Kırklareli’de ne kadar çok göçmen olduğunu daha önce fark etmiş miydiniz? Göçmen dayanışma ağları veya sosyal ağlar kuramı son dönem göç çalışmalarında en fazla üzerinde durulan konulardan biridir. Ağ kuram, gönüllü veya zorunlu olarak kendi memleketinden göçerek bir başka yerde yaşamaya başlayan göçmenlerin, yeni vatanlarında tutunabilmek ve ayakta kalabilmek için kurdukları “cemaat tipi” yapıları ele alır.
Göçmenler için gittikleri ülkelerde iken kurdukları ilişki ağları, akrabalık, sivil dayanışma ağları ve dini örüntüler son derece büyük önem taşır. Yeni göç edilen ülkede, eski ilişkilerden faydalanarak, daha kolay biçimde sorunların çözümü sağlanmaktadır.
İlk iş gücü anlaşmasının Almanya ile yapılması ve Avrupa’daki Türkler’in yarısından fazlasının bu ülkede yaşaması nedeniyle, Türk göçmen örgütlenmelerinin en yoğun ve en etkili olduğu ülke Almanya olmuştur. Avrupa’daki Türk derneklerinin çatı kuruluşlarının tamamına yakınının merkezleri Almanya’da bulunmaktadır. Avrupa’da ilk dönemlerde ortaya çıkan sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’deki siyasi görüşlerinin birer uzantısı olduğu görülür.2000li yıllardan itibaren ise Avrupa’daki Türkler ve Türk dernekleri kendi sorunlarını Türkiye’den bağımsız, kendi gerçekleri ışığında çözme yolunu tercih etmektedirler.
Ortak bir göç deneyimine sahip olmak ve sonrasında da yeni bir ülkede, yeni bir toplumsal çevrede kültürel kimlik değerlerinin korumaya çalışmak, göçmenler arasındaki ilişkileri ve dayanışmayı güçlendirmektedir. Göçmenler ve sosyo-kültürel çevreleri arasındaki ilişkiyi şekillendiren bu dayanışma da görünmeyen informel ağlar olabildiği gibi sonrasında formelleşen yapılara (siyasi ve dini cemaat ağlarının dernekleşmesi) dönüşebilmektedir.
Göçmen dayanışma ağları veya sosyal ağlar kuramı, göçe sebep olan nedenlerden çok, göçün sürekliliğini, devam etmesini sağlayan etkenleri ve göç ile birbirine bağlayan mekan ve insanlar arasındaki etkileşimi ve paylaşımı ele almaktadır.
Ağ kuramı, göçmeni bir özne olarak konumlandırır, göçmenler arasındaki aynı etnik kökenden, aynı dinden veya aynı kentten olma (hemşehrilik) sebebiyle kurulan sivil dayanışma örüntülerini açıklamak üzere konumlandırır. Dış güçler ile “iki farklı ülke arasında ağlar ve bağlar oluşturan ve yeni bir toplumsal alan oluşturan göçmenler “, ideolojik bir işlev üstlenen sivil örgütlenmeler aracılığıyla hem geleneksel hem de yeni dayanışma biçimleri geliştirirler.
Bu dayanışma ağları göçmenlerin entegrasyonunda önemli bir misyon üstlenerek; sosyal hayata katılmalarını, yerel veya genel seçimlerde temsil edilmelerini kolaylaştırıcı bir sosyal sermaye özelliği taşımaktadır. Göçmen derneklerinin hemşehri derneklerinden farkı ise,referans alınan bölgenin Türkiye sınırları dışında olmasıdır.
Göçmen ağları,göç sisteminin 3 temel bileşenini bir araya getirir: Köken ülkenden, gidilen ülkeye göçmen akışı; gidilen ülkede ikamet eden göçmen stoğu; göç alan ülkeden göç veren ülkeye dönüş yapan göçmenlerin akışı. Faist’e göre göçmen ağları bir yandan köken ülkeden hedef ülkeye kanal olurken diğer taraftan anavatana geri dönüşü güçlendiren bir katalizör olabilmektedir. Göçmenler, kendilerinden önce yöneldikleri ülkeye gitmiş ve tecrübe edinmiş tanıdık,akraba veya arkadaş gibi öncü göçmenlerden maddi veya manevi yardım alabilmektedir göçmen ağları sayesinde.
Uluslararası göçlerde göçmen ağları iç göçlerde olduğundan çok daha önemlidir. Yasal yollardan geçiş için gerekli prosedürlerin tamamlanması ya da yasal olmayan yollardan geçiş için hayati tehlike taşıyan yollardan sınır geçmek gibi problemler yaşanabilmektedir. Öncü göçmenler kişiler ve kurumlarla kurdukları ilişkileri kullanarak, memleketleri ile göç ettikleri ülke arasında bağ kurarlar. Bu bağ, bir zincirleme göçü tetikleyerek kendilerinden sonra göçe katılacak olan aile, akraba ve hemşehrilerinin daha pratik biçimde göç etmesini ve göç edilen ülkede tutunmasını sağlar.
Göçmen dayanışma ağları, göçmenlerin hem bulundukları ülkedeki hem de köken ülkedeki kişilerle ilişki kuran formel veya informel bağlar kurar. Göçmen dernekleri üzerinden kurulan formel bağlar, bu derneklerde görev alan bireylere, kendi etnik grubu içinde ve mesken olan ülkede bir statü sağlar. Bu statü ile bulunulan yerin yerel temsilcileri ile daha rahat görüşebilme ve sorunların çözümü için yetkililere daha kolay ulaşmayı sağlayacaktır.
Göçmen dayanışma ağlar, yöneticilerine ve mensuplarına bir sosyal sermaye imaknı verir. Ev ve iş bulma, uygun doktor veya okul bulma gibi gündelik işlerde destek sağlayabilirler. Bu dayanışma ağları aynı zamanda, köken ülkeden gelecek yeni göçmen adayları için de bulunulan ülkede güvenli bir liman gibidir. Bir taraftan zincirleme göçün sürdürülmesini sağlayan bir aracılık işlevi görürken, diğer yandan barınma, istihdam ve diğer bireysel ihtiyaçların giderilmesine imkan sunabilir.