Büyük deprem felaketinin üzerinden tam bir hafta geçti ölü sayısı on bini aştı, yaralı sayıları artıyor. Bütün bunlar olurken; insanlar canlarını teslim etmişken, son umutları ile yardım beklerken, sevdiklerinin acısını yaşarken, sevdiklerinin bir daha görebilmek için dua ederken, Kırklareli’deki 7 yaşındaki Eylül, Hatay’da hiç tanımadığı insanlara harçlığını bağışlayıp, sevgilerini ve dualarını gönderirken arka planda neler oluyor?
Toplum içinde şahit olduğum konuşmalarda insanlar yapılan yardımların yerine ulaşıp ulaşmadığını, kimlere yardım ettiğini, yaptıkları yardımın nerelere kullanılacağını sorguluyor.
Sorgulayanları mı ayıplamak gerekiyor yoksa sorgulatanları mı?
Televizyonlar tarafından yapılan yayınlarda bazı durumlara, bazı iddialara şahit olduk. Ama bunlar konuşmanın sırası gelmedi.
Önce deprem bölgesindeki hemşerilerimizin sağ salim olduklarını, sağlıklarına kavuştuklarını, sıcak bir yatağa sahip olduğuna bakacağız.
Hafta sonu da bahsettiğim gibi Kırklareli ve çevresinden bölgeye ayni, nakdi ve iş gücü olarak pek çok yardım ulaştı.
Sosyal medya üzerinden bölgemizdeki belediyelerin ve gönderilen arama kurtarma ekiplerinin oradaki canları kurtarılmasına şahit olduk.
Bu zamanlar kimin nereli olduğunun, neye inandığının, görüşünün ne yönde olduğunun önemli olmadığı zamanlar.
Şuan sadece Türkiye var; sağ ya da sol, Müslüman ya da Hristiyan, Türk ya da yabancı yok.
Fiziki olarak yedi bölgeden oluşan ülkemiz şuan tek bir yerde birleşti ve yaralarını sarmaya çalışıyor.
Enkaz altında ailelerini kaybetmiş olan çocuklar, artık hepimizin kardeşi, kızı, oğlu, torunu.
Deprem bölgesinde yaşayan belki de bugüne kadar Türkiye’nin bu ucuna gelmemiş olan insanlar, artık bizim hemşerimiz.
Herkes anında her şeye ulaşabildiği sosyal medya hesaplarından şehirlerine gelecek olan afetzedeler için ev, kıyafet ve temel ihtiyaçlarını talep ediyor.
Maddi durumu yerinde olan bir aile sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı duyuru ile beş aile için kiralık daire aradığını ve kirasını bir süre kendinin karşılayacağını söyledi.
Umarım ev sahipleri gelecek olan ailelere ve onlara yardım eli uzatmak isteyen kişilere destek olur.
Bir ekmeğin 14 TL’ye çıkarıldığı kara günlere değil de böyle bir durumda ekmeğin maddi bir karşılığının olmadığı dünyaya ihtiyacımız var.
Ve unutulmaması gerekiyor ki; hayat bu. Yarın değil, bir an sonrasında ne olacağını bilmiyoruz. Yarınların hepsi bizimmiş gibi yaşamaya, kırmaya, incitmeye, küsmeye hacet yok.
Anın, hayatın, insanların, rahat ve aydınlıkta aldığınız her nefesin kıymetini bilemeniz ümidi ile…