Kırklareli aslında büyüklü ve küçüklü grupların bir araya gelmesiyle oluşuyor. Bu yalnızca Kırklareli’ye özgü bir durum değil, tüm şehirler ve topluluklar böyle. Gruplar her şeyden önce birbiriyle gerçekten karşılıklı ilişkiler içinde bulunan, davranışlarında birbirinin davranışlarını hesaba katan insanlardan oluşur. Dolayısıyla aralarında bu tür ilişkilerin söz konusu olmadığı topluluklar, fizik bakımdan pek yakın insanlardan oluşsalar bile bir grup sayılmazlar. Buna karşılık aralarında belli bir etkileşimin olduğu her insan topluluğu (örneğin bir maçın seyircileri) grup sayılmaz. Çünkü grubun varlığı aynı zamanda bu etkileşim çerçevesinde bazı ortak değerlerin, kuralların, hatta belli bir duygusal ortamın oluşumunu gerektirir.

Toplumsal gruplar aidiyet duygusu içinde olan; ortak amaç ve beklentiler ile diğerleri ile etkileşime geçen iki ya da daha fazla kişiden oluşur. Roller ve statüler sosyal grubun birimleridir. Rol ve statü üzerinde daha önce durmuştuk. Gruplar genelde benzer statüdeki bireylerden (örneğin bir kulüpteki öğrenciler) ya da birbirini tamamlayan statülerdeki bireylerden (örneğin bir cerrahi ekip) oluşur. Bazı gruplar küçük (örneğin hasta ve doktor), bazı gruplar ise geniştir (örneğin futbol takımı). Grupların bir kısmı kurallı yani resmi olabilir. Bu gruplar düzenli aralıklarla görüşen her bir bireyin farklı sorumluluklarının ve unvanının olduğu gruplardır. Bir kısmı ise kuralsızdır. Örneğin herhangi bir “mekana” sürekli giden ve arkadaşlık ilişkisi geliştiren kişiler.

Aile, akraba veya arkadaş grupları insanların üyesi olduğu çok ve çeşitli gruplardan bir kısmıdır. Bunların yanında dinsel, sportif, sosyal, siyasi etkinliklerin ya da mesleki ve ekonomik amaçların gerçekleştirilmesi için kurulmuş bir çok grup vardır. Bir tarikat, mahalle çocuklarının kurduğu bir çete, bir hayır cemiyeti, bir yeraltı suç şebekesi toplumsal yaşamda rastlanan grup örneklerindendir. Birbirinden amaç, nitelik ve genişlik açısından farklı farklı olan bütün bu toplulukları gene de grup olarak tanımlamamıza yarayan birtakım ortak özellikleri bulunmaktadır.

Gruplarda değerlerin, amaçların, çıkarların paylaşıldığından söz ettik. Bundan söz etmemiz her grupta ortaya çıkabilecek çatışmaların, bölücü ya da itici ögelerin yadsınması anlamına gelmemelidir. En içten yakın bir insan grubu olan ailede de karı-koca sürtüşmeleri, kardeşler arası çekememezlikler söz konusu olabilir. Ne zaman ki, grubun üyeleri arasında ortak olması gereken çıkar ve değerlerde ciddi ve zorlu çatışmalar ortaya çıkar ve sürüp gider, o zaman grup dağılma ve parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Bu tür içsel etkenlerin yan ısıra grubun dışından gelen bazı etkiler de bölücü bir ortam yaratabilir. Gruplar yapısallaşmış, örgütlenmiş kısacası üyelerinin yerlerinin açık-seçik tanımlanmış olmasıyla da belirlenirler. Yani, insanların birbirlerini kimlikleriyle değil de sadece insan olarak dikkate aldıkları bir pazar yeri, bir sokak kalabalığı grup sayılmaz. Grup içindeki insanlar birbirlerine göre daha aşağı ya da daha yukarıda yer alabileceği gibi, az çok çeşitli bir düzeyde de sıralanabilirler.

Üyelerinin az çok eşit konumlarda bulunduğu gruplarda bile bir önderlik söz konusudur. Bireylerin gruptaki yerlerinin belirlenmesinin kaçınılmaz sonucu üyelere düşen rollerin saptanmasıdır. Örneğin, önderin grubun sözcülüğünü yapmak, grup içi iletişimi sağlamak, davranışları denetlemek gibi görevleri yerine getirmesi beklenir. Grup içi bağlar rollere uyulduğu ölçüde güçlenir. Bu nedenle toplumsal rollerin yerine getirilmesi birtakım kurallara bağlanır; grup içi bir toplumsal denetim, hatta baskı mekanizması ortaya çıkar.

Grup içi davranış kuralları zaman zaman yazılı belgelerde ifade edilir. Bir siyasal partinin tüzüğü ya da bir okulun disiplin yönetmeliğinde olduğu gibi. Ancak en küçük ve doğal sayılan gruplarda bile yazılı olmasa da uyulması gereken ve tüm üyelerce bilinen kurallar vardır. Kişi bunlara uymaması hâlinde karşılaşacağı yaptırımın veya cezanın farkındadır; kınanacağını hatta gruptan atılacağını bilir. Kendisi de kuralları çiğneyen öteki bireylere karşı aynı tepkiyi gösterir. Örneğin, arkadaşına vuran öğrenci öğretmenden gelecek cezayı sezdiği gibi, kendine aynı şeyi yapan arkadaşının da cezalandırılmasını bekler.

Kişinin grubun desteğinden yararlanmak için tutum ve davranışlarını bilinçli olarak kurallara uydurması yanında, farkında olmadan, beklenen davranış ve düşünüş biçimlerine uyduğu da bir gerçektir. Toplumsal grupların önemli özelliklerinden bir başkası da süreklilik, yani üyelerinin az çok belli bir zaman süresi içinde bir arada kalmalarıdır.

Örneğin, belli bir ihtiyaç maddesini almak için kuyrukta bekleyen insanların oluşturduğu geçici ilişki bu insanların grup sayılmalarına izin vermez. Gruplar bir kuşağın ya da çeşitli kuşakların ömrü boyunca sürüp gidebilir. Süreklilik bunlara yeni üyelerin katılmasıyla sağlanır. Bu katılmalar çoğunlukla bilinçli olmayabilir. Aile ve akrabalık grupları ve orduya katılmalar bu biçimde olur. Buna karşılık bazı gruplara girip girmemek (partiler gibi) bireyin isteğine ya da belli özelliklere sahip olmasıyla bağlantılıdır