanlarla nasıl yaşanır bilmiyorum. Yani insanlarla nasıl konuşulur, arkadaşlarla neler yapılır, biriyle arandaki mesafe nasıl ayarlanır; bunların hiçbirini bilmiyorum aslında. Ama hep biliyormuş gibi yaptım. Ve hep yanlış yaptım..”

Bende hep yanlış yaptım. Bir gelene hep beş gittim. Kırgınlıklarımı çok çabuk unuttum. Çabuk ve çok güvendim. En acısı da hiçbir zaman hatalarımdan ders çıkarmadım.

Beni uyaranlara, “Ben durmam gereken yeri biliyorum.” dedim. Buna rağmen her seferinde daha hızlı güvendim ve daha hızlı yere çakıldım.

İlişkilerim kötüye gittiğinde kendime bir söz verdim. Bundan sonra tanıdığım insanlara kendimi açık etmeyecektim. Her seferinde daha da açık ettim kendimi. Beni şöyle kırdılar, böyle döktüler diye anlattım. İnsanların benimle paylaştığı ekstra bir an onlara olan samimiyetimi arttırdı.

Bazı anlarda hiç yaşım gibi hissetmiyorum.

Çünkü kendimi duygusal açıdan hiç büyütemedim. Hala arkadaşlarımın çikolatasını, oyuncağını paylaştığı zamanlarda beni seviyor, bana değer veriyor diye düşünüyorsam şimdi de öyleyim. Duygusal olarak zayıfım belki, insanlar bunu acizce buluyor. Ama bu beni yıpratsa da bununla gurur duyuyorum.

Her şeye, yaşananlara, eksik kalanlara, kırgınlıklara rağmen ben hep buradayım. Beni en çok kıran insan bile olsa onun için hep varım.

Ben buyum, beni insanlardan ayıran ve beni özel kılan şey bu. Artık “ Bütün kartlarım açık bunu neden yapıyorlar?” demek yerine “ Bütün kartlarım açık ve ben buyum.” diyeceğim. Bana rağmen hala beni kırmak, üzmek isteyen insanlar varsa buyursun gelsin.

Ben, onlar için her zaman varım. Artık sorulara cevap araması gereken kişi ben değilim. Soru sorma sırası bende “Siz neden böylesiniz?”

Eğer bir gün gerçekten cevap isterseniz ben buradayım. Size seve seve yardımcı olurum. Çünkü o kadar merak ediyorum ki. Siz neden böylesiniz?

Bu soruya cevap bulamayıp bir çıkmazın içine düşerseniz ben yine buradayım. Ben hiçbir yere gitmem. Nasıl olsa benim, iki kere gülüp, eğlenince yine iyi olurum. Yine kırgınlıkları unuturum. Ben unuturum da keşke bir kerede siz hatırlasanız. Beni, benim önemsediklerimi…

Ben unutmam, ertelemem, değersiz hissettirmem,

Ben unutulurum, ertelenirim, değersiz hissettirilirim.