Kırklareli’de araştırma yapmamı kolaylaştıracak pek çok kaynak ve mekan var. Bugün sizlerle araştırmamın bir kısmını paylaşacağım. Kuhn’un diğer rölativistler ve pek çok konvansiyonalist gibi cevaplaması gereken ilk zor soru, bilimsel gelişmenin nasıl mümkün olduğudur. Daha önce “Mucizeye Yer Yok” (No Miracles Argument) olarak andığımız görüşe göre birçok bilimsel teori gözlemlediğimiz dünya hakkında başarılı öngörülerde bulunmaktadır. Bu öngörülere dayanan keşifler hayatımızda başarılı değişikliklere yol açmaktadırlar.

Örneğin lazer teknolojisi elektronların düşük enerji seviyelerine geçmeleri ile ilgili bir teoriye dayanır. Bu teoriden yola çıkılarak geliştirilen teknolojik aletler gözümüzdeki görme kusurlarının giderilmesinde kullanıldığı gibi daha iyi füzelerin yapımında da iş görürler. Eğer bazı rölativistlerin ya da konvansiyonalistlerin iddia ettiği gibi elektronlar gerçekten yoksa -veya kimimiz için var kimimiz için yoksa- bu durumda elektronlara dayanan bir teoriden yola çıkarak yapılmış aletlerin bu başarısı nasıl açıklanabilir?

Eğer ortada bir mucize yoksa bu durumda elektronların objektif varlığına kuşkuyla bakan rölativist ve konvansiyonalistler alternatif bir açıklama getirmek zorundadırlar. Kuhn, bu noktada çelişkili bir pozisyona sahiptir. O da paradigmaların doğadaki gerçeğe yaklaşma anlamında birbirinden daha iyi olmadığını belirtirken rölativist bir pozisyondadır. Bu pozisyonda iken o da “Mucizeye Yer Yok” argümanının muhatabıdır. Eğer sonraki paradigmalar doğayı öncekilerden daha iyi resmedemiyorsa bu durumda elektronlarla ilgili ifade edilen teoriye dayanan bir buluşun aynı teoriye dayanmayandan daha iyi öngörülerde bulunması ve sonucunda faydalı olması nasıl açıklanabilir? Kuhn’un cevabı kendi metninde mevcuttur. O daha önceden doğruluğuna inanılan teorilerin sonradan yanlış oldukları gerekçesiyle terk edilmesine atıfta bulunur.

Karamsar Tümevarım (Pessimistic Meta-Induction) diye adlandırılabilecek bu argümana göre, geçmişteki teorilerin gözlemlenemeyen unsurlarının gerçekte olmadıkları gerekçesiyle terk edilmesi gibi, şimdikiler de gelecekte terk edilecektir. Öngörülerimizi üzerine bina ettiğimiz bu gözlemlenemeyen unsurlar teorilerimizin önemli parçalarıdır. O hâlde teorilerimiz sanılanın aksine –ve şu an biz aksini düşünsek de -gerçeği yansıtmıyor olabilir.

Kuhn, Bilimsel Devrimlerin Yapısı boyunca astronomi, fizik ve kimya alanlarında artık terk edilmiş teorilere atıfta bulunurken şimdi doğruya daha fazla yaklaştığımız iddiasının da geçersiz olduğunu ima etme niyetindedir. Öte yandan “Karamsar Tümevarım” argümanı, “Mucizeye Yer Yok” iddiasına cevap vermeyi başarmış gibi sunulsa da esasen hâlâ bilimsel teorilerin başarısına mantıklı bir açıklama getirebilmiş değildir. Onun yaptığı, daha çok, başarılı ampirik uygulamaları nedeniyle gerçeği yansıtıyormuş gibi görünen bilimsel teorilerin aslında geçmişte doğru olmadığı, dolayısıyla şimdi de doğru olmayabileceğidir. “Karamsar Tümevarım”, tam olarak “Mucizeye Yer Yok” argümanındaki soruya cevap veremese de sorduğu soruyla dikkate alınmaya değerdir. Nitekim “Karamsar Tümevarım”ın itirazı “Mucizeye Yer Yok” argümanının savunucularınca önemsenmiş, argümanın biraz daha mütevazı şekilde yeniden düzenlenmesine neden olmuştur. Bazı bilim felsefecilerince benimsenen yeni “Mucizeye Yer Yok” argümanına göre ampirik başarılar bilimsel teorilerimizin gözlemlenmeyen dünya ile ilgili söylediklerinin, tam olarak olmasa da yaklaşık olarak doğru olduğunun kanıtı sayılırlar.

Bu noktada Newton ve Einstein’ın teorileri arasındaki ilişkiyi hatırlamak açıklayıcı olacaktır. Newton’ın teorisinin yanlışlığı ispatlanmış olmakla birlikte onun yaptığı hesaplara dayanan tahminler –veya bu tahminler neticesinde inşa edilen binalar, köprüler- başarılı olmuştur. Karamsar Tümevarımı eleştiren bir kişi buradan yola çıkarak Newton’ın teorisinin yanlışlandığını ancak onun doğadaki gerçekliği belli oranda başarıyla resmettiğini iddia ederken haksız değildir. Einstein’ın teorisi doğayı Newton’ınkinden daha iyi resmetmiştir ama belki onun teorisi de gelecekte daha başarılı başka bir teori tarafından yerinden edilecektir. Bu anlamda “Karamsar Tümevarım”ın gelecekle ilgili öngörüsünü reddetmeden “Mucizeye Yer Yok” görüşünü muhafaza etmek mümkündür. Kuhn, ise geçmişte doğru olarak görülen teorilerin bugün yanlış oldukları gerekçesiyle terk edilmelerinden hareketle paradigmaların arasında ortak bir kriteri referans alarak daha iyi veya daha kötü gibi bir değerlendirmeye gidemeyeceğimizi savunmaktadır. Oysa bu tür bir yaklaşım “Mucizeye Yer Yok” argümanına bir cevap oluşturmaz.

Kuhn'un rölativist iddialarının arkasındaki fikirlerin başında bilimsel teorilerin gözlemlerimiz üzerindeki belirleyiciliği gelir. Kuhn'a göre gözlemlerimiz içinde bulunduğumuz paradigmadan bağımsız değillerdir. Paradigma onları şekillendirir. Bu nedenle gözleme dayalı tarafsız bir bilimin peşinden koşmak hatalıdır. Gözlemin kendisi bağımsız, tarafsız değildir; dolayısıyla ona dayanan bilim de tarafsız değildir.