Bir düşünün "cesaret/cesur" dendiğinde aklınıza ne geliyor. Benim için derdini çekinmeden söyleyebilen, konuşulması gereken yer ve konularda susmayanlar.

Herkes tarafından kabul gören cesaret ve cesur tanımları şu şekilde;

Cesaret; yüreklilik, korkusuzluk, atılganlık, yiğitlik anlamına gelirken bu davranışları sergileyen kişi ise yani cesur yürekli, korkusuz kişidir.

Jules Payot, İrade Terbiyesi adlı kitabında cesareti şöyle tanımlar;

“Cesur insan demek, cesaret isteyen büyük işler yapan insan değildir; aksine hayatındaki tüm eylemleri cesaretle yerine getiren kişidir.

Üşengeçliğe karşı kendini kalkmaya ve sözlükte bir kelimeye bakmaya zorlayan, biraz daha oyalanmak istemesine karşın işini bitiren, zor bir metni sonuna kadar okuyan öğrenci, cesur bir öğrencidir.

Önemsiz olan binlerce küçük eylemle irade güçlenir.

Çok büyük çabalardan yoksun olsak bile küçük şeyleri canla başla ve mükemmel bir şekilde saati saatine yapmalıyız.

"Qui spernit modica paulatim decidet" - "Küçük şeyleri küçümseyen yok olmaya mahkumdur.”

Cesaretin ikili ilişkilerdeki yerini de L. Frank Baum, Oz Büyücüsü kitabında şu satırlarda anlatmış…

"Benim cesaretim ne olacak? diye sordu Aslan endişeyle.

Bol bol cesaretin olduğuna eminim, diye yanıtladı Oz. İhtiyacın olan tek şey kendine güvenmek. Tehlikeyle kar­şılaştığında korkmayan canlı yoktur. Gerçek cesaret, kork­mana rağmen tehlikeye göğüs gerebilmektir ve bu türden cesaret de sende bolca var."

Şimdi geldik asıl meseleye insanlar sizden onlara karşı belli konularda cesur ve açık olmamanızı beklerken en önemli noktayı atlıyor; Kendilerini.

Çocukken annenizin kardeşinize ve size yaramazlık yaptığında açık yüreklilikle gelip söyleyebileceğinizi dile getireceğini varsayın.

Kardeşiniz yaramazlık yaptığında ona annenizin sözlerini hatırlatıp itiraf etmesi gerektiği aklını verdiniz.

Buraya kadar tamamız. Kardeşinizle beraber annenizin karşısına çıktınız ama annenizin verdiği tepki sizi çok korkuttu. Belki de korkmanızı gerektirecek bir tavır değildi ama korktunuz, çünkü ikinizde farklısınız.

Gel zaman git zaman sizde aynı yaramazlığı yaptınız. Kardeşinizden herhangi bir adım yok annenizin karşısına tek başına çıkmalısınız.

Ama annenizin karşısına çıkmaya bir yudum cesaretiniz yok. Düşündüğünüz senaryoda hiçbir şekilde karşısında duramıyorsunuz.

Evet artık çocuk değiliz. Kurduğumuz ilişkilerde yaptığımız hatalarda yaramazlık değil ve hayatımızdaki hiçbir insanda annemiz değil.

Bazılarımız ne yapılması gerektiğini bilse de buna cesaret bulamaz. Adım atamaz. Kendince attığı adımlarda da aldığı tepkiler onu hep bir adım geriye atarak cesaretini daha çok kırar.

Anlatılanlar, paylaşılanlar, hiç yorum yapılmayan anlarda suskunluğun sebebi söylendiyse geri dönüp düşünülmek beklenir.

Ben kimsenin mesafeye sebep olacak davranışları bilinçli bir şekilde yaptığını sanmıyorum.

Çünkü bendeniz öyle yapmıyorum. Eğer gerçekten mesafe koymak istesem söyler miyim?

Sanırım evet.

Sizlere Cem Güventürk'ten birkaç satırla veda ederken umuyorum ki aynı masanın etrafında saatlerce oturduğumuz insanlarla orta yol bulup güzel olan her şeyi hiç etmediğimiz günlerde gelir...

"Henüz tamamlanmadık.

Hatta belki fikir aşamasındayız.

Ama bu halimizle bile

Bir sanat eseri olduğumuzu düşünen insanlara ihtiyacımız var"