İnsanoğlu doğduğu andan itibaren sürekli değişen farklı enerjiler ile dolu ortamlarda yaşamaktadır. İnsanlar bu ortamlara uyum sağlamak için harekete geçer ve değişen çevreye ayak uydurarak yaşamlarını sürdürürler. Kırklareli’ye herhangi bir sebepten gelen insanlar buradaki yaşama uyum sağlıyorlar. Bu uyum sağlama sürecinde insanlar işe ilk olarak çevreleri ile ilgili bilgi toplamak ile başlarlar. Bilgi toplama göz, kulak, deri, burun ve dil gibi duyu organları ile gerçekleşmektedir.
Duyu organları ile toplanan bilgiler denge ve hareket uyumları ile beraber insana değişen çevre koşullarına uyum sağlamasını ve kontrol etme yetkisini vermektedir. Duyu organları çevreden aldıkları uyaranları beyine iletir. Beyin ihtiyaç duyduğu elektriksel akımı duyu organlarında sağlar ve elektriksel sinir akımına dönüştürür.
Duyum süreci , her duyu organı farklı enerji türüne duyarlılık göstermektedir. Duyu organları sadece duyarlı oldukları enerji türü değil; yapısal, işleyiş ve görünüş bakımından farklılık gösterir. Bu farklılıklara rağmen duyusal süreçte tüm duyu organları aynı süreci izlemektedirler. İlk aşamada duyu organları bir uyarıcı tarafından uyarılır ve uyarıcı tarafından uyarılan duyu organlardaki alıcı özel hücreler uyarıcıdan gelen enerjiyi işleyerek beyne ileterek sinir enerjisine dönüştürür. Duyum duyu organlarında verilerin işlenmesiyle başlasa da duyum beyinde gerçekleşir ve tamamlanır. Burada önemli bir diğer nokta şudur ki; her duyu organının beyinde farklı bölgeleri uyarmasıdır.
Mutlak eşiği, fark eşiği ve psikofizik yöntem, duyum sürecinde bir uyarıcı tarafından uyarılan duyu organının uyarıcıyı fark etmesi için belli bir düzeyde olması gerekmektedir. Duyu organını uyarabilen en düşük uyarıcı düzeyine eşik denir. Mesela, insan gözü 400-700 nm belli elektromanyetik dalgalara duyarlı iken bazı kuşlar ve arılar insan gözünün fark edemediği ışık dalga boylarını fark edebilmektedirler.
Psikofizik yöntem ile duyusal süreçte duyu organları uyaran fiziksel enerji türleri ve eşik değeri üzerinde durulmuştur. Başlangıçta Gustav Fechner bilim insanı eşik değerinin değişmediğini varsayarak gerekli en düşük enerjiye mutlak eşik ifadesini kullanmıştır. Daha sonra yaptığı çalışma sonucun da eşik değerinin deneklere ve ortamın özelliğine göre değiştiğinin farkına varmıştır. Eşik değeri kişiden kişiye, bireyin motivasyonu, fiziksel duruma göre hatta aynı bireyde zaman içinde değişkenlik göstermektedir. Bu nedenle mutlak eşik değeri, verilen uyarıcı düzeyleri arasında % 50 oranında fark edilen en düşük düzeydeki uyarıcı olarak tanımlanır. İki uyarıcı arasında fark edilebilen en küçük, en düşük değişiklik değeri fark eşiği olarak tanımlanır.
Görme duyusu , insanların en gelişmiş ve hassas duyu organıdır. Görme duyusu ile çevre ile ilgili daha fazla ve ayrıntılı bilgi elde edilmesi beyinde görme ile ilgili bölgelerin beyinin dörtte birini oluşturmasından kaynaklanır. Çok uzaklıkta bulunan uyarıcıları fark edebilmesi 400-700 nm dalga boyunda elektromanyetik enerji dağılımı arasında uyarılmalıdır. Yalnız insan gözü çok kısa olduğu için gama, x ve ultraviyole ışınlarını çok uzun olduğu için radyo ve televizyon dalgalarını göremezler.
Gözün anatomisi ve fizyolojisi; 400 ile 700 nanometre arasında enerji yayan nesneler gözdeki alıcı hücreleri uyarmaktadır. Çok geniş bir alana yayılan bu ışığın görülebilmesi için gözünüz tarafından daraltılması, odaklanılacak hale getirilmesi kornea ve mercek adı verilen iki yapı tarafından gerçekleştirilir. Gözün ön kısmını kaplayan yuvarlak ve saydam yapı olan kornea eğilip bükülerek göze dağınık gelen ışıkları daraltıp toplamaktadır.
Sonra ışık içi boş bir daire olan göz bebeğinden geçer ve göz bebeği kendisine ulaşan ışığın düzeyini ayarlamak için büyüyüp küçülmektedir. Bunu sağlayan yapı ise göz bebeğini çevreleyen gözün renkli kısımlarını oluşturan kaslı iris tabakasıdır. Göz bebeğine çok ışık geldiğinde kaslar kasılarak göz bebeğinin küçülmesini, az ışık geldiğinde de gevşeyerek göz bebeğinin büyümesini sağlamaktadır.
Göz bebeğinden geçen ışığın ulaştığı sonraki nokta ise saydam ve kavisli olan, gözü nesnelere odaklanmasını sağlayan mercektir. Bir sonraki tabaka ışığa duyarlı ince bir film tabaksı olan retinada, koni ve çubuk adı verilen alıcı hücreler ile ışık soğurulur ve elektrik enerjisine çevrilir. Koni hücreleri ışığa karşı duyarlıdır ve renkleri görmemizi sağlar. Çubuk hücreleri alacakaranlıkta görmeyi sağlayan alıcı hücrelerdir. Bu hücreler fiziksel enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürerek beyinde görme ile ilgili merkezlere ulaştırır.