Başarılı iletişimin temelini karşılıklı anlaşabilmek oluşturur. Karşılıklı anlaşabilmeyi gerçekleştirdiğimiz sürece doğru iletişimi de sağlamış oluruz. Bunu yaparken de dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Karşılıklı anlaşabilmek için “anlamak” ve “anlatmak” oldukça önemli olan en temel kavramlardır.
Etkili iletişimin ilk adımı anlamak, ikincisi anlatmaktır. Anlaşmak için kişi önce kendini, sonra karşısındaki kişiyi anlamalı; sonra da duygu ve düşüncelerini ona anlatabilmelidir. Kırklareli’de şahit olduğum çoğu diyalogda bunu bulamıyorum.
Bireylerin iletişim becerilerine sahip olmaları aile içi ilişkilerinde, eşiyle olan ilişkilerinde, öğretmen öğrenci ilişkilerinde, işyerinde çalışma arkadaşları, astları ve üstleri ile olan ilişkilerinde, sağlıklı ve uzun süreli ilişkilerin geliştirilmesine olanak sağlar.
Anlamlı ilişkiler kuran bireyler, kendilerini mutlu hisseder. Kendisini mutlu hisseden bireylerin verimleri de yüksek olacağından, çevrelerine ve topluma katkıları üst düzeyde olur (Şahin, 2010:36). Bireyin etkili bir iletişim kurabilmesi ve aynı zamanda da iletişim becerisi geliştirebilmesi için, bireyin önce kendisine ve ardından iletişim halinde olduğu çevresine saygı duyması gerekir.
İnsanların etkin dinlemeyi gerçekleştirmesi, karşısındaki bireyi daha iyi anlamasını sağlar. Kişilerarası iletişimde anlatabilmenin önemi büyüktür. Anlatma bir iletişim biçimidir. Kişilerin açıktan açığa sözel ifadelerle ile bilinçsiz olarak ya da düşünmeden gerçekleştirdikleri hareketlerle kendileri hakkında bilgi iletmesidir.
Kişilerarası ilişkiler, bireylerin anlam bulan ve ilişkileri kişisel olmayandan kişisel olana doğru ilerleme eğiliminde olan sürekli ve değişen etkileşimsel bir paylaşımdır. En az iki kişiyle gerçekleştirilen kişilerarası iletişimde hedef ve kaynak insandır.
Etkili iletişimi sağlamanın önemli gereksinimlerinden biri de saygı duymaktır. Bir diğer önemli noktada da karşımızdaki bireyi anlayabilmek, onun dünyasına yargılanmadan onun açısından bakabilmektir. Bireyi etkin biçimde dinlemek ve olaya onun açısından bakmak, bireyi anlamak etkili iletişimin ilk adımını oluşturur.
Şahin somut konuşma üzerine; kişilerarası ilişkilerde bireyin, etkin dinleme davranışını gösterdikten sonra konuyla ilgili duygu, düşünce ve isteklerini ifade edebilmenin, ilişkiyi zenginleştirebilmenin önemini vurgulamıştır. Aynı zamanda karşıdaki kişi ile konuşurken genel ifadelerden kaçınıp belirgin ifadeler kullanmanın, ifadelerin doğru anlaşılması için açık ve net konuşmanın gerekliliğini önemli kılar.
Bireye karşı düşünceler, duygular ifade edilirken önemli olan ne anlatıldığı değil, nasıl anlatıldığıdır. Bu yüzden bireyle olan iletişim esnasında kurulan cümleler, seçilen kelimelerin önemli olmasının yanı sıra ifade anındaki duruş ve mimikler de bir o kadar önemlidir. Yaşanan duyguların açıklanması kişilerarası ilişkilerde oldukça önemlidir.
Birey kendi duygularını açarak kendisi ile ilgili farkındalık düzeyini artırırken, karşısındaki kişi tarafından duyguların anlaşılmasına olanak sağlar (Şahin, 2010:49). Duygularını açıklarken birey kendi duygularından bahsediyorsa bunu ben dili ifade eder. Bu sayede bireyin duygusunu açıklarken ki hissini de anlatması kolaylaşır. Ayrıca kişilerarası iletişimde bireyin karşısındakinden duyduğu bir rahatsızlığı dile getirdiği zaman da ben dilini kullanması iletişimin etkin olmasını sağlar.
Kişilerarası ilişkilerin sağlıklı bir şekilde yürütebilmesinde önemli olan faktörlerden biri de kendini açma davranışıdır. Paylaşma duygusu, hayatın her alanında kendini gösteren bir ihtiyaçtır. Kişiler hissettiği duyguları yaşadığı olayları başka bireylerle paylaşmak ister. Yaşanılan sevinçlerin, hüzünlerin, pişmanlıkların mutlulukların paylaşımı da elbette iletişim kurulan herkesle gerçekleştirilemez.
Birey kendine özel duygu ve düşünceleri yakın çevresine, günlük sıradan yaşadığı olayları da mekândaki çevresine paylaşmayı tercih eder. Çetinkaya ‘nın da çalışmasında bahsettiği üzere, kendini açma davranışı, kişilerarası ilişkilerin açıklığı, gelişimi ve sürdürülebilirliği açısından önemli faktörlerden biridir. Bir kavram olarak kendini açma bilimsel olarak ilk kez Sydeny M. Jourard tarafından ele alınmıştır. Jourarad’a (1958) göre kendini açma davranışı kişinin düşündüklerinin, hissettiklerinin ve isteklerinin dolaysız bir şekilde iletilmesi, bireyin kendini karşısındakine tanıtması yönünde atılmış en etkili adımdır.
Birey ne paylaşacağına nerede ve kiminle paylaşacağına kendisi karar verir. Elbette birey bu paylaşımı her ortamda gerçekleştirmez. Bunun için doğru zaman ve mekânı iyi seçmelidir. Birey anlatabilme sayesinde, duygu ve düşüncelerini ifade etme özgürlüğüne erişmiş olur. Ama şu da önemlidir ki başkalarının özgürlüğünü kısıtlamadığı sürece kendisi bu özgürlüğü gerçekleştirmelidir.