Hint sinemasına bilindik birkaç film dışında yabancıydım. Annemin bir dönem Hint dizilerine olan ilgisi Hint sinemasından giderek uzaklaşmama neden oldu.

Yıllar sonra arkadaşlarım sayesinde Hint sinemasının usta oyuncu ve senaristlerinden Amitabh Bachchan’ın 'Badla' isimli filmini izledim. Yıllardır aşığı olduğumuz Hollywood filmlerimden hiçbir farkı yoktu.

Biraz büyük konuşup tanınmış Hollywood aktörleri ile kadrosu dolu ama içerik olarak bir şey ifade etmeyen filmlere bin basar. Hint filmlerinin bazılarında günlük hayatın içinde kaçırdığımız pek çok noktaya rastlamamız mümkün.

Dün yine Amitabh Bachchan’ın 'Goodbye' filmini izledim. Büyüdükten sonra farklı yerlere dağılmış bir ailenin annelerinin vefatları üzerine bir araya gelişini anlatıyordu.

Farklı hayatlar kurmuş dört kardeşin yaş alıp, yaşanmışlık birikip acılı bir şekilde aynı çatının altında toplanışı.

İki saati geçen filmin son kırk beş dakikasında toz oldum.

Doğmak gibi hayatının inkar edilmez gerçeği olan ölüm yokmuş gibi yaşıyoruz.

Kendi hırslarımıza, kaprislerimize, travmalarımıza takılı kalıp; ailemizi, arkadaşlarımızı, sevdiklerimizi, bize değer veren ve değer verdiğimiz herkesi görmezden geliyoruz.

Belki bilinçli bir şekilde değil ama yapıyoruz.

Evet ölüm herkes için var;

Hiç ölmeyecekmişsiniz gibi yaşamakta,

Yarın ölecekmişiz gibi yaşamakta yanlış.

Ortayı bulup dengeyi kurmalıyız.

Bu tarz filmlerde ailelerin, eşlerin veya arkadaşların birbirini ne kadar ihmal ettiği seyirciye yansıtılır.

Yönetmen, senarist, oyuncular sanki bir anlığına sizinle konuşmaya başlayıp size yaptığınız yanlışları gösterir.

Bazı filmlerin sonları beni hiç tatmin etmiyor. Sonunda gerçek sevgiyi hak etmeyen, haksızlık edenler kaybeden olarak görünse de kaybetmiyorlar.

Bir şey kazanmadıkları için kaybeden oluyorlar ama en başından beri zaten hiçbir şeye sahip olmuyorlar.

Sonunu bildiğim filmlerden devam ediyorum. Bir çılgınlık yapıp değişiklik istersem de Hint sineması en biçilmiş kaftan. Zaten en düşük 2 saat 15 dakika olan filmin bir yerinde sizi tatmin edecek sonu kendiniz için getiriyorsunuz.

Yanlışlarını görüp, kırdığı kalpleri tamir etmek, özür dilemek için; sevdiklerinizi yanlışları ile kabul etmeye, tekrar aynı yola çıkmaya, affetmeye gücünüz ve cesaretiniz kaldı mı?

Vedalarım havada çünkü yazmayı sonlandırırken kafamın içinden bir sürü şey dönüp dolaşıyor.

Yakın zamanda her şeyi toparlayıp olması gerektiği gibi bir veda etmeme çok az kaldı.

O zamanda kadar bir ayrı bir barışık, bin nedamet bir emin şekilde görüşmek dileğiyle.