Hepsi on yıl önce son kez görüştükleri ve bir daha görüşmemeye karar verip yaptıkları şeyi ve birbirlerini unutmaya söz verdikleri yere gittiler. Hepsinde uzunca bir zamandan sonra asıl benlikleriyle ve günahlarında karşılaşacak olmanın verdiği korku vardı. Hepsi toplandığında birbirleriyle hiç konuşmadılar, akıllarından geçen tek şey o geceydi. Onları birbirlerine düğümleyen o gece…

Sonra Sezai, o aşağılayan yüz ifadesini takınıp, atıldı: “hadi ne konuşulacaksa konuşulsun ben sizin gibi boş insan değilim işim gücüm var”dedi. Aladdin önce nefret dolu bir bakış attı ve üzerine yürümeye başlayarak; “Ne geldiyse senin bu işlerin yüzünden geldi başımıza seni ezdiler diye hayatımızı mahvettik sen hala gelmiş burada köpekliyorsun. dedi ve yakasına yapıştı.

Birbirlerine vurmaya başladılar, onları ayırmak için kimse tenezzül etmedi. Çünkü aralarına giren günah, sevgilerinden ve kardeşliklerinden üstün gelmişti. İçlerinde ikna kabiliyetine sahip olanları Nuri’ydi. Ortalığı sakinleştirdi. Uzunca bir süre ne yapmalıları gerektiği ya da onları kimin tehdit ettiğine dair hiçbir fikirleri yoktu, elleri kolları bağlanmıştı. Çaresizce belki bir haber bir telefon beklediler. Havayla beraber sinirleri de kararmaya başlamıştı. Cahit hızlıca ayağı kalkıp: “Oyun mu oynuyorsunuz hanginiz tezgah kurdu çabuk dökülsün çocuk yok karşınızda.”dedi.

Sezai, Nuri, Aladdin ve Rasim, Cahit’in üstüne yürümeye yeltendi. Tam o anda hepsinin bir anda telefonu çaldı ve arayan kişi göndericiydi:

“Sakin olun çocuklar on sene yaptıklarınızı içinizde tutarak sabrettiniz. Alt tarafı on saattir beni bekliyorsunuz. Aslında bu kadar bekletmeyecektim ama beni bulup ortadan kaldırmakla ilgili dahiyane (!) fikirlerinizi dinlemek istedim. Hmm belki biraz yaratıcı olabilirler ama biraz. Hakkınızı da yememek lazım daha fazla para v lüks için her şeyi yapabilecek biriyle bu kadar tehlikeli bir iş yapacak kadar acemi olmanıza rağmen iyiydiniz” dedi ve telefonu kapadı.

Telefon kapanır kapanmaz herkes Cahit’in üstüne yürüdü ve ona vurmaya başladı öfkesine yenik düşen Rasim, Cahit’i çekip vurdu. Bu cinayetin ardından günahlarını Cahit’le birlikte gömdüklerini düşünüp eski hayatlarına devam ettiler.

Aradan neredeyse bir ay geçti. Rasim öfkesine yenildiği için kendi kendini yiyordu. Son yaşananlardan sonra eskiden başardığı gibi kendini sakinleştirmeyi, huzuru bulmayı başaramamıştı. Her gece kabus görüyor. Kendisine karşı yapıldığını düşünen her harekete şiddetle karşılık veriyor,kendisini hiçbir şekilde kontrol edemeyip karşısındaki kişiyi haşat ediyordu.

Yıllar önce unuttuğu vicdanını tekrardan hatırlamıştı, yılların birikmişliği ve elindeki iki insanın kanıyla daha fazla baş edemiyordu. Ve bir plan yapamaya karar verdi. Planını eksiksiz, akıllıca ve herhangi bir aksaklığa karşı hazır tuttuğu yedek planlarla kusursuz bir hale getirmişti. En azından öyle düşünüyordu.

Geriye kalan Aladdin, Nuri ve Sezai’ye isimsiz postalar gönderdi. Her birinde onları gambazlayanın sadece Cahit olmadığını işin içinde birinin daha olduğu en kısa sürede diğer kişinin ortadan kaldırılması gerektiği yazıyordu.

Her biri bir diğerini karşı atağa geçmişti. Aladdin, Nuri ve Sezai için; Nuri, Sezai ve Aladdin için; Sezai’de Aladdin ve Nuri için kiralık katil tutmuştu. Hepsi aynı gün aynı saatte birbirleri için tuttukları kiralık katiller tarafından öldürülmüştü.

Ama bu plan Rasim’in tahmin ettiği gibi onu rahatlatmamış aksine daha da hasta etmişti. Arkadaşlarının sesini duymaya, onları olur olmadık yerlerde görmeye başlamıştı.

Bir gece kan ter içinde uykusundan uyanıp yataktan fırladı ve yalın ayak sokağa fırladı. Kendini gördüğü ilk karakola attı. “Ben yaptım her şey, hepsi benim yüzümden ama ben dedim yapamayalım geçer gider, sırf dalga geçti diye adam öldürülmez ben yapmayalım dedim.” diyerek polislerin yakasına yapıştı ve fenalaştı. Polisler başta akıl sağlığı yerinde değil diye aldırış etmediler ama Rasim ayılıp sabıka kaydı göz önüne alınca hemen sorgulanmak için gözaltına alındı.