İnsan kalbini ne kadar temiz tutmaya çalışırsa çalışsın, kendi elinde ve imkanı dahilinde olmayan pek çok şey onu buluyor. Siz istediğiniz kadar neşeli ve pozitif biri olun, etrafınızda mutlaka bunun tersini yaşayan, artık ondan beslenir hale gelen insanlar var ne yazık ki.
Bugün belki de hayatımda duyabileceğim en kötü haberlerden birini duydum.
Oysa dün geleceğe yönelik planlarımın tava yaptığı, umudumun yeşerdiği bir geceydi.
Hayatın bu konudaki değişim hızı hala beni şaşırtıyor. Asla olmaz denilenler oluyor, asla o yapmaz denen kişiler aklınızın ucundan dahi geçmeyecek şeyler yapıyor.
Hayat, planlarımızın arasında çıkabilecek pürüzler anlamına mı geliyor?
Tüm bunlara rağmen, pozitif kalabilme ihtimali bile bizler için bahşedilmiş bir nimet aslında. Hayatın türlü zorlukları arasında kendi derdini utanmadan sıkılmadan açabileceğin birilerinin olması mesela.
Gün içinde karşılaştığımız zorlukların hepsini anlatabileceğimiz, gerektiğinde yardım isteyebileceğimiz biriyle hayatı paylaşmak dünyanın en güzel şeylerinden biri.
Mesela ben Kırklareli’de kalmak için yaşadığım zorlukları düşündüğümde daha iyi anlıyorum böyle insanların değerini. Kimileri için bu basit bir şey de olsa benim için hayatımın en zorlu sınavlarından biriydi. Bakmayın öyle Kırklareli’de kalmak dememe.
Burada kalmak benim için yeni bir hayat oluşturmaktı aslında. Kendi ayaklarımın üzerinde durabilmek demekti. Gerçi böyle düşününce ben çok uzun zamandır kendi ayaklarım üzerinde duruyordum zaten ama bunu artık böyle düşünmeyen insanlara da gösterme zamanım gelmişti.
Bu sebeple burada kalıyor olmak benim için çoğu şeyden daha güzel.
Sadece kalmak değil. Burada kalırken zorluk yaşamadığımı düşünmüyorsunuzdur herhalde. İnanın öyle zor şartlar altında çalıştım, öyle zor badireler atlattım ki. Bu durumları yaşarken yanımda sadece tek bir arkadaşım vardı.
Şimdi insanlar şaşırıyor, etrafımda çok fazla insan istemiyorum. Bunun sebebi tam olarak bu.
Benim ihtiyaç duyduğum anlarda kimse yanımda olmadığı için daha rahat nefes alabildiğim zamanlarda da birilerinin benim mutluluğumu paylaşmasına lüzum yok. İnsanlar nedense kendi dertleri olduğunda benim kapımı çalıyor. Ben onların işlerini hallediyorum ama sonra ortadan yok oluyorlar.
Bir de bu yetmezmiş gibi arkamdan atıp tutmalar, arkadaşlığımızı kendilerinin bitirdiğini zannetmeler vs…
İnsanlar türlü türlü gerçekten. Ben hiçbir zaman çok iyi bir insan olduğumu savunmadım. Bizler de birer kuluz sonuçta. Benim de mutlaka hatalarım olmuştur. Birilerini kırmış, üzmüş ve belki incitmişimdir. Belki bazılarını bile isteye de yapmışımdır.
Önemli olan bunlardan pişmanlık duyabilmek.
Şimdi lisedeki arkadaşlarıma bakıyorum. Aslında herkesin doğrusunu bildiği bir yalana hem kendileri inandılar hem de başkalarını inandırmaya çalıştılar. Belki de o zaman benim görece başarımın altında kalmayı kendilerine hazmettiremediler. Bu sebeple arkadaşlığımız sona erdi. Liseden sadece 2-3 kişiyle görüşüyor olmamın temel sebebi bu mesela.
Fakat sonrasında ne oldu?
Tüm lise arkadaşlarım sosyal medyada beni takip etmeye başladı. Bunun sebebi beni aslında sevmeleri mi?
Tabii ki hayır.
Aslında yapmak istedikleri tek şey benim hayatım hakkında bilgi sahibi olmak. Onlar için benim geleceğim bir muamma şu an. Bilmek isterseniz tabii ki hiçbirinin isteğini kabul etmiyor ve hayatıma almıyorum. Ama bu yüzsüzlükleri de bazen garip geliyor bana.
Yani hiçbir şey olmamış gibi, hiçbir iş karıştırmamış gibi, hiçbir zarara sebep olmamış gibi sırf aynı sınıfı paylaştık diye benim hayatıma istedikleri anda girebileceklerini düşünmeleri komik geliyor aslında.
Hayat inişli çıkışlı bir yol. İnsan çukurlara beraber düştüğü kişileri de o çukurdan çıkması için el uzatan kişileri de unutmuyor. Kendim için konuşursam kindar bir insan olduğumu düşünmüyorum. Hiç kimseye uzun süreli bir nefret bile beslemedim. Ama yapılanları da unutmam. Hoş görüp geçiştirdiğim, ona benzememek için yardım ettiğim insanlar çok oldu. Bazıları bunu fırsat bilip beni tekrar kullanmaya da çalıştı.
Öç almak doğru olmaz ama insanın unutmaması gereken bir şey de var ki ödeşmek adettendir.