Sosyal medya çok uzun bir zamandır insanların hayatının büyük bir parçası haline geldi. Durum öyle ki Levent Kırca ile başlayan ve günümüzde hala devam eden televizyonda oynanan skeç kültürüne büyük malzeme çıkarıyor. Sosyal medyasız hayat, internetin bir anda gittiği arkadaş gruplarının ailelerin iletişim kurmakta zorlandığı sahneler toplumun beğenisine sunuluyor.

Her ne kadar akşam evde çaylarımızı yudumlarken bu sahnelere gülse de durum içler acısı.

Sosyal medya bu tarz olumsuzlukları hayatımıza getirmiş olsa da yanında getirdiği yenilikler var. Medya Okuryazarlığı’na sosyal medya ile birlikte Sosyal Medya Okuryazarlığı da eklendi.

Üniversitede derslerini severek takip ettiğim Doç. Dr. Aysel Çetinkaya ve Dr. Zeynep Benan Dondurucu Editörlüğünü Dr. Gül Dilek Türk'ün üstlendiği "Sosyal Medya Okuryazarlığı" kitabına katkıda bulundu.

Doç. Dr. Aysel Çetinkaya’nın "Kadınlara Yönelik Nefret Söylemi ve Sosyal Medya Okuryazarlığı Bağlamında Sosyal Ağların Ayrımcılığa Karşı Aldığı Önlemler" makalesinin içeriği hakkında paylaşımda bulunduğu bilgiler şu yönde;

“Editörlüğünü Dr. Gül Dilek Türk'ün yaptığı "Sosyal Medya Okuryazarlığı" kitabına, Dr. Zeynep Benan Dondurucu ile "Kadınlara Yönelik Nefret Söylemi ve Sosyal Medya Okuryazarlığı Bağlamında Sosyal Ağların Ayrımcılığa Karşı Aldığı Önlemler" başlıklı makale ile katkı yaptık.

T.C. Anayasası’nın 10. maddesinde herkesin dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu ibaresi yer almakta olup yurttaşlar din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın koruma altına alınmıştır.

Ancak hem gündelik hayatta gerçekleştirilen söylem ve eylemlerde hem de kitle iletişim araçlarında ve sosyal medya platformlarında yer alan içeriklerde, hukuki mekanizmaların tam koruma sağlamadığı görülmektedir.

Bu nedenle, sosyal medya platformları da giderek artan ayrımcılığa ve nefret söylemine karşı hem uluslararası hem de ulusal düzeyde önlemler geliştirmek zorunda kalmıştır.

Bu önlemler arasında, sosyal medya platformlarının kendi topluluk kurallarını oluşturması, ayrımcılığa ve nefret söylemine karşı şikâyet mercileri, filtreleme ve erişim yasakları gibi düzenlemeleri uygulamaya koyması yer almaktadır.

Ancak sosyal medya platformlarının kuruldukları ülkelerin hukuk kuralları ve faaliyet gösterdikleri ülkelerin hukuk kuralları arasındaki uyumsuzluklar, ifade özgürlüğü ve sansür tartışmaları, devletlerin toplumsal hareket dönemlerinde sosyal medyayı kontrol ihtiyacı gibi nedenler, düzenlemelerin sağlıklı yapılmasını engelleyebilmektedir.

Bu çalışma #Facebook, #Twitter ve Instagram’da #FeministGeceYuruyusu ve #FeministGeceYürüyüşü etiketi içerisinde yer alan içeriklerde nefret söylemi içeren paylaşım örneklerinin incelenerek sosyal medyada kadınlara ve kadın hareketine yönelik nefret söyleminin inşası ve dolaşımının saptanması amacıyla yapılmıştır.

Çalışma sonucunda, kadına yönelik doğrudan ve dolaylı #nefret #söylemi içeren iletilerin, Twitter’da daha yüksek düzeyde olmakla birlikte üç platformda da yer aldığı ve bu gönderilerin dolaşımının platformlarca engellenmediği tespit edilmiştir.”