Takıldığınız, görüştüğünüz insanlara dikkat ettiniz mi hiç? Sosyolojide de psikolojide de konuşmak istediğimiz, görüşmek istediğimiz insanlarla kendi aramızda bir bağlantı olduğunu gösteren deliller var.
Kırklareli Üniversitesi’nde öğrenim görürken, çok sevdiğim bir hocam anlatmıştı bunun derin manasını. İnsan, kendisine yakın gördüğü kişilerle görüşmek, konuşmak istermiş mesela. Gerçekten de öyle değil mi?
Yol sormak için durdurduğumuz birinde bile önemli bu kavram. Bunu yaparken de aslında kimliğin durumunu inceliyoruz.
Kimlik tespitinin yapılması karşılıklı bir işlem görevi görür. Kimliğin asla tek taraflı bir kavram olmadığını savunan Jenkins kimlik tespiti için de aynı düşünceyi savunmaktadır. Kimlik tespiti hem bizim kendi çevremizdeki insanlar için gerçekleştirdiğimiz hem de çevremizdeki insanların bizim için gerçekleştirdiği bir davranıştır.
Çevremizdeki insanların hareketlerinin sebeplerini merak eder, bu davranışlarının kimlikleriyle ilgisi olup olmadığını merak ederiz. Kimlik tespiti yapabilmek bu gibi noktalarda işimize yaramaktadır.
Jenkins’e göre kimlik tespitinde en önemli faktörlerden biri sosyalleşmedir. Kimliğin özelliklerinden biri ilişkisel olmasıdır. Kimliğin ilişkiselliği sosyalleşme ile bağlantılı ve ilintilidir. Kimliğimizi hem kendi içimizde, anılarımızla oluşturur hem de dışsal bağlantılarımızla inşa etme aşamamızı sürdürürüz.
Jenkins kimlik tespiti yapabilmenin bir yolunu ayrıca bu içsel ve dışsal diyalektik kavramını anlamak olarak açıklamaktadır. Jenkins bireysel ve kolektif olanın iç içe geçtiğini savunur. Jenkins’e göre bireysel ve kolektif kimliklerin tespitleri sadece etkileşimle var olmaktadır.
Jenkins bireysel ve kolektif kimliklerin tespitindeki en önemli zıtlığın bireysel kimliğin farklılığa, kolektif kimliğin ise benzerliğe vurgu yapması olduğunu savunur.
Bireysel kimlikler içsel dinamik ile oluşturulan, kişinin kendisine “ben kimim” sorusunu sorup cevabına bağlanarak oluşturduğu kimliğidir. Kolektif kimlikler ise içine girip çıktığımız gruplar tarafından oluşturulan, grupların hareket ve düşüncelerimize yön verdiği ve bizim de kimliğimizi bu yönlendirmeyi temel alarak oluştururuz.
Bu durumdan hareketle Jenkins, kimlik tespiti yapmanın bir diğer basamağı olarak grupları ve grupların işleyişini anlamamız gerektiğini savunur. “Gruplar ile kategoriler arasında yöntemsel bir ayırım yapacak olursak, kendi kimliğini tespit eden ve kendini tanımlayan bir kolektif (kendi için bir grup) ile başkaları tarafından kimliği tespit edilen ve tanımlanan bir kolektif (kendi içinde bir kategori) arasında bir ayırım yapılabilir.”
Kimliğin tespit edilmesinde gruplar arasında bağlantılar ve ilişkiler oldukça önemlidir. Jenkins’e göre kimlik tespitleri kendi içinde içsel ve dışsal olanın karşılaşmasında bulunmalıdır.
Yani kimlik kişi tarafından benimsenmiş olsa da kişinin kimliğinin verdiği mesaj da başkaları tarafından algılanmalı ve anlamlandırılmalıdır. Kimlik tespiti bu durumda çok daha anlamlı ve kolay anlaşılır bir hale gelmektedir. Jenkins’e göre kimlik tespiti en iyi bireylerin uygulamalarından gerçekleştirilebilir. Kimliğin ilişkiselliği burada da karşımıza çıkmaktadır. Bir insanın davranışlarından kimlik tespiti yapabilmemizi sağlayan şey aslında kimliğin ilişkiselliğinden başka bir faktör değildir.
Kimlik tespitinde etkileşim düzeni önemli bir faktör olarak karşımıza çıkar ve bu durum kimliğin kendisiyle karşılıklı olarak ilişki içerisindedir. Kurumları anlamak Jenkins’e göre kimlik tespitinin de içsel ve dışsal diyalektiğini anlamamız için özellikle önemli bir kavram olarak yer tutmaktadır. Jenkins bunu şu şekilde açıklamaktadır:
“Kendilik/kişilik bireysel kimlik tespitinin yönleridir ve her birinde içsel ile dışsal, süregiden bir kimlik tespiti sürecinde birlikte yaşar. Kimlik tespitinin içsel-dışsal diyalektiği kavramı bunu anlatır.”
Özetlemek gerekirse Jenkins, kimlik tespitinin yapılmasını insan hayatında en önemli ve gerekli olgulardan biri olarak görmektedir.
Kimlik tespiti yapabilmek için ise içsel ve dışsal olan diyalektiğin daha net bir şekilde anlaşılması gerektiğini belirtmiştir.
İçsel diyalektik ile oluşan kimlik kişinin kendi değerlerini ve kendi hafızasını yansıtırken, kolektif kimlik dış dünya ile bağlantısıyla oluşturduğu ve bunun üzerine kendi inşa ettiği kimliktir.
Jenkins sosyal kimliğin tanımını bu iki kimliğin birleşimi olarak görür ve kimlik tespiti için bu iki kimliğin ilişkiselliğine ve bu ilişkiselliğe neden olan kavramların anlaşılmasından geçtiğini savunur.