Hayatınızda iyi insanların artık acımasız bir insana dönüşmesine şahit oldunuz mu?
Ben çok yakından takip ettim bazı süreçleri. Bu yüzden sizlere bugün bu konuda birkaç detay vermek istiyorum.
İnsanların başkalaşım geçirirler. Bunun sebebi her zaman öze dönüş değildir. Yani iyi bildiğiniz biri, içten içe kötü biri olabilir de olmayabilir de.
İnsan ilişkilerinin çetrefili burada başlıyor. Etrafımda öyle insanlar var ki ben mi tanıyamadım yoksa değişimine mi şahit olamadım anlayamıyorum.
Şimdi bir insan hakkında yargıya varabilmemiz için iki yolumuz var önümüzde.
Birincisi gerçekten değişim geçirdiğine kanaat getirmemiz. İyi bir insanın acımasız bir insana dönüşmesi etrafındaki saf kötülere karşı, onların anladığı şekilde davranabilme özelliğinin aktifleşmesi olarak düşünülebilir mi mesela?
Ki ben yakın zamana kadar başıma ne geldiyse gerek benim hatam gerek karşımdakinin hatasının bulunduğu durumlarda hep sağduyulu davranmaya çalıştım. Fakat, bazı insanların bunu hak etmediği kanaatine varmış durumdayım.
Ne yazık ki insanlar onlara karşı gösterilen güler yüzü ve samimiyeti çok çabuk iç ediyor. Ne yazık ki insanlar iyi insanları, iyiliği bir zayıflık olarak görüyor. Çakallığın, plancılığın, kindarlığın ve iki yüzlülüğün revaçta olduğu zamanlardan geçiyoruz.
Karşımızdaki insanın sesi çıkmadığında ya da öfkesi çabuk geçtiğinde tekrar kullanabileceğimizi düşünüyoruz.
Peki ya o insan bir aydınlanma yaşarsa?
Daha önce başına gelenlerden de yola çıkarak bu olaydaki gidişatı önceden tahmin edebildiyse ne yapacağız?
Mesela ben son zamanlarda yaşadığım bir olay için böyle bir aydınlanma yaşadım diyebilirim. Gidişat aynıydı, sonun da aynı olacağını öngörebildiğim -ya da en azından böyle düşündüğüm için- birkaç değişikliğe gittim hayatımda. Çünkü karşımdaki insanın sadece almak için burada olduğunu fark ettim.
Geçtiğimiz günlerde mağdur edebiyatından bahsetmiştik ya, işte tam da o hesap. O gün eve dönerken önce arkadaşımla sonra annemle bu konu üzerine sohbet ettik biraz. Hani aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık durumu vardır ya, aynı öyle benim için.
Yaptıklarımın bir değerinin olmadığı, sözde bir teşekkürle geçiştirildiği, yapmama şansımın olmadığı, işlerin bir şekilde benim omzuma yıkıldığı bir dönemden kendi isteğimle ve mantığımla kendi payıma düşen işleri alıp sıyrıldım.
Fakat karşınızdaki için bu yeterli olmayacak. Daha doğrusu, karşınızdaki insan mağduriyetine devam edebilmek için her türlü yolu bulacak.
Bu kez de yardımcı olmayan, kibirli, sinirli ve vefasız birine dönüşeceksiniz o kişinin ve o kişinin etkileyebildiği insanlar üzerinde. Şimdi bu cümleyi üstte anlattıklarımla bağlayın.
İnsanları zorlayarak, insanların iyi niyetini suistimal ederek, onları yorarak değişimine sebep oluyorsunuz; karşınızdaki insan canına tak ettiği noktada size karşı artık nötr davranıyor. Bundan da kendinize bir pay çıkarıp karşınızdakinin ne kadar kötü biri olduğunu söylüyorsunuz.
Salt kötü biriyle tanışmadım. Benim ‘ya o çok kötü’ biri dediğim insanların bile sevenleri vardı. İşe bu tarafından baktığımız zaman, aslında birilerinin davranışı bize yanlış geldiği için belki de canımızı yaktığı için kötü olarak nitelendiriyoruz.
Bunun yanlış olduğunu düşünmüyorum. Ama yeterli mi? Hayır değil.
İnsanlara karşı davranışlarınıza dikkat etmelisiniz ki karşınızdaki insan sizin için kötü ve kırıcı birine dönüşmesin. Çünkü herkesin bir çizgisi var. Ve o çizgi aşıldığı zaman, asla cesaret edip düzeltemeyeceğiniz yollara sürükleniyorsunuz.
Ki birileri artık sizinle sürüklenmeye razı değil.
Görüşmek üzere.