İnsan bu bilinmeyeni, macerayı yeni bir adaptasyon gerektirdiği için kim ne derse desin daha ilginç buluyor. İçerisinde kötü tecrübeleri barındırsa da beyin için yeni bir öğrenme sürecini tetiklediği için daha olumlu oluyor.
Ama kalmak derken bu psikolojik olarak sadece sizin neleri feda ettiğinizi bildiğiniz ve işin olumsuzluklariyla kaldığınız bir süreç oluyor. Kalmak daha zor.
Çünkü kimse sizin neleri feda ettiğinizi bile fark etmiyor. Kalmak daha zor çünkü birileri uğruna, bir şeylerin pahasına kalıyorsunuz. Burada önemli mesele şu ki gitmek ve kalmak arasında bir seçim hakkınızın olduğundan emin olunması.
Gitmek ile kalmak arasında kararını kalmaktan yana verenler için geçerli bir durum. Gitmek pahasına kalmayı seçenler, tüm sonuçlarını baştan kabul edenler için. Tüm sürecin farkında olarak gitmek ile kalmak arasında bence kalmak daha zor.
Bir insan ilişkiyi tam kafasında bitirmeden ani bir şekilde gitme kararı alırsa o kişi belki hayatı boyunca, belki de yeni bir ilişki bulana kadar acaba kalsaydım daha iyi mi olurdu diye aklında çevirip durur.
Kalana dönecek olursak, ilk bir süre çok sıkıntılı geçecektir. Ancak bu süre zarfında ilişkiye dışarıdan bakıp, kendi kusurlarını görebilirse kendi eksikliklerini düzeltme şansı olacaktır.
Hayalci ve Petersburg sokaklarında geçirdiği sekiz yıl boyunca arkadaş edinemeyen yazar, Nastenka’ya gitmeyi şöyle anlatır; Ben artık o anlamsız, ürünsüz, ama ruhumun aziz saydığı hayal dünyasına hoşça kal dedim.
Yalnızca arkada kalan tatlı bir geçmiş gibi anımsıyorum. Bu dünyanın bana anı olarak bıraktığı yerleri zaman zaman dolaşarak, halin içinde geri gelmez geçmişi yaşamayı pek severim. Bunun için bir gölge gibi amaçsız ve başıboş şehrin ıssız sokaklarında sık sık dolaşırım. Neler anımsarım o zamanlar…
Örneğin tam bir yıl önce, aynı saatte, aynı kaldırımda, şimdiki gibi yalnız başıma üzgün, hüzünlü dolaşıyordum. O günkü düşündüklerim aklıma geldikçe bunların hiç de iç açıcı şeyler olmadığını anımsıyorum. Ama ruhum bugünküne göre daha huzurluydu, şimdiki gibi yakamı kurtaramadığım kara düşüncelerim, gece gündüz rahat vermeyen vicdan azabım yoktu.