İnsanlar günlük hayatlarında yazılanların değerini fark edemez oldu.

Kelimeler; kalemdeyken daha güçlü ve daha gerçek.

Çünkü insanlar anın büyüsüne, hareketine ve gerginliğine kapılıp konuşuyorlar.

Tutamayacağı sözler veriyor, asla gerçekleşmeyecek vaatlerde bulunuyor.

Bu düşüncede olmanın tek sebebi suskun biri olmam.

İş kaleme, kağıda geldiği zaman içimden farklı biri çıkıyor.

Sanki karşısında saatlerce konuşan, anlatmaya, belki de anlaşmaya çalışan insanlara karşı duvar kesilen ben yazmaya başlayınca sular seller gibi akıyorum.

Es kaza konuşurken de ağzımdan bir iki kelime dökülüyor.

Söz sırası bana gelince dilsiz gibiyim. Gibisi yok öyleyim.

Susmak; karşınızda konuşan insanlara boşlukları doldurması için fırsat veriyor. Bazı durumlarda da sustuğunuz için vazgeçmiş gibi görünüyorsunuz.

Susmayı, yazmayı ve daha nicesini ince bir üslupla açıklayan onca şair, yazar varken yine susuyorum. Onların söylediklerini de konuşmuyorum artık.

Söylediklerine itirazımdan ya da kabullenişimden değil. Her manada konuşmak için geç kaldığımdan veya öyle düşünmemden.

Oysa içinizde bas bağırdıklarınız, içinizde bir yerlerde kalıyor.

Konuşmanınız gerektiğinizi fark ettiğiniz an hadi diyorsunuz kendinize, yapabilirsin sadece üç beş kelime.

Sadece senin düşündüklerini, hissettiklerini içerek üç beş cümle.

Sonra zamanında birileri tarafından söylenmiş, yazılmış olan kelimler geliyor aklına.

Zaten seni bilenlere o kelimelerle ulaşmaya çalışıyorsun.

Ama fark etmiyorsun ki onların istedikleri sadece senin cümlelerin…

Seni de bir şey tutuyor, konuşacağın zaman olmuyor. Aslında bisiklete binmek gibi bir kere yapsan bir daha hep yapabileceksin.

Ama sen bisiklete çok önceleri küsmüşsün. Seni canından etmeyecek olan bir aletten ölümüne kaçıyorsun.

Kendini ‘ben yapamam’ diye tutuyorsun. Herkesin yaptığı şeyleri sen neden yapamayasın?

Bu hayatta bir insanın karşısındaki en büyük engel işte bu: aynadaki gördüğü.

Her zaman yanında olan da kaçmak istediği de savaştığı da… İyisiyle, kötüsüyle savaştığı, karşında olduğu aynadakinden başkası değil. Önce onu yenmeli ama bu savaştan etrafa verilen hasarı da tamir etmeli.

Sizlere tanıdığım için şanslı olduğumu düşündüğüm bir kişi tarafından söylenen yine tanıdığım ve eriyen mumlar etrafında konu ne olursa oturmaktan keyif aldığım biri tarafından kullanılan şu sözler ile veda ediyorum;

İnsan sustuğu şeyler kadardır.

Ve insan insanı, anlatamadığı yerden anlayabiliyorsa yakındır