Eğitim öğretimin ilk kademesinden beri öğrencilerin akılında neredeyse tek bir soru vardır; “Hocam gerçek hayata bu bilgi ne işimize yarayacak?”

Okul hayatım boyunca herkes tarafından sorulan ve mantıksız olmayan tek soru bu olabilir. Öğretmenlerimizin “Arka taraf ne konuşuluyor orada söyleyin bizde gülelim?” sorusu karşısında.

Anadolu Lisesi’nde eşit ağırlık bölümü okuyup, üniversite sınavından yabancı dil hariç bütün sınavlara girmiş biri olarak İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun oldum.

Ve mezun olduktan üç ay sonra işe başlamış biri olarak tek bir alan üzerine aldığım dört senelik eğitimde şu an mesleğimi icra ederken okulda öğrendiğim bilgilerin neredeyse hiçbirini kullanmıyorum.

İlk başlarda son iki senemin pandemiye denk gelmesi sebebiyle böyle düşündüğümü sanıyordum.

Ama çalışmaya devam ettikçe gazeteciliğin sahada öğrenilen bir meslek olduğunu fark ettim.

Gazetecilik okuyan herkesin daha ilk dersten duyduğu ve net bir şekilde hatırladığı tek bir isim vardır;Oya Tokgöz


Oya Tokgöz’ün Temel Gazetecilik kitabı bu meslek için A’dan Z’ye her şeyin anlatıldığı bir el kitabıdır. Temel Gazetecilik’te karşınıza çıkan ilk bölüm Tokgöz’ün giriş kısmında kitabın yazılış amacını anlattığı “Gazetecilik mesleğinde çok sayıda kişi çalışmakla beraber, toplum gazetecilik öğretimi ve eğitimi yönünden fazla bilinçlenmiş değildir.

Gazetecilik yönünden toplumda bilgi eksikliği bulunduğu ise kuşku götürmemektedir. Gazetecilik ve basın yayın okullarının açılması, öğrenci mezun etmeleri, mezunların bazılarının meslekte çalışmaları, toplum için yenilik ve değişikliktir.

Bu amaçla, gazetecilik hakkında kısa ve temel bilgiler vermek için bir ders kitabı yazmayı, bu yazar yararlı bulmuştur.

Kitabın hedefi ise gazeteciliğin ne olduğunu, gazetecilikle ne yapılmak istendiğini tanımlamak” cümleleridir.


Günümüz gazeteciliğini “Günümüz gazeteciliğinde önemli rol oynayan gazeteler, dergiler, radyo ve televizyon etkin kitle haberleşme araçları olarak, toplumsal bir uğraş olan haberleşmede yer almaktadırlar.

İnsanlara yakın ve uzak çevrelerinde olup bitenleri haber olarak vermeye, kısacası dünyayı tanımlamaya çalışmaktadırlar.

Bunun yanında, insanların çeşitli sorunlarının çözümlenmesine de yardımcı olmaktadırlar.

Zaman zaman insanoğlunun eğlence gereksinmesini de karşılamaktadırlar.

Toplumda satılan malların tanıtımını da büyük ölçüde üstelenmişlerdir.

Gazeteler, dergiler, radyo ve televizyon ister gazeteciliğin temel işlevi olan haber verme işlevini görsünler, isterse eğlendirsinler, isterse reklam yapsınlar, kitlelerin bir bakıma gözü kulağı olmak durumundadırlar.”

İfadeleri ile tanımlayan Tokgöz’ün şu anda yapılan ve yerini hızlı bir şekilde dijitale bırakan gazetecilik hakkında görüşlerini her geçen gün daha çok merak ediyorum.